Anektod

23 Mayis 2017

Yarım gerçeğin hiçbir değeri yoktur, her zaman tüm gerçek önemlidir.

“Bir kadının, kocasını ve iki çocuğunu gerçek aşkı olup olmadığını bilmediği bir adam uğruna bırakmasını çirkin ve aşağılayıcı bulmuyor musunuz? Pek genç de sayılmayan ve hiç değilse çocukları adına özsaygısı olması gereken bir kadının, böylesi hafif davranışını gerçekten affeder misiniz?”

İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.

Bir kadının kendisini içgüdülerine özgürce bırakmasını, tutkularının peşinden gitmesini, genelde olduğu üzere kocasının kollarında, gözleri kapalı onu aldatmasından daha dürüstçe bulduğumu belirttim.

Bir kadının, hayatının bazı anlarında istemeden ve farkında olmadan bazı gizli güçlerin esiri olabileceği gerçeğini reddetmenin altında, insanın kendi içgüdülerinden, doğasındaki şeytanlıklardan korkmasının yattığını, bazı insanların kendilerini “kolay baştan çıkarılanlar”dan daha güçlü, daha namuslu, daha temiz hissetmekten zevk aldıklarını söyledim.

Uzun yıllar hayal kırıklığı yaşamış, sıkıcı bir evlilik sürdürmüş bir kadının, hayat dolu ve enerjik birinin çağrısına kapılacağı ihtimalini tüm gücümle savundum, hatta bunun mümkün olduğunu söyledim.

İnsanların çoğunun muhakeme gücü körleşmiştir. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu ısrarla sert bir şekilde duyularına kadar nüfuz etmeyen şey, onları neredeyse hiç harekete geçirmez; ancak gözlerinin önünde cereyan eden, duygularına dokunacak en ufak şey bile içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu ateşler. İşte o zaman duyarsızlıklarının yerini gereksiz ve aşırı öfke alır.

— Stefan Zweig | Bir Kadının Yaşamından 24 Saat

18 Mayis 2017

Sen, beni asla , asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için ?

..bütün hayatım bir bekleyişten, senin iradeni bekleyişten başka neydi ki !

Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm.

Henüz tanışmamamıza rağmen, bütün akşam boyunca elimde olmadan seni düşündüm.

.. beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım.

Ben sana bütün hayatımı , hakiki anlamda ilk defa seni tanıdığım gün başlamış olan o hayatı anlatmak istiyorum.

Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de , kendisine acınmasını da , teselli edilmeyi de istemez.

Yalnızca seninle konuşmak istiyorum. Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum ; bütün hayatımı bilmelisin , o hayat ki , hep senindi ve sen onu asla bilmedin.

– fakat bütün gücümü toplamak istiyorum, bir defa , sadece bu defa seninle konuşabilmek için , seninle sevgilim , sen ki , beni asla tanımadın.

— Stefan Zweig | Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

7 Mayis 2017

İnsanlar huzurunu kaçırıyordu, onlarla temasa gelir gelmez de kurtulmak için hemen mazeretler uydurmaya başlıyordu

— Ah, şu zenginler! Meteliksiz olduğum vakitler kızkardeşleriyle görünmeye layık değildim. Bankada hesabım olunca, kızkardeşini kendi elleriyle getiriyor bana.

Hayat beni öylesine doldurdu ki, içimde hiçbir arzuya yer kalmadı. Eğer bir parçacık yer olsaydı, şimdi seni isterdim.

— Şimdi her şey değişti. Aşkımızı yenilemek istiyorsun. Evlenelim istiyorsun. Beni istiyorsun. Ama, bak dinle, eğer kitaplarım şöhret kazanmasaydı, ben yine şimdikinden farklı olmayacaktım. Halbuki sen, benden uzak duracaktın. Hep bu Allah’ın belası kitaplar…

— Korkarım ki ben, senin aşkını tartıp bunun ne biçim bir şey olduğunu anlamak için terazinin kefelerini dikkatle kollayan kurnaz bir tüccarım.

— Senin için ölebilirim! Senin için ölebilirim! Martin zalimce sordu:
— Neden daha önce bu cesareti göstermedin? İşim olmadığı zamanlar? Açlıktan kıvrandığım zamanlar?

— Sanıyorum ki, annen şimdi de benimle evlenmeni istiyordur.
Martin bunu soruyormuş gibi söylemedi. Kesin bir şekilde söyledi, o anda da gözlerinin önünde, kitaplarından kazandığı paralar, rakamlar halinde uçuşmaya başladı.

Hayat, bir falso ve utançtan ibarettir.

Hayat büsbütün acımasızdı ve ezebildikleri arasında yalnızlar başta geliyordu.

Ayrılıklar insan ruhunda bıraktığı acıyla anılır. Bu acı ruhların şekillenmesinden hayat görüşünün değişmesine; hatta insanın kendisini yenilemesine neden olur.

Bir de düşünüyorum da, saflık zamanlarımda, yüksek tabakanın, güzel evlerde oturan eğitimli bankalarda hesapları olan kişilerini adam sanırdım!

Bugün sinirlerim çok yorgun. Sadece seni sevmek istiyorum, konuşmak istemiyorum.

Kendine şen, şakrak, iri yarı, hayata gülerek bakan, ölümle alay eden ve sevebildiği müddetçe seni sevecek olan ateş gibi bir kadın seç.

Senin dünyanda aşka yer olmadığı anlaşılıyor; benimkindeyse güzellik, aşkın hizmetçisidir.

Bu dünyada her şey yolunu şaşırabilir, aşk hariç. Eğer yol aldıkça halsiz düşüp tökezleyen cılız bir aşk değilse, o yolundan çıkmaz.

Benim istediğim; sensin: Seni, yemekten, elbiseden, şöhretten daha çok özlüyorum.

Jack London | Martin Eden

5 Mayis 2017

Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde,
Kaç yaşında oldum sahi?
Saymadım, bilmiyorum…
— Erdem Bayazıt

Hep kötü olaylar, can sıkıcı yaşantılar tekrarlanıyordu; güzellikler, bir kere görünüp kayboluyordu.
— Oğuz Atay

Bir gök yapıyordum deniz kabuklarından
Senin çocukça gülüşüne benzer bir gök
Tersyüz ettikçe onları bir solan bir parıldaya
— Edip Cansever

İçimde hiçbir canlı his yoktu
— Sabahattin Ali

…yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz.
— Stefan Zweig

Bir erkeğin ölümü, kadınının kalbinin kırıklığıyla başlar.
— Tarık Tufan

Oysa bir bilse, gülüşünün kıyısına sığınıp bir ömür geçirebileceğimi.
— Ali Lidar

Rastgele yürürken aklına geleyim sızlasın için…
— Cemal Süreya

Kanatları varmış kalbin.
Sevince uçar,
Sevilmeyince göçermiş.
— Cahit Zarifoğlu

Der misin bir gün;
“inşallah çok bekletmedim seni”
— Cahit Zarifoğlu

Bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır.
— Ahmet Hamdi Tanpınar

Ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.
— Nazım Hikmet

Dünyada ne kadar kuş varsa
Bir fazlası senin soluğunda…
— Ülkü Tamer

Birgün aklına gelecek olursam, bana bir şiir ısmarla.
Eylül’ü konuşalım
— Cemal Süreya

İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez.
— Yaşar Kemal

Sesindeki huzuru kimse bilmesin,
Kıskanırım.
— Edip Cansever

Sonra herkes kendi dünyasına daldı
Geçti geçmez dediğimiz zaman.
Kuşları unuttuk.
— İlhan Berk

28 Nisan 2017

Açlık çektiği sırada, düşünceleri hep dünya üzerinde açlık çektiklerini bildiği binlerce insana takılırdı; ama şimdi karnı tıka basa dolu iken, açlıktan ölen binlere kafasını yormaz oldu.

Martin, Ruth’un el yazısını içine sindirerek, onun kaleminin her dokunduğu yeri severek ve sonunda onun imzasını öperek, taparcasına okudu mektubu.

— İnsanın bir kütüphane dolusu kitap yazıp da kendi hayatını kaybetmesinin ne faydası var?” diye sordu.

Eğer bir şeyi beğenmezsem, beğenmem, işte o kadar; üstelik herhangi bir şeyi insanların çoğu beğeniyor veya beğenmiş görünüyor diye benim de beğenir görünmeme hiçbir sebep bulamıyorum. Hoşlandığım veya hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edemem ben.

Günler aynı tonda geçiyorsa hayat çekilmez olmaya başlayacaktır.

Harcanmış günlerden insana kalan yalnızca yaşadıklarıdır.

Aşk akıl düzlüğünün yukarılarında, tepelerin doruklarındaydı

Ruth’a olan sevgisini yalnızca güzellikle açıklamak olanaksızdı; çünkü onu, güzelliğin soyut varlığından da fazla seviyordu.

Aşk inanmaktır aynı zamanda. Sevgiline gönlünü verdiğin gibi ruhunu da vermektir.

Aşkın, aşıkların yüzlerinde tatlı bir pembe renk bıraktığı söylenir. Yine aşk, aşıkları inceliğe ve zarafete götürür. Aşıkların yüzlerindeki derin izler, hayat boyunca yüreklerinde taşıdıkları güzellik ve zarafetin izleridir.

Herhalde seni sevmekle başardım bunu, zira seni öylesine sevdim ki, senin gibi yaşayan nefes alan bir kadının kalbi şöyle dursun, taştan bir yürek bile eriyebilirdi bu aşkın şiddetinden.

— Beni ne zamandan beri seviyorsun? diye fısıldadı.
— Seni ilk gördüğüm andan beri seviyorum. Aşkından deliye dönmüştüm, bütün bu geçen zaman içinde de daha beter delirdim aşkından. Şimdi ise zırdeliyim; sevgilim. Başım zevkten öyle döndü ki, adeta çılgın gibiyim.

Artık hüznün, ıstırabın, kederin mevsimi sonbahar gelmişti.

Jack London | Martin Eden

24 Nisan 2017

Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır, yarım kalan bir şiir belki de..
— Ahmet Telli

Hayattan ayrılmayı istemeyiz, çünkü tatmin edilmemiş birçok arzularımız vardır.
— Sabahattin Ali

İçimde yarım kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı.
— Sabahattin Ali

Bu hayatta mutlu olmanın yolu, beklentiyi düşük tutmaktır.
Yoksa kanatlarından vurulmuş kuşa dönersin.
— Sabahattin Ali

Düşüncelerim hep onun etrafında dönüp dolaşıyordu.
— Sabahattin Ali

Yaşamak sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
— Tarık Tufan

Her ne hal ise,
Seni düşünmek iyi geliyor bana.
— Ahmed Arif

Mektubun gecikti gene. Belki de ne yazacağını kestiremiyorsun.
Oysa adını yazman yeter. Görünce içim aydınlanıyor.
— Ahmed Arif

Boynundaki o cumartesi kokusu, nereden geldi, nereden sızdı yalnızlığıma.
— Ahmet Erhan

Beklemek üzerine felsefe kitabıydık.
Her şeyi bekliyoruz diyorduk.
— Didem Madak

Öğrendikçe bilmediklerim çoğalmaya başladı.
— Ahmet Ümit

nefesini yüzümde tutuyorum
gülüşünü aklımda.
— Cahit Zarifoğlu

Binlerce sevi geçiyordu geceden..
Biri durmuş, yalnızlığını çiziyordu.
— Özdemir Asaf

Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, canlı bir mezardır.
— Arthur Schopenhauer

Sana her zaman söylüyorum; senin yüzünde gülmek var.
— Edip Cansever

Gece, gündüzün devamı değildir.
— Tezer Özlü

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
— Cemal Süreya

15 Nisan 2017

senden milyonlarca kilometre uzakta, yıldızlarda yaşayan soluk ruh gibi bir kadını sevmeye yelteniyorsun! Sen kim oluyorsun, nesin ki sen? Allah’ın belası! Bir de kıvıracaksın ha?

Çalıştıkça, gözlerinin önünde henüz keşfetmediği daha çok bilgi alanları açıldı ve günlerin yirmi dört saat oluşu, Martin’in devamlı şikayet konusu haline geldi.

Aşkın yargılamayla hiç ilgisi yoktu. Sevdiği kadının doğru veya yanlış yargı yürütmesinin önemi yoktu. Aşk yargıların üstündeydi.

Gündelik hayata ilişkin gelişmeler arttıkça insanoğlu tembelleşmektedir. Gündoğumundaki tatlı uykusunu çalar saatle çözmeye çalışan insanoğlu ne de çok tembelleşmişti.

Yapılacak, yaşanacak o kadar çok şey vardı ki. uykunun, hayatından çaldığı bir dakikayı bile çok görüyordu.

Huzursuzluğun insanı beklentiler ve hayata karşı mutsuz ettiğini düşündü.

— Şey, sen kızlara düşkün değilsin, değil mi? diye sordu,
Martin:
— Hayır, diye cevap verdi. Kendimi kitaplara vermeden önce epey kız peşinde dolaştım. Ama kitaplara düştüğümden beri vaktim olmuyor.

Kendini tamamıyla çalışmaya ve vakit kazanma yöntemleri keşfetmeye vermişti.

Jack London | Martin Eden

9 Nisan 2017

Eğer düşünce eğitimi almış olsa ve düşünmek için gerekli düşünüş araçlarından yoksun olmasa, bu beyin o düşünceleri rahatlıkla kavrayabilirdi. O da bunu gördü. Sözlükteki bütün kelimelerin anlamlarını öğrenene kadar bir süre sözlükten başka kitap okumamayı kafasına koydu.

Konuşmalarını dinlediği hiçbir kadında Ruth’un sesine benzer bir ses tonuna rastlamamıştı. Ruth’un ağzından çıkan en ufak ses, Martin’in aşkını kamçılıyor, söylediği her kelime onu ürpertip kalbinin çarpmasına sebep oluyordu, uyum, müzikal bir modülasyon vardı bu sesin tonunda.

Haftada üç dolarla, kendi kendine bir gaz sobasının üstünde yemek pişiren, gece gündüz çalışıp, hiç oyun oynamadan, eğlenmek nedir bilmeden para biriktiren küçük bir çocuk o otuz bin dolar geldiği zaman tabii iş işten geçmiş olur.

— Ben sağlığa, hayal gücüne sahip olmayı tercih ederim, diye cevap verdi. Nasıl olsa para işini kıvırırım; asıl önemli olan, az kalsın “senin” diyecekti, ama cümlesini değiştirerek, insanın diğerlerine sahip olması, dedi.

— Yalnız giden, hızlı gider, dedi. Martin’in içinden:
— Ama ben, yanımda sen olursan daha hızlı giderdim, diye bağırmak geldi.

Dünyada zaten üzüntü verici bir sürü şey var. Mutluluk veren şeyleri düşünmek beni mutlu ediyor.

Onun aşk macerası, dünya yüzündeki macerasından daha büyüktü.

dünyanın hayranlık uyandıran tarafı, Ruth’un bu dünyada yaşıyor olmasıydı.

Ruth, Martin’in bütün ömrünce rastladığı, tahmin ya da düşündüğü en hayran olunacak şeydi.

Bu öylesine bir kamçıydı ki yüreğini eline almış, zamanı dondurmuş ve bütün benliğiyle bu işe sımsıkı sarılmıştı.

Jack London | Martin Eden

1 Nisan 2017

Hayır, o bir ruhtu, bir tanrısal varlık, bir kraliçeydi; böylesine anlamlı bir güzellik bu dünyaya ait olamazdı.

Gerçekten büyük şairlerin her dizesi, güzel gerçeklerle doludur ve insanlığın yüce, asil olan taraflarına değinir. Onların hiçbir dizesi atılamaz; bu, dünyayı fakirleştirmek olur.

Kitapları, şiirleri severim ben, hem ne zaman vakit bulduysam okudum, doğal olarak hiçbir zaman kafamı onlar üzerinde sizin gibi çalıştırmadım. Onlardan bahsedemeyişimin sebebi de bu zaten. Tıpkı, yabancı bir denizde akıntıya kapılmış, elinde harita, pergel bulunmayan bir denizci gibiyim, işte şimdi gerekli eşyalarımı almak istiyorum. Belki beni, siz düzeltirsiniz.

Sonunda o kadına rastlamıştı, bir gün gelip karşılaşacağına dair uzaktan uzağa bir umut beslediği kadına.

Jack London | Martin Eden

25 Mart 2017

Küçük yavru insanlar gibi düşünebilseydi, yaşamı oburca bir hırs, dünyayı ise avlayanı ve avlananı, yeneni ve yenileni ile bitmek bilmeyen bir kovalamacanın, yok eden sayısız tutkuların egemen olduğu karma karışık, kör, şiddete dayalı, düzensiz, tümüyle rastlantılara bağlı, acımasız, plansız, sürekli bir kargaşalık
olarak niteleyecekti.

Yaradılışın gereklerine ters düşen, doğal kişilikle bağdaşmayan bir işi yapmak zorunda bırakılmak isyana yol açar.

Tüm korkaklar gibi o da acımasızdı.

Jack London | Beyaz Diş

12 Subat 2017

Bir yabancılar kalabalığın arasında yürüyorsanız hepsinin balmumu heykel olduğunu düşünmemek neredeyse imkansızdır ama öte yandan onlar da sizin hakkınızda aynısını dününüyordur.

Aklınızda hangi düşünce olursa olsun, o an aynı şeyi bir milyon insanın daha düşündüğünden emin olabilirsiniz.

Geçmiş tuhaf şey. Hep yanınızda taşıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki on , yirmi yıl önce olmuş şeyleri düşünmeden geçirdiğiniz bir saat bile yoktur; ama yine de çoğu zaman geçmişin, bir tarih kitabındaki bir sürü bilgi gibi , öğrendiğiniz bir olgular kümesinden ibaret kalması dışında bir gerçekliği olmuyor.

Çünkü sürdürdüğümüz şu hayatta -genel olarak insan hayatını değil, şu çağda ve şu ülkedeki hayatı kastediyorum- yapmak istediğimiz şeyleri yapıyoruz.
Hep çalıştığımız için değil. Çiftlik ırgatlarının veya Yahudi terzilerin bile çalışmadıkları zamanlar vardır.

Biri bir kadını temizlediyse ilk şüpheli daima kocadır; bu da insanların evliliğe nasıl baktıklarıyla ilgili az çok bir fikir veriyor.

Erkeğini nikah masasına çekmenin ürkütücü savaşını verdikten sonra kadın cinsi rahatlıyor ve bütün gençliği, güzelliği, enerjisi ve yaşam sevinci bir gecede buhar olup uçuyor.

Bir kadınla on beş yıldır yaşıyorsanız onsuz bir hayatı düşünemez hale gelirsiniz.

George Orwell | Boğulmamak İçin

5 Subat 2017

Evet yoldaşlar, yaşadığımız hayat nasıl bir hayattır? Açıkça söylemekten korkmayalım: Şu kısa ömrümüz yoksulluk içinde, sabahtan akşama kadar uğraşıp didinmekle geçip gidiyor. Dünyaya geldikten sonra yaşamamıza yetecek kadar yiyecek verirler; ayakta kalanlarımızı canı çıkana kadar çalıştırırlar; işlerine yaramaz duruma geldiğimizde de korkunç bir acımasızlıkla boğazlarlar.

Hayatımız sefillikten, kölelikten başka nedir ki! İşte, tüm çıplaklığıyla gerçek budur.

İnsan, üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de, tüm hayvanların efendisidir. Hayvanları çalıştırır, karşılığında onlara açlıktan ölmeyecekleri kadar yiyecek verir, geri kalanını kendine ayırır

hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar eşittir.

İnsanoğlu’nun farklılığı, bütün şeytanlıkları yaptığı alet olan el’dedir.

açlık, zorluk ve hayal kırıklığı hayatın değişmez yasalarıydı.

BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR

“Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız,” dedi, “bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız!”

george orwell hayvan çiftliği

29 Aralik 2016

Hepimiz isimsiz, birbirimize uzak yaşıyoruz; başka kılıklar altında birer yabancı olarak acı çekiyoruz.

Sıkıntı zaten meyilli olanlara musallat olur, üstelik sahici miskinlerden çok çalışanları ya da çalısır gibi yapanları (bu durumda bu ben oluyorum) sever.

Çalısmadan edemeyenlerin sıkıntısı ise en beteri.

Modern meseleler şunlardır ;
1)Aynaların evrimi
2)Gardıroplar

Ben en çok hiçbir şey düşünmediğim, istemediğim hayal kurmadığım , hayali bir bitkinin, hayatın yüzeyinde büyüyen basit bir yosunun uyuşukluğunda kaybolduğum anlarda mutlu olurum.

Doğa insana hem kendine, hem de kendi gözlerinin içine bakamama yeteneğini bahşetmiş.

Konuşmak, başkalarına haddiden fazla ilgi göstermek demek.

insan zevnkin cinselliğin emrine gireceğini daha baştan gördüğü halde kadınları nasıl sever, aşkın hemen pörsümesine nasıl engel olabilir ?

Hayatta daima yalnız bir adamın düşü ol , bir aşığın sığınağı olma.

İnsanın yazmayı aklının ucundan bile geçirmeyeceği,hayalini kurmakla yetineceği dizelerle düzyazılarla dolu sayfalarsın sen.

Düşün bizi avutamayacağını gösterdi, çünkü uyandığımızda vakit hayat, derdimize dert katarmış.

Güldüğünde mutluysan, gülüşün benim zaferimdir.

Sevmek, kendini vermektir. İnsan ne kadar çok verirse, aşk da o kadar büyük olur.

Dolayısıyla aşkların en büyüğü ölüm , unutuş ya da vazgeciştir.

Aşk sahiplenme ister – neye benzediğini bilmeksizin.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

25 Aralik 2016

Her yeni sonbahar, göreceğimiz sonbahara biraz daha yakındır,
ilkbahar ya da yaz için de bu geçerlidir ; ama sonbahar, doğası gereki her şeyin sonunu hatırlatır, oysa ilkbaharda ya da yazın , gördüklerimizin sayesinde bunu kolayca unuturuz.

Şu ölümlü dünyada, tanımadığımız bir limandan kalkmış , bilmediğimiz bir başka limana seyreden bir gemide yaşıyoruz; aynı yolun yolcuları olarak birbirimizi hoş tutmalıyız.

Bütün özlemlerim edebidir.

Çaba sarf etmek bir suçtur, çünkü her eylemle bir düş ölür.

Her zevk bir kusurdur , çünkü hayatta herkes zevk peşinde koşar ve herkes gibi davranmak, kusurların en siyahıdır.

Mutsuzluğun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor.

Sanat niye bu kadar güzel ? Çünkü yararsız.

Hayat niye bu kadar çirkin ? Çünkü amaçlardan, tasarılardan ve niyetlerden örülmüş.

Hayat, bir başkasının karman çorman ettiği bir yumaktır.

Sizi günbatımını ya da ay ışığını severcesine seviyor , bu anın hep sürmesinini diliyorum, ama içimde duymam dışında bu arzuya kendimden hiçbir şey katmaksızın.

Hiç bir şey , başkalarının şefkati kadar ağır gelmez insana – kin bile geçemez onu, çünkü kin şefkat kadar sürekli değildir.

Hava soğuk değildi , insanı sadece hayata yeniden başlama mecburiyeti üşütüyordu.

Aşk yanılsamaların en tensel olanıdır.

Sıkıntı dünyadan bıkmış olmaktır sahiden de , yaşadığını hissetmenin rahatsızlığı , yaşamış olmanın yorgunluğudur ; sıkıntı gerçekten de her şeyin haddinden fazla olduğunu tende hissetmektir.

Kendimce düşünüp gözlem yapmaya başladığımdan beri , insanların gerçeği bilmediğini, hayatta çok büyük önem taşıyan ya da sadece yaşamaya fayda sağlayan hiç bir alanda aralarında anlaşamadıklarını fark ettim.

İstemek , muktedir olmamaktır. Eyleme geçmiş olan varsa , bunu eylemi yapabilmesinden önce , ancak gerçekten muktedir olduğu zaman istemiştir.

Umut etmek mi ? Ne var kı umut besleyeceğim ? Günün kendinden başka vaadi yok , gayet iyi biliyorum bir akışı , bir de sonu olduğunu.

Çoğuna göre hayat, kafa yormadan yaşanan can sıkıcı bir şeydir , arada bir neşeli molalarla bölünen hüzünlü bir şeydir,cenazelerin yanında nöbet tuttuğumuz gecelerde sakin saatleri ve bekleme mecburiyetini geçiştirmek için anlatılan fıkralara benzeyen bir şeydir.

Yapayalnız olmak ne kadar da güzeldir.

Soylu olmak için değil, güçlü olmak için değil , kendimiz olmak için saf , temiz olalım.

Sevgi vermek , sevgiyi kaybetmek demektir.

Günün birinde sevecek olsam sevilmem.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

21 Aralik 2016

Evet,sıkıntı budur işte ; ruhun kendine yalan söyleme yeteneğini yitirmesi, düşüncenin gerçeğe uzandığı kesin olan, var olmayan merdivenin eksikliğini duyması.

Aşk bıkkınlık verir, umudumuzu kırar.

Sahip olan, kaybeder. Bir şeye sahip olmaksızın hissedeceğini hisseden ise o şeyi korumuş olur, çünkü o şeyin içinden özünü çekip almasını bilmiştir.

Aşk değil önemli olan, aşkın civarındakiler…

Aşkın hallerini anlamak için , aşkı yaşamaktansa bastırmak daha iyidir.

Özgürlük, yalnız kalabilmeye denir. İnsanlardan uzaklaşabiliyorsan, onlara hiçbir muhtaçlığın, paraya ihtiyacın, sürüye uyma içgüdün , aşka, şana söhrete hevesin ya da merağın yoksa özgürsündür, bunların hepsi sadece yalnızlıktan ve sessizlikten beslenir.

Yalnız yaşayamıyorsan, doğuştan kölesin demektir.

Hayata değmeyelim asla , parmak uçlarımızla bile.

Düşte bile olsa , hiçbir kadının öpücüğü herhangi bir duygumuzu uyandırmasın.

Duyguları yenilemenin tek yolu yeni bir ruh inşa etmektir.

Hissetme biçimini değiştirmeden farklı şeyler hissetmeye ve ruhunu değiştirmeden farklı şekilde hissetmeye çalışıyorsan, boşuna çabalıyorsundur.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

20 Aralik 2016

Şu ölümlü dünyada, tanımadığımız bir limandan kalkmış, bilmediğimiz bir başka limana seyreden bir gemide yaşıyoruz.

Bütün bunların üstüne mutlu muyum yoksa mutsuz mu , bilemiyorum ; ve bu umurumda bile değil.

Felsefe , sonsuzluğun farklı tezahürleri altında yürütülen bir diplomasi olarak özetlenebilir.

Hayatta aradığım ne varsa, hep kendiliğimden vazgeçtim aramaktan.

Sadece çok büyük dertler uzaklaştırmaz bizi kendimizden; küçük terslikler de , bilmeden hepimizin özlem duyduğu huzuru zedeleyebilir.

Hemen hep kendimizin dışında yaşarız ve hayat hiç bitmeyen bir bozgun, bir dağılmadır.
Bir taraftan da bir merkez gibi kendimize yönelir, kendi etrafımızda gezegenler misali saçma, uzak elipsler çizeriz.

Sanat, insanın eylemi ya da hayatı başından atmasına denir.

Sevilmek, gerçekten sevilmek nasıl büyük bir yorgunluktur!

Başkalarına hükmetmeye ihtiyaç duymak, onlara ihtiyaç duymak anlamına gelir.

İnsan her şeyden bıkar , anlamak hariç.

Ama modern çevre zihnimizin insa etmek için gereken niteliklere sahip olmasını kesinlikle engeller.

Başkalarıyla temasımı mümkün olduğu kadar azalttım. Hayata olan sevgimi tamamen silmek için elimden geleni yaptım.

İçimizin en derin yerindeki bizlerin yalnızlığıdır, ama onunla aramizdaki şey de hayatla aramızdaki derin uyumsuzluğu kuşatani en az bizim kadar durgun, pis sularla dolu bir hendektir.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

19 Aralik 2016

Hayatta uyuyabilmekten daha büyük zevk tanımıyorum.

Ne türden olursa olsun şiddeti daima, insanoğlunun özündeki aptallığın hoyrat bir yansıması görmüşümdür.

Kendi kendiyle savaşamayan insan başkalarıyla savaşır.

İnsanları yönetme sanatının temelinde iki ilke yatar ; onları baskı altında tutmak ve aldatmak.

Eylemsizlik bütün dertlerin tesellisidir. Hareket etmemek bize her şeyi verir.

Mutluluğumun nedeni, kendimi mutsuz hissetmemin imkansız olmasıydı.

Hayatı tekdüzeleştirmek bir bilgeliktir , çünkü ozaman en küçük olay bile insanı büyütebilir.

Düş uyuşturucuların en doğalı, bunun için de en kötüsüdür.

Ölümden yapılmışız biz. Hayat diye kabul ettiğimiz şey, gerçek hayatın uykusu, varlığımızın gerçek halinin ölümüdür.

Hiçlikte ne üstünlük , ne alçaklık , ne de herhangi bir mertebe olmadığına göre, ne bakımdan üstün olabilirim ?

İstemediklerimi yapmaktan , sahip olamayacaklarımı düşlemekten bir türlü vaçgecmemenin, durmus bir meydan saati kadar saçma bir hayatı(yaşayarak?)
sakız gibi uzatığ durmamın sebebi budur işte.

Sıradan insan , hayat ne kadar çetin gelse de, en azından fazla düşünmeyerek mutlu olabilir.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

16 Aralik 2016

Her duyguda başka biriyim ben, tanımlanmamış her izlenimde azap çekerek yenileniyorum.

Yaşamak zorunda olmanın dehşeti yataktan benimle birlikte kalktı.

Ne umutlarım var, ne de pişmanlıklarım. Hayatımın bügüne kadarki halini -yani çoğunlukla, istediğimin tam tersi şekilde aktığını bildikten sonra ne söyleyebilirim ki geleceğim hakkında , beklemediğim, dilemediğim bir şey olacağından , benim dışımdan bir yerden , hatta bazen kendi irademin bir oyunu olarak başıma geleceğinden başka ?

Çözülebilir sorun yoktur. Bir sorunun varlığı, özünde , bir çözümün yokluğunu taşır.
Bir olguyu aramak , olgunun var olmadığı anlamına gelir. Düşünmek , var olmayı bilmemektir.

Biz aslında insanları sevmeyiz. Sevdiğimiz, bir insan hakkında oluşturduğumuz fikirdir.
Kısacası kendi uydurduğumuz bir kavramı ve sonuç olarak kendimizi sevmekteyizdir.

En çok anlamak yoruyor bizi. Yaşamak, düşünmemektir.

Yazmak, unutmaktır. Bunun yanı sıra edebiyat, hayatı görmezden gelmenin de en hoş yoludur.

Vazgeçmek, kendimizi özgür kılmamız demek.
Hiçbir şey istememek ise , güç sahibi olmak anlamına gelir.

Hayattan, kendimden hiçbir şey istememekten gayrı isteğim olmadı.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

15 Aralık 2016

Aşk cinsel bir içgüdüdür ; ama sonuç olarak cinsel içgüdümüzle değil, bir başka duygunun var olduğunu varsayarak severiz. Ve bu varsayım da hakikaten başlı başına, başka bir duygudur.

Bu satırları yazmamın, daha doğrusu karalamamın nedeni bunlardan bahsetmek değil, hatta herhangi bir şey söylemek de değil; tek amaç, dikkatsizliğimi meşgul etmek.

Uyuyan bir insanı öldürmekle bir çocuğu öldürmek arasında büyük bir fark görmüyorum.

Sıradan bir insan için , hissetmek yaşamaktır, yaşamayı bilmektir. Ben ise yaşamak düşünmektir, derim ; hissetmek ise düşünmeyi beslemekten başka işe yaramaz.

İnsan, gördüğü şeye anlam verme yetisini yitirmiş, ama var olanları kusursuzca görüyor , evet , orası öyle.

Düşlerim saçma birer sığınak , yıldırıma karşı şemsiye açmaktan farkı yok.

Hayatım dayak yemekle geçiyor sanki.

Yakından bakıldığında insanlar değişken bir tekdüzelik içinde yaşıyor.

Mesele şu ki , bir şey üzerinde ne kadar yoğun düşünürsek düşünelim, düşünce gücümüzle onu ne kadar dönüştürürsek dönüştürelim , bütün çabalarımıza rağmen o gene de bir düşünce nesnesi olarak kalacaktır.

Aşktan tek dileğim, uzak bir düş olarak kalmasıydı.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

14 Aralik 2016

Ömrüm boyunca, hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer başka koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu , olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir düşmanlık vardı, desem yeri var.

.. çünkü karanlık gece demek , gece ise uyku , yuva , özgürlük.

Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız.

Hayatımda kıyıda köşede kalmış ne kadar acı varsa hepsi günlük hayatın hiç bitmeyen, beklenmedik fırsatlarından yararlanarak sırtlarına geçirdiği neşe kisvesinden , her türlü duygudan arınarak gözlerimin önünde soyunuyor.

Anlamak için , kendimi yok ettim. Anlamak, sevmeyi unutmaktır.

Yalnızlık umudumu kırıyor; yanımda birilerinin olması üzerime ağırlık yapıyor.

İnsan baskı altında yaşamamışsa , özgürlüğün değerini ölçemez.

Hepimizde kendini beğenmişlik var ve bu , başkalarının da var olduğunu , onların da bizimkine benzer bir ruha sahip olduğunu unutturuyor bize.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

7 Aralik 2016

Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan ?
Hayatımı toprağa veriyorum.

Bugün size bu satırları duygusal bir ihtiyaçtan ötürü, sizinle karşılıklı konuşabilmek için yanıp tutuştuğum için yazıyorum. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi , söyleyecek hiçbir şeyim yok.

Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim.

Irmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna göre , asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların tek nedeni de bu.

Tam olarak delilik sayılmaz bu halim , ama delirenler herhalde kendilerine acı veren şeye teslim oluyordur , ruhundaki sarsıntılardan yavaş yavaş zevk almayı ögreniyordur.

Hissetmek – ne renktir acaba ?

Modern tarzda döşenmiş bir oda da olsa, sıkıntı insanın rahatını kaçırır, fiziksel bir acıya dönüşürmüş.

Ben ne olursa olsun ait olduğu ortamın hep kıyısında duran ve yalnızca bir parçası olduğu kalabalığı değil , aynı zamanda yanı başındaki büyük boşlukları da görebilenlerdenim.

Bilinmeyen bir güzelliğin görkemi, nasıl da karanlık bir görkemdir.

Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur , canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun.

Huzurlu odamda, kederler içinde yazıyorum ,şimdiye kadar olduğum, bundan sonra da olacağım gibi yapayalnızım.

.. ne var ki asla kalıcı bir duygu , asla ruhun özüne nüfuz eden, kalıcı bir heyecan duyamam.

Her şey ilgimi çeker , ama hiçbir şey beni avucunda tutamaz.

Yaşamak , başkalarının niyetleriyle örgü örmektir.

Bizi birbirimizden ayıran şey, o hayalleri gerçekleştirecek gücümüzün ya da kendiliğinden gerçekleştiklerini görecek kadar şansımızın olup olmamasıdır.

Huzursuzluğun Kitabı | Fernando Pessoa

5 Aralik 2016

yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Nâzım Hikmet

4 Aralik 2016

Ne varsa üstünde yerin
Ve de içinde göklerin,
Bilimi ve doğayı kavrasam derim.

Kendine bir güvendin mi, yaşam da seni seçer.

Şeytanı hiç fark etmez bu millet

Ey aşk, en hızlı kanadını isterim,
Götür beni onun diyarına.

Olası mı, böyle güzel mi bu kadın?

Kadınlarla hiç şakaya yeltenmem.

Bir saatcik koyamam mı başımı göğsüne,
Karışmayacak mı ruhum ruhuna, gönlüm gönlüne?

Johann Wolfgang Von Goethe | Faust

27 Kasim 2016

Bedenim yıllarca bekler, çıkarmaz sesini, ama sonra bir gün dayanılmaz özlemlerle sarsılır; tiksinç,
pis, bildik bayağılığı ister, yalnız onu arar.

… beş, altı saat… Konuşmak için çok az; susmak, elele
tutuşmak, bakışmak için yeter.

Dileğim de pek yok, ama şu yeryüzünde sen varsın, şükrediyorum, sevinçliyim; şu koca yeryüzünde seni bulacağımı hiç ummamıştım

Söyle Milena, gözüme ne zaman biraz uyku girecek? Cumartesi? Yoksa pazar gecesi mi? Ne dersin?

Seni içimde sıkı sıkıya nasıl taşıyorsam, nasıl inanıyorsam bunun böyle olduğuna, dediklerine de öyle inanıyorum…

.. denize düşmüşüz sanki, elimizde olmadan ordan oraya sürükleniyoruz…
Boğulmuyorsak, bu da kötülük olsun diyedir.

Bana öyle geliyor ki, yeryüzünün en saçma işi: suçun kimde olduğunu aramaktır.

Sana yazarsam uyuyamıyorum yazmadığım günler hiç değilse birkaç saat yumabiliyorum gözlerimi.

Gürültü, patırtı istemiyorum, karanlık olsun istiyorum,
bir yerlere gizleneyim diyorum, bunu istiyorum işte, bunu arıyorum,
bunun ardından gideceğim, elimde değil.

Birlikte geçireceğimiz bir gelecekten neden söz ediyorsun, Milena? Olmayacağını bildiğin için mi?

Birlikte yaşayabileceğimiz başka şeyler vardır belki; yeryüzü bir sürü “belki’lerle dolu, ne yazık ki, ben
bilmiyorum.

Ama dün gece çok düşündüm onu, saatlerce; önem verdiğim uykumun düşman saatlerini onu düşünerek uyanık geçirdim…

Franz Kafka | Milena’ya Mektuplar

26 Kasim 2016

Seninle konuştuğum gibi, kimseyle rahat konuşamam, kimse senin kadar benden yana olmadı da ondan, kimse senin kadar iyi niyetli ve her şeyi kavramış
değil de ondan…

Koca deniz, dibindeki küçücük taşı nasıl severse, benim de sevgim öylesine yığılıyor üstüne.

Bir özelliğin var -yanılmıyorsam doğuştan böylesin, her yerde görülmüyorsa etkisi, suç sende değil
kimsede olmayan bir şey, sende gördüm yalnız, gene de akıl erdiremiyorum: kimseyi üzmeme özelliği.

… sana sarılma isteğimi hoş göstermek için belki de bütün bunlar, kim bilir?

Üç gündür tek başına oturmanın mutluluğunu da yitirdim, bizimkilerin yanına taşındım gene.

Alıkça ettiğim şakaları anlatma sakın dolaba. Odanda duran her şeyi seviyorum, çılgın gibi. bil bunu.

Durmadan sormak gelir insanın içinden, uyuyamamak demek, bir şeyler öğrenmek demektir, zaten; sorulara karşılık bulunsa kaçar mı kişinin uykusu?

Bir aydır hiçbir işe yaramayan gözlerim seni görecek!

Elimden hiçbir şey gelmeden şu kapalı, üzüntülü göğe bakıyorum:

Franz Kafka | Milena’ya Mektuplar

20 Kasim 2016

Neyse, bırakalım bunları, durma üstünde, uzat elini, bir daha da çekme

Aklı başında aranınca bulunması güç değilmiş; yanılmışım

ama güzellikten başka bir şeydin o pazar günü, cennetin yeryüzüne inmesi gibi bir şeydin

…uzun uzun ellerini öpmek istiyorum, hiç bırakmamak istiyorum ellerini, ne çeviri yapsın bu eller
bir daha, ne de istasyondan bavul taşısın

Mektupların olur mu hiç? Mektupların yaşama gücü veriyor bana, akşamı edemem onlar olmazsa, günümün iyi geçmesini sağlıyor onlar.

İnan ki, kıskanç değilim, ama kıskanmanın yersiz olduğuna akıl erdirmek güç geliyor biraz.

Kıskanç olmamayı başarıyorum da, kıskançlığın yersizliğine akıl erdirmeyi başaramıyorum.

Franz Kafka | Milena’ya mektuplar

17 Kasim 2016

Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız; bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız, böyle ise sevinmem
gerekir.

İki şey bekliyorum sizden: Ya sürecek sessizliğiniz, bu demektir ki: “Üzülme, iyiyim”, ya da yazacaksınız bana.

Şöyle oluyor: Beyin yüklenen üzüntüleri, acıları çekemez duruma geliyor. “Benden bu kadar” diyor…

Şöyle de diyebiliriz: Bu işlerde erkeklerin daha az karşı koyma güçleri var. Oysa
kadınlar, suçları olmadan acı çekerler. “Ellerinde olmadan” değildir bu acı çekiş, gerçekten çekerler acıyı…

Uykusuzluğa karşı koymak budalalık… Yeryüzünde en suçsuz nesne uyku, oysa en suçlu varlık insan!

Öyledir işte, şeytanın eziyet ettiği kişi, öcünü hiç düşünmeden en yakınından alır.

Karşılaştığınız bir dostunuza, birdenbire 2×2’nin kaç ettiğini sorarsanız şaşırır, delilere sorulur bu soru da ondan,
ilkokuldur bu sorunun yeri.

Yaşamımız diyorum, nasıl olsa bulanık bir su… Ne demeye onu daha da bulandırmak?

Başınızı ellerimin arasına alıp gözlerinize bakmak istiyorum Milena…

Bu ters dünyayı ne zaman birazcık düzene sokacaklar, dersiniz?

Güzel şey mektubunuza kavuşmak, ona uykusuz bir kafayla cevap vermek zorunda kalmak!
Ne yazacağımı bilmiyorum, şurada satırların arasında dolaşıyorum,
gözlerinizin ışığı altında, soluğunuz var üstümde, mutlu, güzel bir günde gezer gibiyim.

Gözlerimin önünde ayaklarınız var, okşuyorum onları.

Kişiler ancak birazcık sevinçli oldukları vakit gevezedirler

Kaçırılır bu kadın, yangından, yeryüzünden, kucağa alıp
kaçırılır… O da güvenle, istekle sokulur insana.

Dış görünüşün vız geliyordu bana, sözlerine önem veriyordum yalnız.

Bu çocukluktaki inançlar, gün geçtikçe yerleşir içimize,
bizi körü körüne ağırbaşlı, korkak biri yapar.

Ancak akıl hastanesinde dinlenebilir insan; gözünü sabahtan akşama dek bir yere dikip oturacak…

Böylesine arınmış birine el uzatmak için yürek ister. Benim elim kirli, titrek, kararsız.

Dün geceyi, yarıma kadar sana yazmakla, geri kalan vakti de seni düşünmekle geçirdim.

… oysa ben bütün vaktimi, bütün vaktimden daha çoğunu, yeryüzünün bütün vakitlerini sana ayırmak istiyorum, seni düşünmek, seni yaşamak için.

Yeryüzünün şu itişip kakışmasmı hiçe sayarak, yalnız ikimizi ilgilendiren konulardan söz edebiliyorum sana.

kimi zaman yalnız kalabilmek, mutluluğun ilk koşulu.

Ne olacak diye bugünden kafa patlatmaya ben de karşıyım – karşıyım, çünkü sen varsın yaşamımda

Kıskançlık, evet kıskanıyorum, ama söz veriyorum Milena, hiç üzmeyeceğim seni kıskançlığımla…

Kişi nelere sahip olduğunu bilmeyen bir “kapitalist” aslında.

Kişi yorgun olunca bencil de oluyor…

… sözgelişi odandaki, o her zaman seni görebilen mutlu dolap olsam, ne iyi olurdu:
Seyrederdim seni, koltukta oturuşunu, mektup yazışını, yatışını ya da uykuya dalışını.

Sana inanmasaydım, ilgilenir miydim seninle?

… gene her gün yaz bana, kısacık da olsa yaz, bugünkü mektubundan daha da kısa olsa,
iki satır ya da bir satır, bir sözcük olsun yaz Milena…

Franz Kafka | Milena’ya mektuplar

30 Ekim 2016

En güçsüz yanı da karşı cinse aşırı tutkusuydu.

Elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru.

Başarıya ulaşmak istiyorsan, şiirden medet umma.

karanlık bastıktan sonra sana gelmesini istiyorsan, ona tatlı şiirler yerine bir çift küpe armağan et demek istiyorum.

İnsanı görev yapmaktan alıkoyan, hiçbir iyi şeye götürmeyen şiir yazma işinden el çekmemi öğütledi.

Şu erkekler ne tuhaf! Bir hafta sonra kesinkes unutacakları bir söz için, boğazlanmaya, yalnız kendi hayatlarını değil… başkalarının mutluluklarını da feda etmeye hazırdırlar.

Başıma ne gelirse gelsin, son nefesimde bile dudaklarımdan senin adın dökülecek, son duam seninle ilgili olacak, inan bana!

Fakat cinayetle, haydutlukla yaşamak, leş gagalamaktır bence.

O sırada içimi kaplayan hoşgörü; nefretimi de, öfkemi de bastırmıştı

Bırak şu boş boğazlığı. Çok konuşanların cehennemde yanacaklarını unutma!

Akıl almaz olaylar bizi öylesine bağladı ki birbirimize, dünyada hiçbir güç bu bağı koparamaz.

… sana doğru bildiğim şeyi söylemek zorundayım: İnan ki evlenmek ahmaklıktır.

Araya ayrılık girince sevda saçmalığı kendiliğinden geçer, her şey yoluna girer.

Aleksandr Puşkin | Yüzbaşının Kızı

25 Ekim 2016

Bütün kitaplarını tek tek ve mümkün olduğunca çabuk okuma hevesine kapıldım.
Bilmem, belki de onun bildiği her şeyi öğrenirsem, onun arkadaşlığına daha çok layık olurum diye düşündüm.

Çok iyiyim, içim de rahat ama nedense kendimi en iyi hissettiğim anlarda bile
hüzünleniyorum.

Çocukların düşünceli olmalarına hiç dayanamam Varenka, bunu görmek bile çok üzücü!

Edebiyat bir resimdir ya da daha doğrusu hem resim hem de aynadır.

Bir kâğıt dolusu yazı yazmak için ne kadar çaba harcar insan?

Size bu kadar şey yazdıysam bugün çok mutlu olduğumdan

Size kitaplar göndereceğime söz veriyorum

Tek bir damla gözyaşındaki şiiri görebilselerdi!
Bırak da gözyaşlarını öpeyim, o kutsal yaşı kurutayım…
O bu dünyaya ait bir kadın değil!

İnsanın alıştığı yerde yaşaması iyidir, zamanının yarısı sefillikle geçse bile iyidir.

Zaman zaman özellikle de hava kararırken kendimi yapayalnız hissediyorum.

Siz olmazsanız nasıl yaşarız burada, bir düşünün!
Bakın, size kitap falan getiririm. Sonra belki bir yerlere yürüyüşe gideriz.

Sizi bir an düşünmekle bile neşeleniyorum…

Param yoksa ve çay bile alamıyorsam bundan söz etmeye ne gerek var?

Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır.
Zavallı ve mutsuz insanlar daha kötü olmamak için birbirlerinden uzak durmalıdırlar.

Sizi sevmekten başka yapılacak bir şeyim olmadığını bilseydiniz böyle şeyler söylemezdiniz.

Kalbimin derinliklerinde acıdan başka bir şey yok.

Her şeyi çok fazla ciddiye alıyorsunuz, bu yüzden de çok mutsuz oluyorsunuz.

Eğer insan başka birisinin dertlerini bu denli ciddiye alıp ilgilenirse sonu mutsuzluk olur!

Bilirsiniz insan başkaları için giyinir. Ayakkabılar insanın onurunu ve adını korumak içindir.

Beni ençok mahveden nedir biliyor musunuz Varenka?
Para falan değil, bütün bu günlük sıkıntılar, fısıldaşmalar, gülüşmeler ve şakalar.

Hiçbir yeteneğim yok ama yine de kalbi ve aklı olan bir adamım.

Neden başkaları hiç beklenmedik bir şekilde mutluluğa ulaşırken, iyi insanlar mutsuz yaşamaya mahkûm ediliyorlar?

Gölgenizi bile görmek bana yeterdi.

Sizi düşünmek yaralı kalbime merhem sürmek gibi bir şey.

Sizin için acı çekiyorum ve bu acı bile kalbimi rahatlatıyor.

Her şeyiniz olacak küçük güvercinim, hazinem, meleğim.

Üşütürsünüz meleğim, küçük kalbiniz üşür!

Ne de olsa ben akılsız ve basit bir adamım.
Aklıma her geleni yazıyorum. Belki de siz… neyse boş verin!

Şu anda okumak istemiyorum ama biliyorsunuz kış geliyor, geceler uzun ve sıkıcı
olacak. O zaman okuyabilirim

Sadece yazmış olmak, size yazmak için yazıyorum… Sevgilim, küçük güvercinim

— Dostoyevski | İnsancıklar

22 Ekim 2016

Ben de bir zamanlar iyi görürdüm! Yaşlılık şaka değil yavrucuğum!
Şimdi bile gözlerim bulanık görüyor. Akşam çalışınca ertesi sabah gözlerim kan çanağı gibi oluyor, yaşarıyor. İnsan içine çıkamıyorum.

Sizi insanın zevki, doğanın süsü kuşlara benzettim.
Sonra birden dert ve tasa içinde yaşayan biz insanların,
havadaki kuşların kaygısız ve masum mutluluklarını kıskanmamız gerektiğini hissettim

Geçmişe bakmaya da korkuyorum. Orada daha çok mutsuzluk var. Bunları hatırlamak
bile kalbimi parçalamaya yetiyor.

Şiire gelince canım, size şu kadarını söyleyeyim ki benim yaşımda bir adamın öyle şiirle falan uğraşması pek
yakışık almaz. Şiir saçma bir şey zaten!

— Dostoyevski | İnsancıklar

19 Ekim 2016

Sanki üzüntülerimin kaynağı yalnız oydu.
“Ya geliverirse ben ne yaparım?” diye düşünüyordum.

Utanmadan, yalan bir maskeye bürünmek yok mu ya, asıl aşağılık olan da budur işte!

Birinin yaşantısını istediğim biçime sokmak için nasıl da bu denli az, bu denli ucuz (hem de yapmacık, kitaptan alma, uydurma) masumluk sahnesi yeterli geldi!

Evime çekinmeden, serbestçe…
Evimin kadını olarak gir
Aleksandr Puşkin

Yoksulluğumdan utandığımı sanma… Tersine, yoksulluğumla
övünürüm. Yoksulum ama soyluyum da… İnsan hem yoksul, hem de
soylu olabilir… Neyse, neyse… Çay içer misin?

Bana: “Güzel bir çay içmek mi istersin, yoksa dünyanın batmasını
mı?” diye sorsalar, hemen “Çay içmek!” diye bağırırım.

İnsan yaşadığı sürece ancak bir kez bütün içindekileri döker,
o da iyice bunalıma düştükten sonra…

Seven bir kadının erkeğiyle ilgili olarak gözünden
kaçmayacak her şeyi, özellikle mutsuz olduğumu fark etmişti.

Evet, onu kıskandığım için ondan nefret ediyordum…

Kolay elde edilmiş bir mutluluk mu, yoksa insanı yücelten acı mı daha iyi?

Bize insan olmak, yani etiyle kemiğiyle insan olmak bile yük
geliyor; bundan utanıyoruz, ayıp sayıyoruz.

— Dostoyevski | Yeraltından Notlar

18 Ekim 2016

Beyefendi,şunu iyi bilin ki, siz beni hiçbir zaman küçük düşüremezsiniz!

“Bütün bu olanlara gülüp geçecek kadar alçaldın!” diye
düşündüm bir an.

Gerçek sevginin bittiği yerde bütün utanmazlığı, hoyratlığı,
sevimsizliğiyle fuhuş başlıyordu.


-Öyle işte.
Bu öyle işte, “Bırak artık, fazla oldun!” demekti.
İkimiz de sustuk.

Birini sevdikten sonra mutlu olmadan da yaşayabilirsin.

Babalar kızlarına annelerden daha düşkündürler, onun için bir kız baba evinde çok mutlu yaşar… Sanırım, benim bir kızım olsa kocaya vermezdim.

Sevginin bulunmadığı yerde aklı da arama!

Namuslu insanlar yoksulken de iyi yaşarlar.

İnsanoğlunun gözü mutluluğunu görmez de, hep üzüntüleri
üzerinde durur.

Sevişen karı-kocanın arasında geçenleri kimseler bilmemelidir. Aralarındaki geçimsizliği öz annelerinden bile gizlemeli, onlardan hakemlik istememelidirler. En iyi hakem gene kendileridir.
Aşk kutsal bir gizdir, ailede geçenler bütün yabancı gözlerden
saklanmalıdır

Aşk her şeydir. Aşk bir kızın, değeri elmaslarla
ölçülemeyecek servetidir.

— Dostoyevski | Yeraltından Notlar

16 Ekim 2016

Bazen benliğimi saran baş döndürücü sarhoşluğa, eksiksiz mutluluğa
kendimi öylesine kaptırırdım ki, kendimle alay etmek aklımın
köşesinden geçmezdi.

Gerçekten de öyle, dışardan gelecek mucizemsi bir olayla çevremde her şeyin açılıp genişleyeceğine; önümde şanıma yaraşır, yararlı, güzel, özellikle kusursuz bir çalışma
ufkunun açılacağına körü körüne inanırdım.

Hayır, ucunda soyluluk bulunmayan bir davranışa yanaşamazdım ben.

Yeryüzündeki hiçbir varlıkla ilgisi olmayan, bu bütünüyle hayal ürünü aşklarım beni öylesine
doyuruyordu ki sonradan gerçek bir sevgiye gereksinme bile duymuyordum.

Gerçekte birini sevmek benim için gereksiz bir lüks oluyordu.

Bana karşı davranışları benim kendilerine olan davranışımın aynıydı, üstelik onlar benden
tiksindiklerini gizlemiyorlardı.

— Dostoyevski | Yeraltından Notlar

15 Ekim 2016

Doğa neyi, ne zaman yapacağımızı bize hiç sormaz; onu hayalimizde canlandırdığımız gibi değil, gerçekte olduğu için kabul etmeliyiz

hedefi değil, hedefe giden yolu sever

insanın yöneldiği tek hedef, hedefini elde etmek için harcadığı sürekli çabadır, başka bir deyişle yaşamın kendisidir.

yüreği temiz olmayanın anlayışı da kıttır.

insan hiç olmazsa kendi kendisiyle içli-dışlı olabiliyor, gerçekleri çekinmeden söyleyebiliyor mu?

Zamanımızda her aklı başında adam korkaktır, köle ruhludur, açıkçası böyle olmak zorundadır.

— Dostoyevski | Yeraltından Notlar

14 Ekim 2016

Benim asıl kızdığım şey, en sinirli anlarımda
bile içimde bir öfke ya da hıncın bulunmaması

Aklı başında bir adamın sözünü etmekten en çok zevk alacağı
konu nedir, bilir misiniz?
Yanıt: Yine kendisi…

her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık.

Ama şuna iyice inanıyorum ki, değil fazlasıyla bilinçli olmak, bilincin her türlüsü
hastalıktır.

Herhangi bir işe girişmeden önce, bütün kuşkulardan arınarak huzur içinde
olmalıdır insan.

Baylar, kendimi herkesten akıllı saymamın tek nedeni, bitirmek
şöyle dursun, yaşamım boyunca hiçbir şeye başlamamış olmamdır.

İnsanoğlunun çıkarları tam olarak sayılmış mıdır?
Aralarında hiçbir sınıflandırmaya girmeyenler, giremeyenler yok mudur?

Cana kıyıcılıkta en ince ustalıkları gösterenlerin
uygar kimseler olduklarına hiç dikkat ettiniz mi?

Uygarlık sonunda insanlar daha çok kan dökücü olmadılarsa bile, en azından daha kötü, daha
iğrenç birer cana kıyıcı olmuşlardır.

Çünkü insanoğlu ahmak bir yaratıktır, hem de görülmemiş derecede…
Daha doğrusu ahmak değil de nankördör, eşine raslanmayacak
kadar nankördür.

— Dostoyevski | Yeraltından Notlar

13 Ekim 2016

Okyanusun ortasında sal üstünde kalmış bir gemiciden daha yalnızdım.

Kafanız allak bullak olunca söyleneni yapmamazlık edemiyorsunuz.

Sabah uyandığınızda nasıl yüzünüzü yıkayıp temizliğinizi yapıyorsanız , gezegene de aynı şeyleri yapmalısınız ; hem de daha büyük bir özenle.

Tek bir çiçek koklamamış tek bir kez bir yıldıza bakmamış , kimseyi sevmemiş.

İnsan herkesten verebileceklerini istemeli.

Bir otoritenin kabul görmesi mantıklı olmasına bağlıdır.

Eğer kendini yarğılamayı başarabilirsen , o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmıssın demektir.

Kendini beğenmiş insan herkesin kendisine hayran olduğunu düşünür çünkü.

Krallar yönetirler , sahip olamazlar. İkisi çok farklıdır.

.. Yıldızların sahibi de benim ; çünkü onlara sahip çıkmayı ilk ben akıl ettim.

Doğrusu insan sözün ucunu biraz kaçırınca ister istemez gerçeklerden biraz uzaklaşıyor.

İnsanların arasında da yalnızdır insan.

Bir çiçek var… Galiba o beni evcilleştirdi…

İnsanların artık anlamaya zamanları yok.
Dükkanlardan her istediklerini satın alıyorlar.
Ama dostluk satılan bir dükkan olmadığı için dostları yok artık.

Örneğin sen ögleden sonra dörtte geleceksen , ben saat üçte mutlu olmaya başlarım.
Mutluluğum her dakika artar.

İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir.

Gülünü senin için önemli kılan , onun için harcamış olduğun zamandır.

Kimse bulunduğu yerde mutlu değildir.

… neyin peşinde olduklarını bilmeden ekspres trenlere binip oradan oraya telaşla gidip geliyorlar…

bir bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar , ama asıl aradıklarını bulamıyorlar yine de.

… ama kızarmak biraz da evet demek anlamına gelmez mi ?

Antoine de Saint-Exupéry | Küçük Prens

10 Ekim 2016

Ezbere biliyorum yüzünün tüm karmaşıklığını..
— Hasibe Zafer

6 Ekim 2016

Böyle bir yalnızlıkta seni düşünmek kadar büyük özgürlük yok. Kalabalık, yağmalıyor insanı. Senden uzak aldığım her soluk, ihanete dönüşüyor. Sadece sevmek değil bu. Bütün bir dünyasın.

İnsan, bağışlayarak yener yanlışı. İnsanın acısını insan alır. iyilik, böyle kolay yenilmez.

Sesini gökyüzünün yerine koydum koyalı böyle oldum

Gitmesem ölürdüm
kocaman bir yalnızlıktı dönüp geldiğim…

— Şükrü Erbaş
2 Ekim 2016

Burada, hiç yargılanmadan her zaman sevileceksin, dedi.

bir kadını mutlu etmenin ne demek olduğunu bilmiyorsunuz.

babalar da çocukları kadar uzun ömürlü olmalıydı.

Üzüntülerinizi almak, yerinize acı çekmek İsterdim.

Dünyada onun aşkından başka hiç bir şeyim yok.

Bugün artık benim için bir tek korku, bir tek felâket var: O da, bana yaşama zevkini tattıran aşkı yitirmektir.

Canlı ve keskin gözlü, güzel ayaklı, kıvrak bedenli, uzun
boylu bir esmer, değil mi?

Dünyayı, özellikle de sosyeteyi tıpkı bir çamur deryası gibi görüyordu.

Dostum, her zaman sevebileceğiniz bir kadını sevin! Hiç bir kadını terketmeyin.

Hiç değilse, sadece ellerini, avuçlarımda tutabilsem, derdimi asla hissetmezdim.

Dostum, sakın evlenmeyin, sakın çocuk sahibi olmayın! Siz onlara hayat veriyorsunuz, onlar size Ölüm veriyorlar.

Hiç değilse, bir yoksul, sevildiği zaman, kesin
olarak, sadece kendisi için sevildiğini bilir.

— Honoré de Balzac / Goriot Baba

30 Eylul 2016

Beyler, hiç bir şey bilmiyorsanız, bir hanıma saygı göstermesini öğrenin!

Bir aşk, şiddetli ve içtenli olduğu oranda örtülü ve esrarlı olmalıdır.

Babalar, mutlu olmak için, her zaman vermelidirler. Daima vermek, babayı baba yapan şeydir.

ne kadar az bir şeyle beni mutlu edebileceğini bir bilsen!

İnsan, kralsız yaşayabilir ama, her zaman yemek yemesi gerektir.

— Honoré de Balzac / Goriot Baba
29 Eylul 2016

Elbisesine dokunmak, adımımı onunkine uydurmak, sıcaklığını
paylaşmak, ne güzel, ne tatlı, ne zevkli bir şey!

Mutluluğum, eğer birinin hayatına mal olacaksa, benim için çoğu zaman taşınması
pek zor olacak, dedi

Sevilen bir kimseyi beklemek!..
Bu işkenceyi bilen bir kimse, onu başkasına tattırmaz.

Herkesin parası olan çalınmış para, hiç kimsenin değildir!

— Honoré de Balzac / Goriot Baba
25 Eylul 2016

Bakın, bir kadının iki sevgisi olamaz, anlıyor musunuz?

Tutkular hiç bir zaman hesaplarında aldanmazlar

Ama, bir kadını, uğruna ruhunu ters çevirecek
kadar seversen, elbiseleri, arabası, kısacası, bütün hevesleri için paraya, hem
de pek çok paraya ihtiyacı olursa?

Genç bir erkek için, ilk gönül macerasında belki de, ilk aşkta rastladığı kadar sihir ve çekicilik vardır.

Beni henüz, erkeklerde bir gelenek, ya da bir alışkanlık olan kibarlık gereğince seviyorsunuz.
Ama, beni gerçekten sevseydiniz, korkunç üzüntüye, müthiş bir umutsuzluğa düşerdiniz.

Evlilik benim için hayal kırıklıklarının en korkuncudur, bunu size anlatamam.

Para, duygu ortadan kalkınca bir önem kazanır ancak.

Hem mutluydu, hem de hiç memnun değildi

Duygulara para karıştırmak, iğrenç bir şey, değil mi? Beni asla sevemezsiniz, dedi.

Bir kadının heyecanlarını keşfetmesini bilen bir kimse için o an, eşsiz zevklerle doludur.

Ya kendinizi namuslu bir tavan arası odasına sürgün edin, orada çalışmayla evlenin, kendinizi tamamıyle ona verin, ya da başka bir yol tutun.

Taksitle elde edilen şeylere karşı pek müsrif, peşin parayla alman şeylere karşıysa son derece cimridirler.

Yarın zengin ve mutlu olsanız, size göklerden muazzam bir servet yağsa,
sıkıntı ve üzüntü günlerinizde hoşlandığınız yoksul bir erkeği hâlâ sever
miydiniz?

Duygu, bir düşüncenin içindeki bütün bir âlem
değil midir?

— Honoré de Balzac / Goriot Baba

24 Eylul 2016

İlke yoktur, olaylar vardır. Yasalar yoktur, durumlar vardır.

Mahkemelerde, yasanın bir maddesi üzerinde aynı fikirde olan üç yargıç bulamazsınız.

… erdem bölünmez, o ya vardır, ya da yoktur

Yüce, ya da zengin olmayı istemek, yalan söylemeye, eğilip bükülmeye, yerde sürünmeye, doğrulup dikilmeye, yüze gülmeye, ikiyüzlülük etmeye karar vermiş olmak değil midir?

Hayatını seyredip de, onu bir zambak
gibi tertemiz, lekesiz bulmaktan daha güzel bir şey olabilir mi?

Bir mektup bir ruhtur. Konuşan sesin öylesine sadık bir yankısıdır ki, hassas kişiler onu,
aşkın en zengin hazineleri arasına katarlar.

İnsanların üstüne bu kadar düşerseniz, hiç bir başarıya
ulaşamazsınız.

Siz kadınlar, hepinizin aradığı nedir?
Mutluluk,dedi.

— Honoré de Balzac / Goriot Baba

21 Eylul 2016

bir kadının bakışını çekmek için insanın süslü atları, sırmalı uşakları, avuç dolusu altını olması gerekiyor demek ki?

Lüks şeytanı yüreğini doldurdu, kazanç nöbeti onu pençelerine aldı, altın
susuzluğu gırtlağını kuruttu.

Bir erkek aldattığı zaman, kaçınılmaz olarak, yalan üstüne yalan yığmak
zorundadır

Daha yirmi iki yaşındayım, insan, yaşının bahtsızlıklarına dayanmasını bilmeli

Yüreğimiz bir hazinedir, onu bir çırpıda boşaltırsanız, iflâs edersiniz.

Dokunaklı, iğneli sözler, alaylar gelmekte asla gecikmez!

Günün birinde âşık olacak olursanız, sırrınızı iyi saklayın!

Bir kadın, sevdiği erkek uğruna acı çekmekten kim bilir ne kadar zevk duyuyordur!

Bana iyilik edenlere, ya da yüreği yüreğime hitap edenlere karşı çok iyi davranırım.

Zaten, bütün insanlara karşı tek başına bulunmak ve şanslı olmak, oynamaya değer güzel bir oyun, değil mi?

kıskançlığa, çekememezliğe, iftiraya, vasatlığa karşı, bütün dünyaya karşı çarpışmak gerekir.

— Honoré de Balzac / Goriot Baba

19 Eylul 2016

Kapkara iri gözleri, şahane elleri, gayet biçimli ayağı, hareketlerde yakıcılığı gözlerinizin önüne getirin

Boynu aşka davet edici, terliklerin
içindeki ayakları dayanılmaz derecede çekiciydi.

Çok sevdiğimiz bir kimseyi tanımak olanağı yoktur…

— Honoré de Balzac / Goriot Baba

18 Eylul 2016

Mutlu olsa şahane bir güzel olurdu; Mutluluk, kadınların şiiri, elbise de onların süsüdür.

Kadınları ikinci defa yaratan şeylerden, kumaşlardan ve aşk
mektuplarından yoksundu.

Hepsinin öbürlerine karşı, karşılıklı durumlarının sonucu olan
güvensizlikle karışık bir ilgisizliği vardı.

Tıpkı yaşlı karı-kocalar gibi, artık konuşacak hiç bir şeyleri kalmamıştı, işte böylece, aralarında sadece makine gibi bilinçsiz bir yaşantının ilişkileri, yağı tükenmiş gıcırtılı bir çark dönüşü kalmıştı.

Kim bilir, belki de bazı kimselerin birlikte yaşadıkları insanlardan artık elde edecekleri hiç bir şey yoktur.

Sevgilerinin çemberi kendilerine yakın olduğu oranda az severler bunlar. Çember genişleyip yayıldıkça daha iyiliksever, daha yardımsever olurlar.

… bütün dar görüşlü insanlar gibi, olayların çerçevesinden dışarıya çıkmamaya, onların nedenlerini düşünmemeye alışmıştı.

— Honoré de Balzac / Goriot Baba

17 Eylul 2016

— Sen ilim öğrendim, şu kadar göz nûru döktüm diyorsun halbuki biz senin o kadar emeğini ve bu kadar bilgini bir anda elinden aldık şimdi ne gelir elinden, bu kadar çalışmanın ne değeri var?

Bundan sonra sadece yazarak değil kavrayarak öğreneceğine, mürekkep adamı değil kafa adamı olacağına,satırlara değil gönüllere yerletirmeye çalışacağına söz vermişti Gazali.
Ve bu artık geleceğin Hüccet’ül İslâmı için bir prensip halini alacaktı.

16 Eylul 2016

dünya zevklerine karşı duyduğu derin tiksintinin nereden geldiğini bu soğuk hesaplardan anladım

Aşk uçup gittikten sonra, sevgililerin artık birbirlerini görmemelerini gerektiren korkunç zorunluluğu anladım.

Tutkunun verdiği zevkler müthiş şekilde fırtınalıdır, bu zevkler ruhun atılışlarını kıran, gücünü harap eden
kaygılarla ödenir

çünkü her büyük sevgi borçlu olduğumuz öbür sevgilerden çalınır, onların zararına olmak üzere büyür.

Benim fikrime göre, aşk daha çok sükun ister; ben onu, dibi bulunmayan bir göl olarak düşünmüştüm; üstündeki fırtınaların şiddetli fakat ender olacağı,
toplumun lüks hayatından kaçan iki insanın çiçeklerle donanmış bir adada yaşadıkları uçsuz bucaksız bir göl gibi düşünmüştüm.

Bir kadın sevdiği erkeği bir başka kadının mutlu ettiğini görmektense onu can çekişirken görmeyi yeğ tutar.

mutluluk denen şey mutlaktır, hiçbir kıyaslamayı kabul etmez

Evet ama, bedeni iyileştirmeye çalışmadan önce yüreğin iyileşmesi gerekir!

Mutluluk insanı gençleştirir, mutluluğu tatmak istiyorum ben de

Zevklere ve şehvete tutsak olmadan yaşamak, benim sürdürmeyi bir türlü beceremediğim bir seçkinlik değil miydi?

Dakikalar, mutluluk getirmesi beklenen yüzyıllardır.

Bir yanda büyük büyük iddialar, öbür yanda küçücük gerçekler.

Size kıskanç olduğumu, hem de nasıl kıskanç olduğumu söylememiş miydim?

İnsan düşüncelerine hâkim olamaz. Ama düşünceleri, acılar arasında hapsetmek, zararsız hale getirmek mümkündür.

Ne kadar güzel, ne kadar zeki, ne kadar şehvetli olursa olsun, hiçbir kadına önem vermemeye karar vermiştim.
Çok faydasını gördüm bu kararın; inanılmaz bir kafa rahatlığı, büyük bir çalışma gücü kazandım böylece.
Kadınların, bir iki güzel sözle ödediklerini sanarak hayatta bize neler kaybettirdiklerini anladım.

İnsanın vicdanı böyle suçlarla yüklüyse, hiç olmazsa bahsetmemelidir bunlardan.

Gerçeği saklayarak beni aldatmanız gerekirdi, ileride size teşekkür borçlu olurdum.
Mutlu erkeklerin erdemlerinin neden ibaret olduğuna dikkat etmediniz mi hiç?
Daha önce kimseyi sevmediklerini, ömürlerinde ilk bizi sevdiklerini söylerken onların ne büyük bir cömertlik içinde
olduklarını anlayamadınız mı?

— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

15 Eylul 2016

vücudunun eşsiz biçimini, bulunmaz
hatlarını büyük bir sarhoşluk içinde seyredebiliyordum.

hep yan-yana oluşumuz karşılıklı olarak ruhlarınızı en derin noktalarına kadar
tanımamıza yaradı.

çünkü birbirimizin hayatı için bu kadar zorunlu
unsurlar haline geldiğimizi hiçbirimiz şu andaki kadar kuvvetli hissetmemiştik.

Kadınlar hep mızmızlanmak ihtiyacı içindedirler

Yaşlılık günlerimde bu melek gibi kadını yanıbaşımda
göremezsem dünyadaki insanların en mutsuzu olurum

başka sevgilerde ihanete uğramış olsak bile,
burada mükafatını görmüş duygular,
yerine getirilerek başarıyla sonuçlanmış görevler,
o hayalkırıklığını, o bozgunu giderebiliyor.

Bugün acılarım azalmış
bulunuyor, demek size karşı duyduğum sevgide de bir azalma var.

İnsan kimi seviyorsa daima dünyanın en güzel kadını gibi görmez mi
onu?

Hayır, ben kimseyi sevmiş değilim, çölün ortasında büyük bir susuzluk duydum o kadar.

— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

10 Eylul 2016

Hiçbir kadın beni kendine bağlayamıyordu

– Susun! dedi; siz buradasınız ya, her şeyi unuttum gitti! Acı çekmiyorum artık, sanki bugüne kadar da hiç
çekmemiş gibiyim!

– Zambağım benim! dedim. Düşüncemle okşadığım, ruhumla öptüğüm güzel çiçeğim benim, insan şeklinde
açmış çiçeğim.

İnsanın zaafları, temelinden bozuk ve bayağı bir nitelik
taşır, ne yatışacakları, ne de bitip tükenecekleri vardır bu zaafların; dün kendilerine verdiğiniz şeyi bugün de
yarın da, öbür gün de isterler, doymak nedir bilmezler; verilen imtiyazları hemencecik benimserler ve
bunların alanını genişletmeye bakarlar

— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

7 Eylul 2016

Sesindeki gözyaşlarını ifade eden bu kelimelerde, aşkın bileşik faiz hesapları denebilecek şeyin ne güzel bir ödenişi vardı!

Şu çıkarcı dünyada bir sürü adam size duygulara bağlı kalınarak ilerlemenin mümkün olmadığını, fazla saygı gösterilen ahlâk kurallarının
insanın önüne engeller çıkardığını söyleyecektir

çünkü ince tavırlar, güzel davranışlar yürekten ve kişisel onur duygusundan doğar
Nezaket, başkaları için kendini unutmuş görünmekten başka bir
şey değildir çünkü, ne yazık ki, insanlar asıl değerinizi hesaba almayarak, sağladığınız faydalara göre değer verirler size

Krallar da kadınlar gibidirler, kendileri için yapılanı zaten yapılması
gereken bir şey olarak değerlendirirler

Ama bütün bu kadınların, bugün, olmazsa yarın, size mutlaka büyük zararları olacaktır

bütün güzel duygular, ruhların eşitliğine dayanır

Ayrılık yalnız küçük kafalarda, bayağı ruhlarda duyguları
köreltir, ruhun çizgilerini siler, sevilen insanın güzelliğini azaltır.

Tatlılığın örneği olan ve kalbimi öldürücü bir darbeyi bile duyamayacak kadar sarhoş eden o eşsiz gülümsemelerinden biriyle baktı yüzüme.

— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

1 Eylul 2016

… böyle bir yürek taşıdığınız için çok zararlara uğrayacaksınız

… yeminlerimi yenilemek ister gibi ellerine sarılıp öptüm

Erkekler hayatın karmaşası içinde, kederlerini unutmak için türlü türlü şeyler bulurlar, çalışmak avutur onları, çevrelerindeki büyük hareketin içinde oyalanırlar

kadın milleti şeytanın bir uydusudur; en iyisi bile bir yerde
kötülük yoksa tutup yaratır onu

Geçmiş acıların anısı şimdiki acılara eklenip, aşkın tesiri ile ancak
yatıştırabildiğim çarpıntıları yeniden başlatmıştı; aşkın bu gücünü henüz pek bilmiyordum, yine de içgüdüsel bir şekilde kullanmaktaydım onu.

Size gelirken söyleyecek ne çok şeyim vardı; ama yol boyunca düşündüğüm her şeyi sizi görür görmez
unutuveriyorum. Evet, sevgili Henriette, sizi gördüğüm anda, birden hazırladığım sözleri, ruhunuzun,
güzelliğinize güzellik katan yankılarına yakıştıramıyorum; bir de şu var: sizin yanınızda olduğum zamanlar,
öyle sonsuz bir mutluluk ortamına girmiş oluyorum ki, o andaki duygularım eski duygularımın hepsini silip
götürüyor. Size her bakışımda daha geniş bir hayata açıyorum gözlerimi; büyük bir kayalığa tırmanmaya
çalışırken önüne her adımda yepyeni bir ufuk çıkan bir yolcu gibiyim… Sizinle her konuşmamızda tükenmez
hazinelerime yeni bir tanesini daha eklemiyor muyum?

Acılar sonsuz oluyor, sevinçlerin ise bir sınırı var, dedi

Siz insana kupa kupa zehir içirtebilirsiniz, dedim.

Bu nasıl tuhaf ve acı bir kudrettir ki bir meleği bir çılgının ellerine teslim ediyor; içten ve şairane bir aşkla seven bir erkeği kötü bir kadına, yüce ruhlu bir insanı bir alçağa, güzel ve soylu bir kadını sefil bir herife …

Ey çaresiz dertler! İnsanların başına kim sarıyor sizi?

Çok acı çeken insan, çok yaşamış demektir

Kavga kızıştıktan sonra bütün kuralları hatırlamak güç bir şeydir

O günden sonra o benim için sevilen kadın olarak değil, en çok sevilen kadın olarak kaldı
— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

31 Agustos 2016

Daha azını isteseydi, belki daha çoğunu da elde ederdi, ama yazık ki hiç eğilmeyecek kadar
üstündü.

Ruhunun en ıssız köşelerinde saklı bulunan ve yalnız benim keşfettiğim aşkları,
yalnız hayatını değil, aynı zamanda geleceğini de mahveden birtakım
aşağılık serüvenlerden ibaretti.

hayatının mutlu bir dönemi değilse de, üzüntüsüz geçen tek zaman
parçası olmuş.

Arzuymuş, emelmiş, ne varsa ona bağlandı bütün; kırık yüreğini
onarabilmek için onun her şeyi ben olayım istedim.

Bu titreyen yaprak kümeleri arasında bir kadın ne
kadar güzeldir!

Kadınlar hep haklı çıkmak isterler!

Mücadeleden yüz çevirecek adam değildim ama
karşılıklı bir aşkın mutluluğunu tatmadan da öbür dünyayı boylamak istemiyordum

Evet, insanın tamamıyla mutsuz olmamasına olanak yok burada.

.. kendi benliğimize karşı beslediğimiz saygı yüzünden içimize boğmamız gereken suçlar,
ruhu kaplayan cinayetler geçmeye başladı aklımdan, korkunç bir öfkenin pençesindeydim

“Ceza yasalarını mutsuzluk
nedir hiç bilmemiş kimseler çıkarmış” diye düşünüyordum

Bu sırada eteklerinin dalgalanarak çıkardığı hışırtıya karışan ayak sesleri akşamın durgun havasına bir canlılık verdi.

Değiştiremeyeceğim bir şey varsa o da kanılarımdır; çünkü
bende hiçbir şey onlar kadar sağlam bir şekilde yer etmemiştir.

Burada birbirimize rastlamadan önce aynı âlemde yaşıyormuşuz; yalnız siz doğudan çıkmışsınız yola, ben
batıdan.

Merhamet denen şey iflahımı kesiyor, uyuşturuyor beni.

Aşkla geçen bir hayat yeryüzü yasasının ölümcül bir istisnasıdır;
bütün çiçekler solar; büyük sevinçlerin yarını varsa bu kötü bir yarın olacaktır.
Gerçek hayat, bunalımlarla dolu bir hayattır.

Elini aldım, öptüm. Kadını erkeğe üstün kılan, bizi ezen o güvenle elini bıraktı elime.

Saygı öyle bir settir ki büyüğü de, küçüğü de korur, herkesin birbirinin yüzüne doğrudan doğruya bakabilmesini sağlar.

Dünyayı yerinden oynatacak bir güç buluyorum kendimde, ama neylersiniz ki yaşım daha
yirmi bir ve çok yalnızım.

Aşk, kendisi olmayan her şeyden dehşet duyar.

Evet, daha sonraları kadın olduğu için seveceğizdir bir kadını; ama
ilk sevdiğimiz kadının her şeyine tutkun oluruz.

Kelimeler olmayınca, bu kez aramızda kurulmuş bulunan sessizlik ruhlarımızı sadakatla ifade
ediyordu; hiçbir engele rastlamadan, ama öpüşmeksizin, içice geçiyordu ruhlarımız.

bir kayıkla dolaşıyorsanız size elinizi suya daldırma isteğini duyuran, saçlarımızı rüzgâra bıraktıran, düşüncelerinize bir
orman yeşilliği kazandıran o güzel kokuyu duydunuz mu hiç?

Sevdiğin kadınla dolaşıyorsun, ona kolunu veriyorsun, onun gideceği yolu sen seçiyorsun!..
Ne büyük bir sevinçtir bu, bir ömrü doldurmaya yeten ne sınırsız sevinçtir!
Böyle zamanlarda nasıl da büyük bir güvenle konuşur insan!

– Mutluluk getiriyorsunuz bize! dedi.

o tatlı sesiyle güç kazanan bu cümle artık bana dünyada hiçbir kadının
veremeyceği o büyük zevki tattırdı.

Zaten bu kadını size tasvir ederken, özelliklerini ve dehasını
belirtme konusunda yeryüzü dillerinin aciz kalacağını söylememiş miydim?

— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

30 Agustos 2016

Karşılık görmemiş duygular bazı ruhlarda kin haline gelir, bende ise öyle olmadı;
yoğunlaştı bu duygular içimde, bir yer etti kendine, sonra da oradan hayatıma fışkırdı.

Girdiğim toplum çevrelerinin genişliği oranında mutsuzluğumun da büyüdüğünü göreceksiniz

Büyük bir tutku haline gelen bu çalışma eğilimi, ömrümün
ilkbaharının gerektirdiği çekici güzelliklere yöneleceğim bir çağda benim için ölümcül bir tehlike, bir mahpushane oldu.

Onun soğuk tavırları kalbimdeki sevginin gücünü hiçe indirmişti.

Yüreğinde, sevgi dallarından birkaçının uzanabileceği elverişli noktalar olup olmadığını anlamak için onu
incelemek zorundaydım.

Tutkunun bütün cinselliğimizi kavradığı zamanlar, yalnız bir tek hedefe yönelmiş bir tutku yaratmak için, yıldızların birbirine kavuştuğu, bütün koşulların birleştiği, bütün kadınlar arasından yalnız bir kadının belirdiği özel bir an mı var acaba?

Bu kadın, kadın cinsinin bu ender çiçeği, dünyanın bir yerinde oturu-yorsa, o yer muhakkak burasıdır.

ama mutlu rastlantılar bazen yanlış yorumlanmaya öyle
elverişli olur ki

Birçok mutsuz kimseler için boş ve anlamsız bir kelimedir yarın,
işte ben de yarına karşı hiçbir inanç beslemeyenlerden biri oluyordum;
birkaç saatlik bir mutluluğu elde edince, bu birkaç saat içinde haz dolu bütün bir hayat yaşadım.

Hele bir gülebilsin, ne sevinçli bir kırlangıç türküsü çıkardı ortaya!

Bakışlarım konuşan güzelimin üstünde dolaşarak ondan türlü tatlar
çıkarıyor, belinden kavrıyor, ayaklarını öpüyor, saçının bukleleriyle oynuyordu.

Nasıl olmalıdır bir kadının ayakları? İşte onun ayakları da öyleydi; az yürüyen, çabuk yorulan ve elbisesinin
altından çıktığı zaman gözlere bayram ettiren cinsten.

Hayat gibi aşkın da bir bulûğ çağı vardır, o çağ boyunca kendine yeter

Sonradan görme insanlar maymunlar gibidirler, bir maymunun becerikliliği vardır onlarda

— Honoré de Balzac / Vadideki Zambak

En elde edilmemiş şiirdin sen. Kuşluk vakti yazılanlardan…
— Ulus Baker

23 Haziran 2016

Bir insan isterse size sesiyle sarılabilir.
— İlhan Berk

Kokunla aynı odada kaldım.
Düşünebiliyor musun, ceza gibi.
— İlhan Berk

Aşkın doğması için sevgiliyi görmek, aşkın büyümesi için sevgiliyi görmemek lâzımdır.
— Peyami Safa

Bazen birinin yokluğuna o kadar alışırsınız ki, başka birinin gelip o boşluğu doldurmasından korkarsınız.
— Honoré de Balzac

Gitmek sadece bir eylemdir, unutmak ise kocaman bir devrim.
— Nâzım Hikmet Ran

Denizlerim senin kıyılarında sakin,
Bırak ellerini avuçlarımda kalsın
– Ümit Yaşar Oğuzcan

17 Haziran 2016

En zor savaş, geçici ve boş arzularla savaştır.
Benliğini bu arzulardan kurtaran, dünyaya ait tüm musibetlerden, bütün sıkıntılardan kurtulur.
— İbrahim Ethem (kuddise sirruh)

29 Mayis 2016

Her şeyi çok ciddiye alıyordum, sanki ölümsüzmüşüm gibi.
— Jean Paul Sartre

Ben senin en çok sesini sevdim, buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi.
— Ümit Yaşar Oğuzcan

Öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.
— Orhan Veli Kanık

Adınla yer değiştiriyor içimdeki keder …
— Şükrü Erbaş

Çekip gidene her şey mizah, kalıp bekleyene her şey şiirdir.
— Albert Camus

Gözlerin ipekyoludur ömrümün.
— Ahmet Erhan

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum.
— Ahmet Telli
26 Mayis 2016

Ne yazık ki, kime âşık her zaman kendimiz karar veremiyoruz.

O zamandan beri öfkenin acıya karşı en iyi ilaç olduğunu düşünürüm hep.

Hayatının yarısını kendi kendini arayan bir kadını aramakla geçirmektense, yeni bir kadın bulmayı düşünmedin mi hiç?

Biraz garip bir şey bu. Şu gezegende belki beş milyar insan yaşıyor. Ama işte tutup birini seviyorsun ve onu başka hiç kimseyle değişemiyorsun

Hepimiz, birdenbire Venedik köprülerinde ortaya çıkıveren esrarengiz yaratıklarız

Yaşam, sadece kazanan numaraların görülebildiği muazzam bir piyango.

Zaten iyi bir konuşmacı da değilimdir. Bunun nedeni de, aslında iyi bir düşünür olmamam. İnsan iyi düşünemiyorsa, konuşmasının da fazla anlamı yoktur

Hayatımızın aslında hayret verici bir masaldan farkı yok, diye düşünüyordum. Buna rağmen çoğu insan dünyayı gayet “normal” buluyor. Ve bunu dengelemek için, normal olmayan bir şeyler arıyorlar hep, melekler ya da Marslılar gibi. Çünkü dünya onlara hiç de bir bulmaca gibi görünmüyor.

insanların kim olduklarını, nereden geldiklerini hiç sormadan dünyada dolaşıp durmaları, anlaşılamaz bir şeydi bence. İnsan nasıl bu gezegendeki yaşam karşısında gözlerini yumar ya da onu olağan sayabilirdi?

Ben, biz insanların çok zeki, örneğin uzayın ve atomların yapısını inceleyebilecek kadar zeki olduğumuz halde, kendi hakkımızda pek bir şey bilmememizi tuhaf buluyordum.

— Jostein Gaarder
iskambil kağıtlarının esrarı

24 Nisan 2016

İnsanlar biraz daha fazla düşünmeyi başarabilseler, belki de
bu savaşlar, bu ölümler hiç olmazdı diye düşündüğüm çok oluyor. Savaş ve şiddete
karşı en iyi çözüm, küçük bir felsefe kursu olabilirdi belki de! Ya, dünyaya her
yeni gelen insanın kendi anadilinde elde edebileceği “Birleşmiş Milletler Felsefe
Kitapçığı” fikrine ne demeli! Bu fikri BM Genel Sekreterine açacağım.

Bir saniyede ne çok şey olabiliyordu aslında!

“Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmayız
biz ve uykuyla çevrilidir küçücük hayatımız…
Shakespeare’

Laplace da şu düşüncelerle aşırı derecede mekanik bir görüşü dile getiriyordu: Bir zekâ belli
bir anda tüm maddesel parçacıkların konumunu bilebilse “hiçbir şey belirsiz olmayacaktır ve gelecek de geçmiş gibi gözlerinin önünde bulunacaktır”.
Buradaki ana fikir, gelecekte olacak her şeyin önceden belirlenmiş olduğudur.

İnsan ruhu elbette bir bilgisayar programından çok daha özgürdür ama prensip olarak biz de ancak bilgisayar programlari kadar özgürüzdür

Bilmemek çoğu zaman yeni bir kavrayışın eşiğinde olmak demektir.

“Ben” kavramı gerçekte, hiçbir zaman hepsi birarada yaşanmamış, pek çok basit
izlenimin oluşturduğu bir zincirdir. Ben, “birbirini sonsuz bir hızla izleyen, her an
değişim ve hareket halinde olan bir algılar demetinden başka bir şey değildir,”
der Hume

Zaman içinde bir şeyin bir başka şeyi izlemesi, bunların arasında mutlaka bir
“nedensellik ilişkisi” olduğu anlamına gelmez. İnsanları çabuk sonuçlara varmaya
karşı uyarmak bir filozofun en önemli görevlerinden biridir.

Evet, çünkü diğer insanlar da kendi başına birer amaçtırlar. Ayrıca bu yalnızca
başkaları için değil, insanın kendisi için de geçerlidir. İnsan kendisini de bir amaca
ulaşmak için bir araç olarak kullanmamalıdır.

İnsan şu ya da bunun “kölesi” olabilir. Hattâ insan kendi bencilliğinin bile kölesi
olabilir. İnsanın arzularını aşabilmesi bağımsızlık ve özgürlük gerektirir.

doğru olan tarihe direnebilen şeydir…

Eşitlik yalnızca birbirinin dengi insanlar arasında geçerli olan bir şeydir.

Sofie’nin Dünyası
— Jostein Gaarder

16 Nisan 2016

Felsefe zararsız ve yalnızca
eğlence için yapılan bir uğraş değil. Felsefenin konusu kim olduğumuz ve nereden
geldiğimiz. Sence okulda bu konuda yeterli bilgi edinebiliyor muyuz?

hayatın kendisi de acıklı ve ciddi de ondan. Muhteşem bir dünyaya
geliyoruz, insanlarla karşılaşıyor, onlarla tanışıyor ve bir süre beraber yolculuk
ediyoruz. Sonra da aynen dünyaya birdenbire gelişimiz gibi yine birdenbire
dünyadan yok oluyoruz.

Galileo Galilei, “Ölçülebileni ölç, ölçülemeyeni ölçülebilir yap!” ve “Doğanın kitabı matematiksel bir dilde yazılmıştır.” diyordu.

Sofie’nin Dünyası
— Jostein Gaarder

6 Nisan 2016

Her şeyin temelini oluşturan bir “öz madde” var mıydı? Dünyadaki her şeyin
ondan meydana geldiği bir “madde” olduğu varsayılsa bile, bu şey nasıl olup da
birdenbire bir düğünçiçeğine ya da diyelim ki bir file dönüşebilirdi?

Herakleitos dünyanın sürekli zıtlıklar barındırdığına da işaret ediyordu. Hiç hasta
olmamışsak, sağlıklı olmanın ne anlama geldiğini bilemezdik. Hiç aç kalmamışsak,
tok olmanın nasıl bir mutluluk verdiğini bilemezdik. Hiç savaş olmamış olsa, barışın
değerini kavrayamaz, hiç kış olmasa bahar geldiğini anlayamazdık.

Empedoktes belki de bir ağaç parçasının yanışını gözlemlemişti. Çünkü burada olan
şey tam da bir şeyin çözülmesidir. Ağacın çıtırdayıp cızırdadığını duyarız. Bu
“su”dur. Buradan duman çıkar. Bu “hava”dır. “Ateş”i görmekteyizdir zaten. Ateş
sönünce geriye bir şey kalır. Bu da kül ya da “toprak”dır.

Anlamanın da bir bedeli olmalı.
Hiçbir bedel ödemeksizin her bir şeyi anlayan bir arkadaşın olmuş olsa, ona pek
özenmezdin sanırım.

Hippokratesçi tıp geleneğine göre, hastalıklara karşı koymanın en önemli yolu
aşırıya kaçmayan, sağlıklı bir hayat sürmekti. İnsan için doğal olan şey sağlıklı
olmaktı. Hastalıklar, fiziksel ya da ruhsal bir dengesizlik sonucu doğanın
“yolundan çıkması”ndan kaynakta nırdı. İnsanın sağlıklı bir yaşam sürmesinin yolu,
dengeli ve uyumlu olmaktan ve “sağlam bir vücutta sağlam bir kafa”dan geçerdi.

Ama şimdi düşündükçe, bilmediğini bilmenin de bir çeşit bilgi olduğunu anlamaya başlıyordu.
İnsanın hiç bilmediği konularda bilgiçlik taslaması aptallıktı en azından!

Bildikleri azıcık şeylerle yetinen ya da bilmedikleri şeyleri çok iyi biliyormuş gibi yapıp övünen
öğretmenlerden ve bilgiçlerden sözediyorum.

Devamlı doğru olmadığını bildiğin şeyleri yaparak mutlu olabilir misin?

Okuldaki bir öğretmenle bir filozof arasındaki en büyük fark, öğretmenin her şeyi bildiğini sanarak bunları
öğrencilere zorla öğretmeye çalışmasıdır. Bir filozof ise öğrencileriyle beraber anlamaya çalışır.

Bir kez daha dünyanın ne müthiş bir mucize olduğunu düşündü.

Aklın mutlak ve evrensel olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü akıl yalnızca evrensel ve mutlak olan ilişkilerden sözeder.

Duyular dünyasında hiçbir şey var değildir, burada bir şeyler ortaya çıkar ve sonra ortadan kaybolur

Sağlıklı ve uyumlu bir insan nasıl dengeli ve ılımlı ise, “adil” bir devlet de herkesin bütün içindeki yerini bilmesiyle ortaya çıkar.

İyi bir devlet yaratmanın yolu, bu devletin mantıkla yönetilmesinden geçer. Başın vücudu yönetmesi gibi toplumu yönetenler de filozoflar olmalıdır.

Bir tavuk yumurtası bir tavuğa dönüşme olanağını içinde taşır. Ancak bu tüm yumurtaların bir gün tavuk olacağı anlamına
gelmez. Çünkü bir takım yumurtalar, içkin “biçim”lerini gerçekleştiremeden kahvaltı sofrasında rafadan yumurta ya da omlet olup giderler.
Ancak bir tavuk yumurtasından bir kaz olamayacağı da ortadadır.
Çünkü tavuk yumurtasında bu olanak yoktur. Dolayısıyla bir şeyin “biçimi” hem ondaki olanakları hem de sınırlamaları belirler.

İnsanın iyi bir hayat sürmesi için neler gerekir? Bu soruyu kısaca şöyle yanıtlayabilirim:
İnsan ancak tüm yetenek ve olanaklarını kullandığı ölçüde mutlu olur.

Aristoteles üç tür mutluluk olduğunu söyler: İlk tür mutluluk, arzu ve isteklerin
olduğu bir hayattır. İkincisi, özgür ve sorumlu bir vatandaş olarak varolunan
hayattır. Üçüncü tür mutluluk ise araştırmacı ve filozof olunan hayattır.

yalnızca dengeli ve ölçülü olarak mutlu ya da “uyumlu” insan olunur.

Sofie’nin Dünyası
— Jostein Gaarder

4 Nisan 2016

Arasına senin girmediğin iki düşünceyi bir araya getiremiyorum.
— Honoré de Balzac

24 Mart 2016

” Kırıldın mı? ” diye sordun — ben de, “Senin ile benim aramda öyle şey olmaz” dedim.
— Oruç Aruoba

22 Mart 2016
İnsanın bir makineden, daha öte bir şey olması gerekmez miydi?

Her şeyin yılın bu vaktinde büyüyüp gelişmeye başlaması ne ilginçti! Karlar eriyip
havalar ısınmaya başlar başlamaz onca yeşil bitki özünün cansız topraktan
fışkırmasını sağlayan şey neydi?

Yaşamın bir an gelip son bulması haksızlık değil miydi?

Hep varolmayacağı düşüncesini
unutmak için varolduğunu düşünmeye çabalıyordu, ancak yapamıyordu. Varolduğu
düşüncesine yoğunlaşabildiğinde hemen aklına hayatın sonu geliyordu. Ve tersi:
bir gün gelip yokolacağmı düşündüğünde, yaşamın ne kadar değerli olduğunu
anlıyordu. Madeni bir paranın bir ön bir arka yüzünü döndürüp duruyordu sanki.
Bir taraf ne kadar büyük ve belirginse, öbür taraf da o kadar büyük ve belirgin
oluyordu. Yaşam ve ölüm madalyonun iki yüzüydü.

Ölümün farkında olmadan yaşadığını anlamak olanaksız, diye düşündü. Yaşamanın
ne muhteşem ve garip bir şey olduğunu düşünmeden ölümü düşünmek de olanaksız.

Yaşamanın ne güzel bir şey olduğunu anlamak için hasta olmanın gerekmesi ne
üzücü bir şeydi! Bak işte kimine gizemli bir mektup çıkıveriyordu posta
kutusundan!

….iyi bir filozof olmak için gereken tek şey, hayret etme yetişidir…

Hayatta en önemli şey nedir? Açlığın sınırında bir insana
bunu sorarsak, yiyecek der. Soğuktan donan birine sorsak, sıcaklık der. Kendini
yalnız hisseden birine sorsak, başka insanlarla beraber olmak, diye cevap verir.

Elbette tüm insanlar yemek yemek
zorundadır. Herkesin sevgi ve ilgiye de ihtiyacı vardır. Ama bunların ötesinde,
insanların gereksindiği bir başka şey vardır. İnsanlar, kim olduklarını ve neden
yaşadıklarını bilmek isterler.

Tanrı’nın varolup olmadığını, ya da ölümden sonra bir hayat olup olmadığını bir
ansiklopediye bakıp öğrenemeyiz. Ansiklopedi bize nasıl yaşamamız gerektiğini de
anlatmaz.

Bir sihirbazlık seyreder gibidir insanlar: sihirbazın numarasını nasıl yaptığını
anlayamayız. Sihirbazın bir çift beyaz ipek mendili nasıl tavşana dönüştürdüğünü
bilmek isteriz.

Tavşan meselesinde sihirbazın bizi kandırdığını biliriz. Merak ettiğimiz şey bunu
nasıl becerdiğidir. Dünyadan sözederken ise durum biraz farklıdır. Dünyanın
hokus pokus bir şey olmadığını biliriz, çünkü biz de Dünya’da yaşamakta olup onun
bir parçasıyızdır. Aslında sihirbazın silindir şapkasından çıkarılan bizizdir.
Tavşanla aramızdaki tek fark, tavşanın bir sihirbazlık oyununa dahil olduğunun
farkında olmayışıdır. Biz ise gizemli bir şeylerin bir parçası olduğumuza inanır,
şeylerin arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışırız

büyüdükçe sadece yerçekimi yasasıyla kalmaz alıştıklarımız. Aynı
şekilde tüm dünyaya alışırız.

Dünyaya öyle alışmışsın ki artık dünya seni şaşırtmıyor.

Sofie’nin Dünyası
— Jostein Gaarder

11 Mart 2016

Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir. Parçadan bütüne, karanlıktan aydınlığa geçiştir.
— Cemil Meriç

1 Mart 2016

yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de

Bunalımı başlatan şeyi denetleyebilmek hemen her zaman olanaksızdır.

Bir insanın yaşama bağlanı­şında dünyanın tüm düşkünlüklerinden daha güçlü bir şey vardır.

Düşünme alışkanlığını edinmeden yaşamaya alışırız.
Bizi ölü­me her gün biraz daha yaklaştıran bu koşuda, bedenin bu önlenmez önceliği sürüp gider.

Derin duygular da büyük yapıtlar gibi bilinçli olarak söylediklerinden daha fazla anlam taşır her zaman.

Bir kıskançlık, bir hırs, bir bencillik ya da bir cömertlik evreni vardır

Tüm büyük eylemlerin, tüm büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.

Bir insan için dünyayı anlamak onu insansala indirgemek, ona damgasını basmaktır

Bir insanın bizim için her zaman bilinmez kaldığı, bizi aşan, indirgenmez bir
yanı bulunduğu belki de doğrudur.

Aynı biçimde ve donuk bir yaşamın bütün günlerinde, zaman alıp götürür bizi. Ama, bir gün gelir, bu kez de bizim zamanı taşımamız gerekir. Geleceğe dayanarak ya­ şarız: “yarın”, “ileride”, “iyi bir işim olunca”, “yaşlandık­ça anlarsın”. Bu tutarsızlıklara hayran kalmamak elde
değil, çünkü ne de olsa ölmek var işin içinde

Bir kadının bildik yüzü altında, aylarca ya da yıllarca önce sevilmiş kadını bir yabancı gibi bulduğumuz gibi, bizi birdenbire böylesine yalnız kılıvereni bile arzulayabiliriz
belki. Ama zamanı gelmemiştir daha. Bir tek şey: dünyanın bu yoğunluğu ve yabancılığı, uyumsuz budur işte.

İnsan düşüncesinin bir anlam taşıyabilecek biricik tarihini yazmak gerekseydi, yapılacak şey birbirini kovalayan pişmanlıklarının ve güçsüzlüklerinin tarihini yazmak olurdu.

— Albert Camus – Sisifos Söylemi

başarısız boktan bir kış geçirdik
kanımız bile doğru dürüst akmadı
bir sürü çocuğu öldürdüler.
—Turgut Uyar

28 Subat 2016

madem ki hepimiz yargı­cız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz.

Her ne olursa olsun, ne önemi var bunun?
Yalanlar gerçek yolunda buluşmaz mı sonunda?

Doğru, ışık gibi kör eder. Yalansa, tersine, her nesneyi değerlendiren güzel bir alacakaranlıktır.

Tüm yüreği ve bedeni kavrayan dolu dolu bir aşk, gece gündüz hep sarmaş dolaş, neşeli ve coşkun, beş yıl boyunca böyle ve sonra ölüm. Yazık ki bu yok!

Topluma benzer şekilde yaşamak da iyi değil mi ve bunun için toplumun bana benzemesi gerekmez mi?

Ama insan yaşamını sevmediği zaman, onu değiştirmek gerektiğini bildiği
zaman, elinde başka seçeneği yoktur, öyle değil mi?

Artık çok geç, her zaman hep geç olacak

— Albert Camus – Düşüş

26 Subat 2016

Aslında, hiç sevmemiş olduğum doğru değil.
Yaşamımda hiç değilse bir büyük aşka tutulmuşumdur ki bunun da konusu hep ben olmuşum­dur.

Her topluluk, parlak bile olsa, beni çabucak sıkar, oysa hoşuma giden kadınlarla hiç sıkılmamışımdır.
İtiraf etmekte güçlük çekiyorum ama, Einstein’la yapacağım on görüşmeyi güzel bir figüran kızla gerçekleştireceğim bir ilk buluşmaya feda ederdim.
Gerçi onuncu buluşmada Einstein’ı ya da derin kitaplar okumayı özlerdim.

Hayatta olduğunuz sürece durumunuz kuşkuludur, ancak onların kuşkuculuğunu hak edersiniz.
Bu durumda, manzaranın tadına varabileceğimize ilişkin tek bir inanç bulunsaydı, inanmak istemedikleri şeyi kanıtlayıp
onları şaşırtmak zahmetine değerdi. Ama kendinizi öldürüyorsunuz, o zaman size inanıp inanmamalarının ne önemi var.

Ama mutlu olmak için başkala­rıyla fazla ilgilenmemek gerekir.
Bunun üzerine, çıkış yolları kapanır.
Ya mutlu ve yargılanır ya da bağışlanır ve sefil olacaksınız.
Bana gelince, adaletsizlik daha da büyüktü: Eski mutluluklar için mahkum ediliyordum ben.

Biz kendimizden iyi olanlara nadir olarak bel bağlarız. Daha çok onların toplumundan kaçarız.
Tersine, çoğu zaman kendimize benzeyen ve zayıf yanımızı paylaşan kimselere açarız icimizi.

Ben insan işlerinin ciddi olduğuna hiçbir zaman derinlemesine inanamamışımdır.

İşte o zaman ölüm düşüncesi gündelik yaşamımı kapladı.
Ölümümle aramdaki yılları hesaplıyordum. Benim yaşımda ölmüş insan örnekleri arıyordum.

Sevmek ve sevilmek ihtiyacında olduğumdan, aşık olduğumu
sandım. Başka deyimle, aptallık ettim.

Sonsuz yaşamı arzuladığım için orospularla yatıyor ve geceler boyunca içiyordum.
Sabahları, tabii, ağzımda ölümlü insan yaşamının aç tadı kalı­yordu.

İnsan ölümsüzlük oyunu oynar, birkaç hafta sonra ise,
yarına kadar gövdesini sürükleyip sürükleyemeyeceğini bile bilmez.

hiç kimsenin masum olduğunu kesinlikle söyleyemeyiz,
oysa herkesin suçlu oldu­ğunu kesinlikle onaylayabiliriz.
Her insan başkalarının suçuna tanıklık eder, inancım ve umudum bu benim.

Bir insanın öldürülmesi için her zaman nedenler vardır.
Buna karşın, onun yaşamasını haklı çıkar­mak olanaksızdır.

— Albert Camus – Düşüş

23 Subat 2016

Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir!
Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur.

Ben kadın düşmanlığını hep bayağı ve ahmakça bulmuşumdur ve tanıdığım hemen bütün
kadınların benden daha iyi olduklarını düşünmüşümdür.

Tabii, gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı
yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür.
Bunların dı­şında boş gurur ya da can sıkıntısı vardır.
— Albert Camus – Düşüş

22 Subat 2016

Akıllı bir adamla karşılaştığım zaman hemen arkadaşlık kurmadan edemezdim.

Toplumumuzun bu tür bir yok etme için örgütlenmiş olduğuna
dikkat etmediniz mi?

Aşağı yukarı mı? Harika yanıt! Aynı zamanda
akıllıca; hepimiz her şeyde aşağı yukarıyız.

… mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı, ama
yine de aldatıyordu karısını. Bu adam, haksız olduğu
için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık
olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu.
Karısı mükemmel davrandıkça, o büsbütün kuduruyordu.
Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı.
O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vazmı geçti?
Hayır. Öldürdü onu.

şurası gerçek ki her şeyde rahattım, ama hiçbir
şeyden de hoşnut değildim.

Hiç birdenbire yakınlık, yardım, dostluk ihtiyacı duyduğunuz
olmadı mı? Evet, elbette. Ben yakınlıkla yetinmesini
öğrendim.

— Albert Camus – Düşüş

19 Subat 2016

Adam bir yıllık hazırlık yapıyor, ama akşam olmadan öleceğini bilmiyor.

İnsana, kendi ihtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir

insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, hakikatte onları yaşatan
tek şey sevgidir.

— Lev Tolstoy
İnsan Ne İle Yaşar

17 Ocak 2016
Beklemek de bir uğraş. Hiçbir şey beklememek korkunç.
— Cesare Pavese

16 Ocak 2016

Kendimi öldürsem mi, yoksa bir fincan kahve mi içsem ?
— Albert Camus

15 Ocak 2016

İnsan olmak için pek akıllı olmaya gerek yok. Hatta bana öyle geliyor ki, bazen
tam tersi oluyor. Gerçekten zeki ve kurnaz bir adamı al örne­ğin, iyi bir insan çıkması nadirdir.
— John Steinbeck
12 Ocak 2016

Sana bu mektubu, artık senden mektup beklemeyeceğimi söylemek için yazıyorum.
— Didem Madak

9 Ocak 2016

Aşk muhakkak ki bir hastalık… Aşık olduğumuzu
ilk zamanlarda kendimizden bile saklamak istememiz
zaten bunun bir hastalık olduğunu gösteriyor…
Biz mütemadiyen: Değilim, değilim!.. diyoruz.
Ve onu ancak, kolumuzu kımıldatamayacak
kadar bize hakim olduğu zaman kabul ediyoruz.

Ne zaman bana ihtiyacın olursa bil ki o anda ben de sana muhtacım
ve seni bekliyorum.

Hayatın tahammül edilmez meşakkatleri yüzünden
kafaları ölüm düşüncesiyle dolanlar sana
bir kere baksalar bu düşüncelerin acayip bir
rüzgar tarafından sürükleniyormuş gibi kaybolduğunu
ve içlerinin tatlı bir teselli ve ümitle dolduğunu
görürler. Ağlayanların dudaklarını neşeli
bir tebessümle kıvırmak için senin güzel sesinin
duyulması kafidir.

Fakat insanın söyleyecek hiçbir şeyi olmasa bile gene sizi görmek isteyeceği muhakkaktır.

İnsan asıl birisini sevdiğini
anlayınca içinin de kainatı alacak kadar genişlediğini görüyor

Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın
bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır… Hiç olmazsa
bir tek sözü…

Hayatım tasavvur edilemeyecek kadar manasız ve boş geçiyordu.

— Sabahattin Ali

4 Ocak 2016

Ein guter Mensch entschuldigt sich für die Fehler der Vergangenheit.

Ein echter Mensch korrigiert sie.
A good man apologizes for the mistakes of the past, but a great man corrects them
— Goethe

30 Aralik 2015
Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.
— Tarık Tufan

28 Aralik 2015
Kalbinizi ve sesinizi yumuşatın..
— Cahit Zarifoğlu

Yükümüz ağır sorumluluk duygumuz ise zayıf.
— Cahit Zarifoğlu

Ey gece sen de aldatıldın Sana da tuzak kurdu yüzü güneş parıltılı kız
— Cahit Zarifoğlu

Her fikrin karşılığı bir duygu vardır.
— Cahit Zarifoğlu

Ateşe hakiki bir çay koyalım, kenti unutanlardan olalım.
— Cahit Zarifoğlu

Şiirin evi kalbdir ve kalble yazılmalıdır.
— Cahit Zarifoğlu

22 Aralik 2015

Bu dünya soğuk
Rüzgar genelde ters yöne eser
Limon ağaçları kurur
Bahaneler hep hazır
Güzel günler çabuk geçer . .
— Cahit Zarifoğlu

Beni kabullen,kendini yanına al,gidelim.
Cahit Zarifoğlu

Yüreğimdeki duruşunu seviyorum.
Cahit Zarifoğlu

Takdiri ezele teslimiz ama gayrete de aşığız
Cahit Zarifoğlu

Hayalin akıyor kanda.
Cahit Zarifoğlu

Ah hayır zor değil beklerim daha.
Cahit Zarifoğlu

Bir telâş içinde parçalanmış gibiyim.
Cahit Zarifoğlu

21 Aralik 2015

Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba‘de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr.
Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da O’dur.
—Hadis-i Şerif

19 Aralik 2015
Tehlikeli sayılmam artık
Kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum.
— Didem Madak

Sen ruhumun misafir odasında uyursun…
— Didem Madak

Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin
— Didem Madak

Sanki dünya, ölünün başucunda açık kalmış bir radyo.
— Cahit Zarifoğlu

Yüreğinizdeki insanlara bakın, onlardan kopmaya değil, onlara ısınmaya bakın ve onların kullandığı dili kullanın.
— Cahit Zarifoğlu

Beklemek daha başka şey.
— Cahit Zarifoğlu

ellerin uçuşan yapraklar gibi
— Cahit Zarifoğlu

Sen benim kara ömrüme vuran
Suyumu hareketlendiren sevincimdin.
— Birhan Keskin

Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa.
— Edip Cansever

Özlem; her şeyi kaplayan boşluktur.
—Oruç Aruoba

Gelişin hayata bağlıyor beni
Anlıyor musun
Zaman yarat ve uğra..
— Şükrü Erbaş

Çocukların uçurtmalarına benziyorsun
Biliyor musun…
Rüzgârı hiç dinmeyen bir mavilikte
Güneşli sular gibi gülümsüyor yüzün.
— Şükrü Erbaş

Nerden mi anlıyorum yaşlandığımı
Kadınlar daha güzel kadınlar daha uzak…
— Şükrü Erbaş

Seni eksik seviyorsam tamamlarsın değil mi?
— Alper Gencer

Sevgilim bilemem sesimi duyuyor musun
bir gökkuşağıyla doldurmak istiyorum içini.
— Cemal Süreya

Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir
Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir
Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir
Yalnız ben biliyorsam bu aşktır
Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır
— Özdemir Asaf

Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın.
— İsmet Özel

Umurumda değil başka hiçbir şey hiçbir şey,
bu gece de işte istekle onu bekliyorum.
— Turgut Uyar

Seni sevmem için sana dokunmam gerekmiyor.. El ele yollarda dolaşmam, insanların gözleri önünde öpüşmem gerekmiyor. Hatta öpüşmem de gerekmiyor. Gözlerinle konuşmak, gözlerimle konuşman yetiyor. Sevgini hissetmem için göstermen gerekmiyor.. Kalbinin atışını görmem için ten tene olmamıza da gerek yok. Havada yayılıyor hissetirdiklerin, bedenime doluyor. Ayrılık yormuyor, aşkın kendisini anlatıyor. Kuru kıskançlıklarımız da yok, saf bir sevgi sarıyor sen ve bende beni.. Kokun burnuma dolduğunda tüm ruhum içime doluyor. Parfümün değil, parfümünle taşınan senin kokun..
— Aret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan

Biz yürüyelim kent güzelleşsin.
Ahmet Telli

Özlemek duvarları en yüksek, kaçılması en zor hapishaneydi.
Barış Bıçakçı

Hep yarınları bekledi bu insanlar, geldiğini hiçbir zaman farketmediler.
Erdem Beyazıt

Sonbahar ki doyumsuz bir aşkın sonudur.
Metin Altıok

Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz..
Turgut Uyar

Aşk, cefâ ülkesinde umudun rüyasıdır.
Nurullah Genç

oysa gece tam yarısıdır bir günün
ve daha güçlüdür gündüzden.
Turgut Uyar

Ay düşünce denize seni hatırlarım.
Behcet Aysan

İnsanlarla olan ilişkimizde bir acıya ve sıkıntıya sokan şey kendi anlayış biçimimizi başkasında bulma gayretimizdir.
İsmet Özel

Yüzünün orasından kuşlar kalkıyor.
İlhan Berk

Bir içten gülüşünle ışısın gecem.
Şükrü Erbaş

Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes.
Şükrü Erbaş

16 Aralik 2015

Fakat bir insan kalbi bu şehirden daha karmakarışık,
daha uçsuz bucaksız değil miydi?

Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için, müthiş yalnızlığının farkında bile değildi.

Ne kadar insanlıktan uzak mahluklardı bu kadınlar.
Onları anlamaya asla imkan yoktu. Çünkü anlaşılacak tarafları yoktu.
Onlar kendileri de ne yaptıklarının farkında değillerdi ve sevkıtabiilerine tabi olarak
akıllarına eseni yapıyorlardı. Onların hareketlerinde sebep ve şuur arayan bizler, böyle bir şey bulamayınca, -kadın anlaşılmaz ve derin bir mahluktur!- diyoruz; şeytani bir kuvvetle bizim üzerimizde hüküm yürüten bu mahlukun boş, manasız ve basit bir -yarı hayvan- olduğunu kendimize itiraf etmek istemediğimiz için…

Muhakkak olan, bu aşkın şimdiye kadarkilere hiç benzemediği idi.
Şimdiye kadar olanlar bir kasırga, dalları budakları kıran, ortalığı birbirine karıştıran ve bir müddet sonra çekilip giden bir kasırga gibiydiler. Halbuki bu seferki aşkım bir mevsim
gibi sakin, ağır, belirsiz adımlarla gelmişti.
Ve nasıl bir mevsim bu belirsiz gelişine rağmen ortalıkta hayret verecek bir
değişiklik yaparsa bu aşk da beni bu tanınmayacak hallere sokmuştu
ve artık çekilip gideceğe hiç benzemiyordu.

Dünyada hiçbir aşkın ebedi, hatta uzun ömürlü olmadığı
muhakkaktır. Bunun aksini düşünenler başkalarını veya kendilerini
aldatmaya çalışan divanelerdir.

Dünyada en tahammül edilemeyecek şey de artık aşık olmadığımız
birisiyle beraber yaşamak mecburiyetidir. Şu halde
aşık olduğumuz birisiyle hayatımızı birleştirmek, en hafif tabiriyle,
düşüncesizliktir.

Can sıkıntısı, işsizlik ve bir şey yapmak ihtiyacı… Belki de
bir izzetinefis meselesi… Budalalık…

Onu yalnız düşünmek bile başkalarına kızmaktan alıkoyacak kadar
beni yumuşatıyordu.

Bu şehir, bu şehrin insanları sahiden canımı sıkmaya başladı.

Kendisini on dakika bile devamlı görmediğim halde bütün gün onu düşündüm!

Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?

Artık hayatının sahifelerinden yeisi, bedbinliği, kederi sil, çünkü kuvvetli
bir kafanın sevince çeviremeyeceği ıstırap yoktur

— Sabahattin Ali

3 Aralik 2015
Benim umutsuzluğum
dünyayla her temas edişimde artıyor.
Emil Michel Ciora

2 Aralik 2015

Allah’ım! Bana öğrettiğin şeyleri hakkımda faydalı eyle, bana fayda verecek şeyleri öğret ; beni, bana fayda verecek ilim ile nasiplendir.
Allâhümmenfe’nî bimâ ‘allemtenî ve ‘allimnî mâ yenfe’unî verzügnî ‘ılmen tenfe’unî bihî.
— Hazreti Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem)

26 Kasim 2015

Çok zaman kaybettim. Çok zaman ve biraz da ümit. Yaşamak bu galiba..
— Cemil Meriç

Ve ellerin uçuşan yapraklar gibi
Birden
Nasıl yalnız olduğumu anladım
Kimseler yoktu ikimizden başka birbirine bakan
— Cahit Zarifoğlu

Seni unutmaya çalışmak!
En fazla sana benzeyen bir şiir okuyana kadar…
— Cahit Zarifoğlu

“Ne zaman unuttun sevmeyi beni?
Kaç aşk geçti üzerimizden?
Sevdin mi benden sonra yoksa kandırdın mı kendini,
O da biliyor mu saçlarınla oynamayı ya da en sevdiğin ojeni?
Benim kadar yakınlaştın mı onunla?
Biz oldunuz mu?
Bir ağaca kazıdın mı onunla adını?
Bir mağazada bekledi mi seni saatlerce?
Hala şımarık mısın yoksa aklın başına geldi mi?
Var mı bir son durağın?
Kalbin garını buldu mu?
Ben sevmedim senden sonra ve bizim şarkımız dediğin şarkıları hiç dinlemedim.
Adını duyduğumda başka şeyler düşündüm ve hep kaçarken yakalandım sana.
Onu benim kadar sevdin mi ya da onları mı demeliyim? Sahi ya ? Gitmiştin sen dimi?
Ne çok soru bıraktın arkanda…
Hoşça kal mı demeliyim şimdi?
Çık aklımdan,
kime döndüysen yüzünü, ona söyle artık sahte sözünü…”

— Ahmet Batman

Belki şu an ikimizin olmayan bir şarkıyı
ayrı şehirlerde başka insanlar yüzünden seviyoruz.
Belki karşıma çıkman bir tren biletine bakar,
belki de o tren benim şehrimden hiç geçmez….

— Ahmet Batman

Belki beni hiç göremeyeceğin yerlerden yazıyorum sana,
belki hiç yatamayacaksın dizlerime.
Belki ellerin avuçlarımı hiç tadamayacak.
Belki bir daha kimseyi sevmeyeceğim,
ayrı yollarda yürüyoruz ve iki yarımdan bir tam olamıyoruz.
— Ahmet Batman

sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen
herkesin perde perde çekildiği bir akşam
siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun
— Şükrü Erbaş

Birdenbire her şeyi hoşuma gitmişti. Ama ben onun birdenbire hoşuna gitmemiştim. Ağır ağır hoşuna gider miyim acaba? Buralarını düşünmedim. Düşünmedim, hemen o gece ona aşık oldum.
— Sait Faik Abasıyanık

Hayat bazen insanları, birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır.
— Paulo Coelho

19 Kasim 2015

Bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır.

Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?
Çoook desene! Sevgilin güzel miydi bari? Belki de seni seviyordu…
Ve onu herhalde çok kucakladın… Geceleri buluşur
ve öperdin değil mi? Bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam
genç olursa..

Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler
kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında
oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir…

-Zaten seni burada tek başına görünce benim gibi düşündüğünü
anlamıştım. Doğru değil mi ama? Şu dünyayı adamakıllı
görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan
buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki?
Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?-

Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için, müthiş
yalnızlığının farkında bile değildi.

Ne kadar insanlıktan uzak mahluklardı bu kadınlar.
Onları anlamaya asla imkan yoktu. Çünkü anlaşılacak tarafları yoktu.
Onlar kendileri de ne yaptıklarının farkında değillerdi ve sevkıtabiilerine tabi olarak
akıllarına eseni yapıyorlardı. Onların hareketlerinde sebep ve şuur arayan bizler, böyle bir şey bulamayınca, -kadın anlaşılmaz
ve derin bir mahluktur!- diyoruz; şeytani bir kuvvetle bizim üzerimizde hüküm yürüten bu mahlukun boş, manasız ve
basit bir -yarı hayvan- olduğunu kendimize itiraf etmek istemediğimiz için…

Muhakkak olan, bu aşkın şimdiye kadarkilere hiç benzemediği idi.
Şimdiye kadar olanlar bir kasırga, dalları budakları kıran, ortalığı birbirine karıştıran ve bir müddet sonra çekilip
giden bir kasırga gibiydiler. Halbuki bu seferki aşkım bir mevsim
gibi sakin, ağır, belirsiz adımlarla gelmişti. Ve nasıl bir
mevsim bu belirsiz gelişine rağmen ortalıkta hayret verecek bir
değişiklik yaparsa bu aşk da beni bu tanınmayacak hallere sokmuştu
ve artık çekilip gideceğe hiç benzemiyordu.
Dünyada hiçbir aşkın ebedi, hatta uzun ömürlü olmadığı
muhakkaktır. Bunun aksini düşünenler başkalarını veya kendilerini
aldatmaya çalışan divanelerdir.
Dünyada en tahammül edilemeyecek şey de artık aşık olmadığımız
birisiyle beraber yaşamak mecburiyetidir. Şu halde
aşık olduğumuz birisiyle hayatımızı birleştirmek, en hafif tabiriyle,
düşüncesizliktir.

Can sıkıntısı, işsizlik ve bir şey yapmak ihtiyacı… Belki de
bir izzetinefis meselesi… Budalalık…

Onu yalnız düşünmek bile başkalarına kızmaktan alıkoyacak kadar
beni yumuşatıyordu.

Bu şehir, bu şehrin insanları sahiden canımı sıkmaya başladı.

Kendisini on dakika bile devamlı görmediğim halde bütün gün onu düşündüm!

Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine
yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?

Artık hayatının
sahifelerinden yeisi, bedbinliği, kederi sil, çünkü kuvvetli
bir kafanın sevince çeviremeyeceği ıstırap yoktur

17 Kasim 2015

Yalnızlıklar ki suskun bir akşam üstüdür…
Ahmet Telli

Aşkın bir adı da yorulmamaktır.
Erdem Beyazıt

Bakmak, aşktır.
İlhan Berk

9 Kasim 2015

Güneş doğacak, yeni bir sabahı getirecek bize. Beklenilen zaman kolay gelmeyen zaman olur hep. Sayılı gün, saymakla bitmeyen gündür. Çabuk geçer, diyenin kendisi bile inanmamış sözüne.
— Servet Saygınoğlu

2 Kasim 2015

Biraz da susmalıyız.
İnsan bir şeyler aramalı kendinde…
— Edip Cansever

31 Ekim 2015

Birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, tüm öteki
günler de. Ve bu çaresiz buluş ezer onu. İşte böyle dü­şünce öldürür insanı.
Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler kurar.
— Albert Camus | Tersi ve Yüzü

23 Ekim 2015

Sana rastlamak mutluluktu; sana sahip olmak başka bir şey,
başka bir ad bulmak gerek;
“içine taşınması” gibi bir şey insanın…
— Cemal Süreya

Üşüdüysen söyle sevgilim, seni bir kat daha seveyim
— Cemal Süreya

Herşey şiir olabilir mi ? Hayır.
Ama şiir her şey olabilir.
— Cemal Süreya

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez…
— Turgut Uyar

durup durup sana sesleniyorum…
— Turgut Uyar

Her yalnız adamın, bir denize kıyısı vardır..
— Turgut Uyar

Ben her şeyi bırakır yalnız sana bakardım…
— İlhan Berk

Bana gelince;
Ben, dümdüz giderken, birden sana kıvrılan bir yol gibiyim…
— İlhan Berk

Ben dokunamıyorum; yazdıklarım dokunsun…
— İlhan Berk

Biliyor musun sen bir şiirde ilk satırsın ilk sözcük…
— İlhan Berk

gülmüyorsun ki,
gülsen, kapanacak yüreğimde açtığın yara…
— ilhan Berk

Bugün yalnızca yağmura tahammül edeceğim
— Sezai Karakoç

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
— Sezai Karakoç

göz seni görmeli ağız seni söylemeli
bütün deniz kıyılarında seni beklemeli..
— Sezai Karakoç

4 Ekim 2015

Kadınlar;dinlemeyi seven adamlara aşık olurlar.
— İlhan Berk

Kadınlar sevilmek için yaratılmıştır, anlaşılmak için değil…
— İlhan Berk

Yanlış kapının ardında beklersen ‘mutluluk’ gelmez…
— İlhan Berk

Gökyüzü karışıksa kuşların işi .
— Edip Cansever

ağzında binlerce güneşin tadı…
— Edip Cansever

3 Ekim 2015

İçtiğimiz çay
Dans eden bir kadının ayak bilekleri gibidir
— Sezai Karakoç

2 Ekim 2015

Kuş olsun insan olsun
Yalnızlık sevmeyi bilmeyenlerin icadı
— Edip Cansever

24 Eylul

Bak canım ben seni seviyorum. Daha o kadar çok gezeceğimiz yer, okuyacağımız kitap, içeceğimiz içki, dinleyeceğimiz müzik, seveceğimiz çocuk, izleyeceğimiz film var ki.. Delilik bu yaptığın.
— Ali Lidar

Yürürken bir şeyleri hatırlamak istediğimizde adımlarımız yavaşlar; unutmak istediğimizde ise hızlanır.
— Albert Camus

Ben ona dedim ki;
suyun üç hali var,
dördüncüsü sensin.
— Şükrü Erbaş

aşkın yaşını geçtiğim gün
beni ellerinle kalabalığa göm.
— Şükrü Erbaş

Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep hep yeniden başlamak isterim.
— Özdemir Asaf

22 Eylul

Allah’ım. Senden düzgün bir yaşantı,temiz bir ölüm ve rezil rüsva olmadan sana dönebilmeyi istiyorum.
— İbni Ebu Şeybe (radıyallahu anh)

21 Eylul

Seni her zaman hatırlayacağım, sen de beni hatırlayacaksın; tıpkı akşamı, camlara çarpan yağmuru, sahip olamadığımız için hep bizimle olacak herşeyi hatırladığımız gibi hatırlayacağız birbirimizi.
— Brida, Paulo Coelho

Kendini tanımadan, ne istediğini bilmeden ciddi ilişkilere girmek, bir insanın hem kendine, hem de karşısındakine yapabileceği en büyük haksızlıktır! Çünkü ne istemediğini bilmek çok kolay, fakat ne istediğini bilmek çok güçtür.
— Buket Uzuner, İki Yeşil Su Samuru

Yalnızlığıma zalimce bir hayranlık duyuyorum.
— Cahit Zarifoğlu

14 Eylul

her ömrün bir eylülü vardır
— Murathan Mungan

Vakitli vakitsiz bir kırgınlık gibiyiz ya zaman zaman, Eylül gibiyiz o zaman.
— Haydar Ergülen

30 Agustos 2015

Bizi birbirimizden ayıran şey, o hayalleri gerçekleştirecek gücümüzün ya da kendiliğinden gerçekleştiklerini görecek kadar şansımızın olup olmamasıdır.
— Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı

25 Agustos 2015

Yalnızlık idman gerektirir.
— Oruç Aruoba

24 Agustos 2015

Bana öyle geliyor ki, en dehşetli, en uzlaşmaz mücadele insanın kendi kendisiyle mücadelesidir.
— Andrei Tarkovsky

19 Agustos 2015

gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle
— Turgut Uyar

17 Agustos 2015

Bu ölü toprakların üstünde hiçbir şey ölmek ve öldürmek kadar kolay değildir.
— Sabahattin Ali

Sen yağmurlu günlere yakışırsın.
— Gülten Akın

Kelebekler yeryüzüne parmak uçlarıyla basıyorlar…
Hiç incitmeden.
— Birhan Keskin

Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
— Turgut Uyar

14 Agustos 2015

Zamanın kaybolduğunu bilenler, en çok üzüntü duyanlardır.
— Dante

9 Agustos 2015

Nasıl, gelmeyeceğini bildiğini beklemen “bilgelik sevgisi” idiyse,
geleceğini bildiğini beklemen de, sevginin kendisidir.
— Oruç Aruoba

Happiness is nothing more than good health and a bad memory.
— Albert Schweitzer

The two most powerful warriors are patience and time.
— Leo Tolstoy

The only source of knowledge is experience.
— Albert Einstein

Happiness is the absence of the striving for happiness.
— Zhuangzi

Success is getting what you want.
Happiness is wanting what you get.
— Dale Carnegie

It is easy to be brave behind a castle wall.
— Welsh proverb

8 Agustos 2015

Yalnız zaman gerekiyor mutlu olmak için. Çok zaman. Mutluluk da uzun bir sabırdır zaten.
Ve çoğu kez, para aracılığıyla zaman kazanmak gerekirken, yaşamımızı para kazanarak tüketiyoruz.
— Albert Camus

25 Temmuz 2015

Eğer kalbinizde birikmiş cümleler,aklınızı işgal etmiş fikirler kağıda dökülmezse,bir başkasına aktarılmazsa,içten içe sizi çürütmeye başlar.
— Tarık Tufan

Şehir çullanıyor üzerime.
Estetik bir intihar,alımlı sokak kadınları gibi göz kırpıyor.
Utangaç ergenler gibi yüzümü kaçırıyorum bir kez daha..
—Tarık Tufan

24 Temmuz 2015

Şiirlerin içinden çıkıp gelen kadınlar vardır.
Öpse şiir, saçını dağıtsa mısra, gülse kıta olur.
— Didem Madak

23 Temmuz 2015

Cinayet tam anlamıyla ruhlarda gerçekleşir
— Witold Gombrowicz

16 Temmuz 2015

Felsefe yapmak, kişinin,
gelmeyeceğini bildiği birisini
beklemesine benzetilebilir.
— Oruç Aruoba

7 Temmuz 2015

Şimdi ne güzel olurdu seninle çay içmek, Havadan sudan bahsetmek, Buğulanmış pencereden, Akşam olan şehri seyretmek, Elimde bir tesbih, Dilimde bir zikir, Seni bana verene şükretmek, Aşk’ı gönlümüze koyanın hikmetidir, İnsanı insana özletmek…
— Ali Urcan , Yollanmamış Mektuplar.

5 Temmuz 2015

Senin sesin güzeldir, iki çay söylesene
— İlhan Berk

1 Temmuz 2015

Kim uydurdu bu haziranı bu temmuzları bu yaşamaları gizli kapaklı
― Turgut Uyar

28 Haziran 2015

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin, yorulmuşsundur;
Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını
― Nazım Hikmet Ran

27 Haziran 2015

En olmayacak günde geldin tazeledin ortalığı
― Cemal Süreya

Şu senin bulutsu sesin var ya
Uçtan uca tersyüz ediyor geceyi
― Cemal Süreya

25 Haziran 2015

Gerçek hayatta kalbimizin geçirdiği değişimler, tıpkı bazı tabiat olayları gibi, o kadar yavaş gerçekleşir ki, kalbimizin içinde bulunduğu farklı durumların her birini saptar; buna karşılık, değişim duygusunu yaşamayız.
― Marcel Proust

19 Haziran 2015

İnsan zihni nesneleri bölümlere ayırmayı başardı ama nesneler de insanın yüreğini böldü.
― Robert Musil

26 Mayis 2015

Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım
― Cemal Süreya

bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
en büyük şey, en asil şey küçülür burda.
burda yalan para eden biricik iştir,
burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir.
― Sabahattin Ali

17 Mayis 2015

Dayandığımız şeylerin hangisi buna değerdi?
― Cahit Zarifoğlu

3 Mayis 2015

Günübirlik öfkelerden, tahammülsüzlüklerden kurtularak geniş ve derin olun.
― Cahit Zarifoğlu

Bir kum saati gibi akıyorsun bende
Biliyorsun suçlu olan saçların
Vadedilmiş bir küçük parmak bile değil.
― Cahit Zarifoğlu

24 Nisan 2015

Ben daima hayatın seyircisi olmak, hayata karışmamak istedim.
― Fernando Pessoa

21 Nisan 2015

Acılar gece çözülür.
― Ahmet Haşim

10 Nisan 2015

Artık bu dünyada hiçbir şeyin kendisini fazla alakadar etmediğini anlatmak istiyordu.
― Sabahattin Ali

7 Mart 2015

Sana olmayan özlem, bir şeye benzemiyor
― Turgut Uyar

Sana bakarak konuşuyorum
Sesim ondan güneşli.
― Haydar Ergülen

Sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham.
― Ali Ayçil

Seni her özlediğimde,
Kuşlara bakıyorum.
― Behçet Necatigil

5 Mart 2015

Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
― Cemal Süreya

4 Mart 2015

Ben sanki bir gazetenin hiç okunmayan yerlerindeyim
— Edip Cansever

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
— Edip Cansever

Senin geçmişin uzun, elini hemen elime ver geç kalma
Çoktan beri beklediğin o diri gülümseyiş işte bendim
— Turgut Uyar

Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müziğini, coğrafyasını, Edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor.
— Murat Menteş

Dünyaya onu görmeye gelmişim gibi hissediyorum
— Murat Menteş

2 Mart 2015

Hayat yalnızlığın neşesidir.
— Sohrab Sepehri

28 Subat 2015

Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum.
— Turgut Uyar

Hep aynı iklimde gül bana, mevsimi boşver…
— Atilla İlhan

Evet, hatırladım..
Küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye.
Ya mutluluğa?
— Cahit Zarifoğlu

Nasıl da geliyor kokun..
— Cahit Zarifoğlu

Bir kum saati gibi akıyorsun bende.
— Cahit Zarifoğlu

24 Subat 2015

Beklemek bir gölge olmaktan başka ne ki!
— Ali Ural

Sıkıca tutuyorum, kendimi şehre karışmaktan alıkoymaya..
— İsmet Özel

Şimdi sen gelsen
Dağ suları gibi incecik
Kırılıp dökülen
Uçarı gülüşünle sen
Hep böyle hayata barışık
Çıkıp gelsen…

O bengi sularda ben
O serin, o gökçe mavilerde
Şu büyük kent yorgunu
Örseli, kırgın
Lime lime yüreğimi
Dinlendirsem…

Bir daha hiç mi hiç gitmesen …
— Şükrü Erbaş

Susuşun yıkıyor beni en zayıf yerimden
Bilmez miyim içindeki kederi
Yüzü yağmura gömülü düşüm
— Şükrü Erbaş

Ben sebepliyim denizlere aylara kavgalara umutsuzluğa,
Bir maviyi durup dururken birine benzetiyorum..
— Turgut Uyar

beni şarkılarla türkülerle aşkla donatın
pırıl pırıl yara almaz olsun bedenimin her yeri..
— Turgut Uyar

18 Subat 2015

Hep gülümsüyorsun,
Aklının ortasında “mavi bir yıldız” varmış gibi…
— Didem Madak

8 Subat 2015

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.
aynı gökyüzü aynı keder.
― Behçet Aysan

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin.
― Cemal Süreya

Aşktan yana söz duyunca
Ben hep seni düşünürüm
― Abdurrahim Karakoç

Alnın bir uçurum
önce gözlerimin
sonra dudaklarımın düştüğü
ve her seferinde
saçlarına takılıp kaldığı bir uçurum
― Süreyya Berfe

Seni düşünmediğim her an
Sönen mumlarla dolu
― Tuğrul Tanyol

Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben.
― Şükrü Erbaş

Kimbilir hangi iklimdesin
― Cahit Zarifoğlu

Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir
― Haydar Ergülen

Gece yaşlanmış gökyüzüdür.
― Haydar Ergülen

Ne pulun olabildim senin ne mektubun
― Haydar Ergülen

Bir insanın, bilinmeyen bir hayatın parçası olduğunu ve ona olan aşkımız sayesinde bu hayata nüfuz edebileceğimizi zannetmek, bir aşkın doğmasında en temel unsurdur ve başka hiçbir şeyin önemsenmemesine yol açar.
― Marcel Proust, Swann’ların Tarafı

Evet her insan yalnız. Ve hepsi de aynı şekilde bir başkasını, kendisine hayatı, saadeti, getirecek olanı, bekliyor. Halbuki hayat da, saadet de kendilerindedir. Kimse kimseye onu götürmeye yanaşmıyor.
― Özdemir Asaf

1 Subat 2015

Sonsuzluk güneşleri arasında
huzurlu bir iskeledir güzelliğin
sitemin yenilgisidir bakışın
ve gözlerin
yarının yepyeni bir gün olacağını söylüyor
―Ahmed Şamlu

31 Ocak 2015

Sen o kadar guzelsin ki artik o kadar olur”
―Cemal Süreya

Bizim aşklarımız tam sevgi olmadığı için, manilere rastladığı için, taşlara çarpan su gibi kabarıyor, sıçrıyor, dağılıyor, gideceği yere rahat gidemiyor. Bütün tereddütlerimiz, şüphelerimiz, korkularımız, itimatsızlıklarımız, küçük görüşlerimiz, kendimize güvenmeyişlerimiz, iç çekişlerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız, hepsi, hepsi, aşkımızın tam olmamasından, yolunu bulamamasından. Bizimkisi aşk değil, aşk hastalığı; onlarınkisi aşk hastalığı değil, aşk.
―Peyami Safa, Biz İnsanlar

Ben her zaman konuşmam,
Ben senin susmalarını dinlerim.
―Özdemir Asaf

ama sizin adınız ne?
―Turgut Uyar

çok yorgunum öp beni
öpersen ne güzel uyurum
―Ali Lidar

gözlerin kaç gece eder
dudakların kaç karanfil?
―Attila ilhan

29 Ocak 2015

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.
―Sezai Karakoç

Yolumuz birbirimizi anlamaktan geçmiyorsa, hiçbir yere varamayacağız demektir.
― İsmet Özel

Bütün ellerinin sokakları aşktır senin…
― Ece Ayhan

28 Ocak 2015

Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı.
Kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır.
― Sait Faik Abasıyanık

hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız.
― Turgut Uyar

insan sevdikçe iyileşiyor artık, anladım.
― Turgut Uyar

ben iyiyim, bunlar da iyi şeyler, sen nasılsın?
― Turgut Uyar

seni aldım bana ayırdım
durma kendini hatırlat
― Turgut Uyar

oturup konuşsaydık geçerdi belki her şey,
başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
― Cahit Zarifoğlu

Ayağını bastın odama,
Kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi,
― Nazım Hikmet Ran

ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
― Edip Cansever

26 Ocak 2015

Acının sıkıntısı aşkı harekete geçirir.
― Albert Camus

El değmemiş mutluluklarım yoldan çıkıveriyorlar ve akşam vaktinin hüznünde, genç bir kadının gülümsemesi ya da her şeyin bilindiği bir dostluğun zekice bakışıyla yakama yapışıyorlar.
― Alber Camus

Aynı şişeden şarap içip, aynı kitaptan şiir okuyacaktık

En güzel şiir, diz kapaklarına dudağımın bırakacağı şevkat olacak. Seni gücünden, güçlülügünden öpeceğim.

25 Ocak 2015

Hiçbirimiz, hayalimizdeki insanın hayalindeki insan değiliz sanırım. Bu geç kalışların başka açıklaması olamaz çünkü..
― Ali Lidar

Oturduk ve umut ettik aynı anda,
ayrı ayrı yerlerde benzer tavanlara bakarak.
― Ali Lidar

Köprücük kemiğini süsleyen bir kaç ben için bile sevebilirdim seni..
Neyse çay koyuyorum…
― Ah Muhsin Ünlü

Ellerin hangi ellere değiyor?
― Ali Ural

Dokunulmasa da,
Görülmese de;
Kalpte yer verilir bazısına, nedensiz.
― Cemal Süreya

İnsan bir kimseyi uyurken gördü mü, ona karşı kin besleyemez artık.
―Elias Canetti

Keşke içimizdeki bitki örtüsünü çürümeye terk etmek zorunda olmasak.
― Murat Menteş

Kendimizi emanet edebileceğimiz kişiyi bulana kadar canımız çıkmasa.
― Murat Menteş

Uyuyalım, sadece uyuyalım. Bakalım sevişmeden ne kadar tahammül edebileceğiz
birbirimize?
— Ahmet Ümit

Şahane bir aşk,çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir.
— Ahmet Ümit

İstanbul’da insanlar itişerek yaşar. Zengini de, fakiri de para peşindedir. Bu şehrin insanlarının gözü hiç doymaz.  Bektaşi’nin bir lokma bir hırka sözü burada geçersiz kalır.
— Ahmet Ümit | Bir Ses Böler Geceyi

Her şeyi bilen insan hiçbir şeyi derinlemesine öğrenemez.
— Ahmet Ümit

Galiba bende uzun süreli sevme yeteneği yok. Birine bağlanamıyorum.
— Ahmet Ümit

Sevgilim sabahın erkenini seviyor
ben geceyi ve esmerliğini onun
— Birhan Keskin

İnsan ne kadar dünyâ malı toplarsa o kadar dünyâya düşkün olur.
—Ebu Zerr el Gifari (radiyallahu anh)

Kendisiyle sevineceğin şeyler az olsun ki, kaybettiğinde üzüleceğin şeyler de azalmış olsun.
— Iskender Pala

Bir insana aşık olmak; onu kalabalığın içinden çekip çıkarmak, çokluğun içinde tek kılmak ve sonra aynı hızla o teklik içindeki çokluğu keşfetmektir.
— Gilles Deleuze

Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli…
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.
— Sabahattin Ali

Seninle birlikte olunmaz, sana maruz kalınır.
— Emrah Serbes

künc-i firkatte rakıba bizi tenha sanma
yar eger sende yatursa elemi bizde yatur.

ey rakip! ayrılık köşesinde bizi tek kalmış sanma eğer sevgili senin koynunda yatıyorsa elemi de bizim koynumuzda yatmaktadır.
— Bağdatlı Ruhi

20 Ocak 2015

sesin güzeldir.
sesin hüznün sonsuz samimiyetinde yeşeren o şaşırtıcı yeşilliktir.
kimse yok,
gel hayatı çalarak iki buluşma arasında paylaşalım.
gel beraber taşın durumundan bir şeyler anlayalım.

ben senin parmaklarının ardındaki yasemen çiçeğinin açılışı ile uyanacağım…
― Sohrab Sepehri

19 Ocak 2015

Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna
― Nilgün Marmara

Dokunulmasa da,
Görülmese de;
Kalpte yer verilir bazısına, nedensiz.
― Cemal Süreya

Ellerin hangi ellere değiyor?
― Ali Ural

18 Ocak 2015

Şimdi yoksun üstelik uzaktasın
ellerin yapayalnız biliyorum
gözlerin dalıyor yine
hep benim için olmalı.
Cahit Zarifoğlu

14 Ocak 2015

Yanan iki mum düşün.
Onlar birbirine yaklaşır ve beraber yanarlar.
Senin çözümün işte o.
Lale Müldür

Öyle güzelsin ki! Sanki gülüşünde fesleğenler yetiştirmiş, avuçlarına mum dikmişler.

13 Ocak 2015

Her sabah büyüten denizimizi böyle
Gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim.
— İlhan Berk

Siz dayanılmaz bir “Günaydın”sınız
Sabah sabah insanı ayağına getiren
Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren
Siz çocuk ağızlı bir “Günaydın”sınız
— Gülten Akın

Gecenin bu saatlerinde insanlar kısıyorlar seslerini. Sessizlik bürüyor ortalığı. Ben de daha iyi duyuyorum dinlediğim müziği. Daha çok yitiriyorum tüm düşüncelerimi. Olmayan düşüncelerimi.
— Tezer Özlü

Bir gök yapıyordum deniz kabuklarından
senin çocuksu gülüşüne benzer bir gök..
— Edip Cansever

Ellerin aklıma geldi de kalktım sana geldim
Bütün gece öptüğüm yerlerin bin yıllık yalnızlığımdı
— Ilhan Berk

15 Aralik 2014

Ne bir dost, ne bir sevgili,
Dünyadan uzak bir deli…
Beni sarar melankoli:
Kafamın içersi ölür.
— Sabahattin Ali

Seninle birlikte olunmaz, sana maruz kalınır.
— Emrah Serbes |Her Temas İz Bırakır

Hiçbirimiz, hayalimizdeki insanın hayalindeki insan değiliz sanırım.
Bu geç kalışların başka açıklaması olamaz çünkü..
— Ali Lidar

Köprücük kemiğini süsleyen bir kaç ben için bile sevebilirdim seni..
Neyse çay koyuyorum…
— Ah Muhsin Ünlü

14 Aralik

Gündüz, ilerleme gibi görünen tekdüze bir süreçtir. Sabahın parlak ışıkları akşam karanlığına dönüşürken, bize bir gelişme olduğu hissini verir – belli bir yönde ilerliyormuşuz gibi bir duygu.

Zamanın yapay göreceliği üzerinde nadiren durup düşünürüz.

Geceleri âşık olur, birbirimize aşkımızı geceleri ilan ederiz. Gündüzler bizi mantığımızı kullanmaya, kendi hapishanemize kapanmaya zorlar. Gün boyunca baskı güçleri, aşkın özgürlüğüne karşı savaşır. Ama geceler bizi yeniden âşık eder, bize “seni seviyorum” dedirtir. Gündüzleri söylenen seni seviyorum’lar geceye gönderme yapar.

Hayatta olma bilinci kendini daha güçlü bir şekilde hissettirir geceleri, ölümün varlığı da öyle. “Yaşamın anlamı” gece duyumsanır ve sorgulanır. Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz. Yaşam, gecenin konusudur.

Mezarlıklar köy meydanına ya da şehir merkezine yakın olacak yerde, gitgide daha sapa yerlere kuruluyor.

Şimdilerde yaşamın amacı, zengin olmak ve sonsuza kadar yaşamak. Ideal ölüm, ani ölüm. Ölümden sonraki yaşama duyulan ilginin yerini, ölümsüzlük arzusu almış

Ölüm ve cehennem, günlük bilincimizden, mümkün olduğu oranda uzaklaştırıldı.

Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır. Sözcükleri kullanmakla, sessiz dünyaya kendi düzenimizi zorla kabul ettirmiş oluruz.

Kalıp sözcükler, yaşadıklarımızdan daha önemli. Ve “seni seviyorum” tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm aşk deneyimlerini standartlaştırıyor. Aşkı nicelleştiriyor. Bu tümceyi, aşkı aritmetiğe dökmek için kullanıyoruz: “Ben, üç kere âşık oldum.”

Suskunluk, duyuların yoğunlaşmasına yol açar – insanlar arasındaki sessizlik, iletişimin çoğalmasını sağlar. Çünkü sessizliğin içinde, ikimizden ya da üçümüzden daha büyük olan bir şeyi paylaşırız.

Gerçeğe benzersiz bir bakış açısından bakmak, deliliğin doruk noktasını oluşturur. Olgular arasındaki ilişkilere kökten farklı bir bakış açısıdır bu.

Derinliğe vakit yok.
Tüm deneyimler, uçarcasına yaşanmalıdır. Deneyimler artık taşınır mallar gibidir.
Alınır, atılır, canımız çektiğinde kullanılırlar

Günü abartarak günlük olaylarla örülü hapishaneler inşa ediyoruz kendimize.

Cinselliğimiz bedenimizden çok zihnimizdedir. Cinsel roller, cinsel kişilikler, salt genetik açıdan belirlenmez. Gebelik gibi önemli bir istisna dışında, cinsel kimliklerimiz, zihnimizle ilgili bir durumdur.

—  Gunduz Vassaf | Cehenneme Ovgu

1 Aralik 2014

çıplak ayak

bir anlık öznesini yitirmiş bir nesne olarak
bir düş ülke: çıplak ayak
ayartıcı, sapkın, gözükara
baş döndürücü yolculuğu da böyle başlar
bakılmak…bakılmak…bakılmak…ister
ayak böyle bir armağan için vardır
bedenin coğrafyasında bir ada
beyaz bir güvercin
(ben onu hep çarşaflar arasında, ışıltılı ayak bileği yarı sarkmış düşünürüm)
bir dişi
duyumlarla yaşar
(ayak bileği bir güzelleme ister)
dokunma ayağın dilinde aşktır.
bir de bütün dünyası bakma olan
biri için ölümle eşdeğerdir.
çıplak ayak der ki:
—–yalnız
düşsüz kalayım
ayağın, çıplak olmasının dışında bir mutluluğu yoktur
en derin varlığıdır çıplaklık

ayak ki gövdenin bütün üyelerinden
daha çıplak, daha cinseldir
ayağını seviyorum, kırmızı topuğunu(sevgili büyücü) görüyorum.
— ilhan berk

30 Kasim 2014

Bu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin
— ilhan berk

19 Kasim 2014

Aşk başkasında değil,kendimizdedir; onu biz uyandırırız. Ama uyanması için, bir başkasına ihtiyaç duyarız. Evren, sadece heyecanlarımızı paylaşacak biri olduğunda anlam kazanır

Derin arzu, en gerçek arzu, birine yaklaşmak için duyulandır. O noktadan itibaren, tepkiler dile gelir, erkekle kadın oyuna dalar, ama onları bir araya getiren çekim söze dökülemez. Bu, katıksız arzudur.

Arzu hâlâ katıksız durumdayken, erkekle kadın hayata tutkuyla bağlanır, her saniyeyi bilinçle, hayranlıkla yaşar, daima Tanrı’nın bir sonraki lütfunu kutlamak için uygun ânı beklerler.

Bunu bilen insanlar telaşsızdır, olayları yersiz müdahalelerle hızlandırmazlar. Kaçınılmaz olan neyse, onun kendini belli edeceğini, gerçekliğin kendini göstermek için mutlaka bir yol bulacağını bilirler. Tereddüt etmez, hiçbir fırsatı kaçınmaz, tek bir büyülü ânın bile boşa geçmesine izin vermezler, çünkü her saniyenin ayrı bir önemi olduğunu kabul ederler.

Bedenler daha birbirini görmeden ruhlar tarafından hazırlanır. Genellikle bu karşılaşmalar, belli bir sınıra ulaştığımızda gerçekleşir, duygusal olarak ölüp tekrar doğmaya ihtiyaç duyduğumuzda.

Buluşmalar bizi bekler, ama çoğunlukla biz onları engelleriz. Gene de, eğer umutsuz değilsek, artık kaybedecek hiçbir şeyimiz yoksa ya da hayat bize coşku veriyorsa, o zaman bir yabancı ortaya çıkıverir ve dünyamız yolundan sapar

İnsanlar bilmedikleri yokmuş gibi konuşur; oysa onlara soru sormaya cesaret ettiğinizde gayet bilgisiz olduklarını görürsünüz.

Hayat bazen çok cimridir: İnsanın yeni bir duygu tatmaksızın, günler, haftalar, aylar, hatta yıllar geçirdiği olur.

ve sonunda aşkın ona göre, kendisinin de aşka göre olmadığına karar verdi

Ben kendinde ruh barındıran bir beden değil, ‘beden’ denen görünür bir parçası bulunan bir ruhum. Akıp giden günler boyunca, hayal edebileceğimin tersine, bu ruh bütün ağırlığıyla mevcuttu. Tek kelime etmedi, hiçbir eleştiride bulunmadı, bana acımadı, tek yaptığı, beni gözlemek oldu.

Bir erkeğin, kendisine eşlik eden bir kadına hangi amaçla para ödediğini anladım: mutlu olmak istediği için.

Karşımıza biri çıktığında ve ona âşık olduğumuzda bütün evrenin elbirliğiyle buna zemin hazırladığını hissederiz; bugün, güneş batarken bana oldu bu. Ama yolunda gitmeyen bir şey olduğunda, her şey yıkılır ve yok olur! Balıkçıllar, uzaktan gelen müzik, dudaklarının tadı. Daha birkaç dakika öncesine kadar var olan güzellik, nasıl bu kadar çabuk silinebilir?

Hayat doludizgin ilerliyor: Bizi cennetten cehenneme taşıyor ve bu, birkaç saniyenin içinde olup bitiyor.

Aşkta kimse kimseyi yaralayamaz. Herkes kendi hissettiğinden sorumludur ve bu nedenle , ötekini ayıplama hakkından yoksundur.

Aşk, bir insanın bütün hayatını göz açıp kapayana kadar kökünden değiştirebilirdi kuşkusuz. Ama -ki bu da madalyonun öbür yüzüydü-, insanoğlunu tasarılarında hiç yeri olmayan yönlere saptırabilecek bir duygu daha vardı: umutsuzluk. Evet, aşk belki kişiyi dönüştürebilir; ne var ki umutsuzluk bunu çok daha hızlı başarır.

Aşkı yaratan, ötekinin varlığından çok yokluğuydu.

— Paulo Coelho | on bir dakika

6 Kasim 2014

Bir kenti tanımanın en bildik yollarından biri de insanların orada nasıl çalıştığına, orada birbirlerini sevdiğine ve nasıl öldüğüne bakmaktır.
Albert Camus | Veba

3 Kasim 2014

Duygu çöpü diye bir şey vardır; zihnin makineleri üretir onu. Bu çöp, çoktan biten ve artık bir işe yaramayan acılardan oluşur. Geçmişte önem taşıyan ama şimdi hiçbir anlamı kalmayan önlemlerden oluşur.

Gündelik yaşamın mucizesine teslim olurken hareketlerinin doğuracağı sonuçları önceden görmenin her zaman mümkün olmadığını fark eder. Bazen ne yaptığını bilmeden hareket eder, birini kurtardığını bilmeden kurtarır onu, neden üzgün olduğunu bilmeden acı çeker.

Bugüne kadar arzulamış olduğun, uğruna uzun ve zorlu bir mücadele verdiğin her şeyin içinde bulunduğu bildik bir dünyayı terk etmek üzeresin.

Hayatının sonuna kadar, yaşadığın güçlüklerden doğan iyi şeyleri aklında tut. Bunlar senin ustalığının kanıtı olacak ve başka engellerle karşılaştığında sana güven aşılayacaktır.’

Gerçek şu ki, bütün sorunlar, çözüldükten sonra, göze çok basit gözükürler. Bugün bize çok basit gelen büyük zafer, farkına bile varılmayan bir dizi küçük zaferin sonucudur.

—  Paulo Coelho  | Işığın Savaşçısının El Kitabı

28 Ekim 2014

Kazanmak için yalnızca heyecan ve eğitim yeterli değildir; önemli olan deneyimdir.

Sevgi biriktirmek şans getirir , nefret biriktirmekse felaket.

İnsanlara yaklaşmaktan çok mu korkuyordum ? Biri bana sevgi gösterdi de ben mi fark edemedim ?

—  Paulo Coelho | Işığın Savaşçısının El Kitabı 

22 Ekim 2014

Aslında, insanin eninde sonunda alışmayacağı hiçbir düşünce yoktur.

Başkalarından önce ölecektim, su götürür yanı yoktu bunun. Ama herkes bilir ki, hayat yaşamaya değmez. Aslına bakarsanız, insan ha otuzunda ölmüş ha yetmişinde, pek önemli değildi. Çünkü her iki halde de, pek doğal ki, başka erkekler de, başka kadınlar da yaşayacaklardı, hem de binlerce yıl… Şimdi de olsa, yirmi yıl sonra da olsa yine bendim ölecek olan.

İnsan hiçbir zaman bütün bütün mutsuz olmaz.

İnsan eninde sonunda her şeye alışır.

İnsan her zaman az buçuk suçludur.

İnsan bilmediği şeyler üzerinde hep olmadık düşüncelere varır.
— Albert Camus | Yabancı

18 Ekim 2014

Biraz sonra, “Beni seviyor musun?” diye sordu.”Bu anlamsız bir şey, ama sanırım sevmiyorum,” dedim. Üzülür gibi oldu.
—  Albert Camus | Yabancı

İnsan, hayatını hiç değiştiremez ki. Zaten herkesin hayatı birbirinin aynıdır. Buradaki hayatımı hiç beğenmiyor da değilim.
—  Albert Camus | Yabancı

16 Ekim 2014

Yaşama nedeni denilen şey aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de.
—  Albert Camus

14 Ekim 2014
İnsan tabiatta geçici bir olaydır. Başlangıçta insan yoktu. İnsandan önce yine şarkılar söylerdi deniz, yine rüzgâr fısıldardı. Quinet “La Creation”da
(Yaradılış) “insan kâinatın efendisi değildir” der. Gelip geçici bir kuvvettir. Tabiatta çok kısa bir müddet, tırnaklarının izini, gözyaşlarını bıraktıktan sonra gidecektir.

İnsanın eline bu kadar şeytanî bir kuvvet veren ilim mi sorumlu bundan?
— Cemil Meriç | Sosyoloji Notlari

11 Ekim 2014

Hangi güzel yüzdür ki toprak olmadı
Hangi ceylan gözdür ki yere akmadı
— 8.yuzyil, Horasan

3 Ekim 2014

Biz, çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz.
— Oğuz Atay

Çay geceye yaraşır, geceyi kaçırma.
— Nazan Bekiroğlu

24 Eylul 2014

İnsan bir yerde güvenmeye başlamalı.
— Adam Fawer

23 Eylul 2014

İnsan her zaman bir yabancı olarak kalamaz, mutluluğu bulmaya ihtiyacı vardır.
— Albert Camus

22 Eylul 2014

Size ‘gökyüzünün yarısı’ diye seslenirdim ve susmak bilmezdim. 
— İlhan Berk

21 Eylul 2014

Biz insanlar evrenin belli gerçeklerini ölçebilecek becerilere sahip değiliz.
—  Adam Fawer

19 Eylul 2014

To be happy with a man you must understand him a lot and love him a little. To be happy with a woman you must love her a lot and not try to understand her at all.
― Helen Rowland

18 Eylul 2014

küllü halin yezûl

6 Eylul 2014

Şu dünyada hiçbir zevk yoktur ki geçici olmasın, sürekli mutluluğun var olduğundan kuşkuluyum. 
— Jean-Jacques Rousseau

When a man is ill his very goodness is sickly. 
— Friedrich Nietzsche

5 Eylul 2014

Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak da kalamaz. 

—  Oliver Cromwell

4 Eylul 2014

Happiness is nothing more than good health and a bad memory.
—  Albert Schweitzer

3 Eylul 2014

O kentte kimse mutlu olmadı, ama kimse de mutsuz değildi. Çünkü kimse inanmaz mutluluğa. 
— Tezer Özlü

31 Agustos 2014

Bize sözlerimizden çok, yüreğimizden anlayan gerek.
— Cahit Zarifoğlu

26 Agustos 2014

İnsanoğlu bencil yaratıkların en zekisidir.
—  Ahmet Ümit

23 Agustos 2014

Anlamak dururken söylemek, bilmem ama sanki biraz iğretidir.
— Şule Gürbüz

22 Agustos 2014

The life is instanceof IllegalStateException.
—  L.Erguder

20 Agustos 2014

Aşk ulaşamayacağın birini abartarak , onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak , tutkuyla bağlanmaktır. Aradaki engeller ne kadar artarsa bu aşk o kadar tutkulu olacaktır.
—  Ahmet Ümit

19 Agustos 2014

… kimseye âşık değilim, iyi ki de değilim, çünkü aşk pis bir iştir.
— Ahmet Ümit

15 Agustos 2014

Her şeyi bilen insan hiçbir şeyi derinlemesine öğrenemez.
— Ahmet Ümit

12 Agustos 2014

Sorumluluğunu taşıyacağın fikrin adamı ol.
— Ahmet Hamdi Tanpınar

11 Agustos 2014

Kötülük her zaman iyilikten daha caziptir.
—  Ahmet Ümit | Patasana

8 Agustos 2014

Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?
— Haydar Ergülen

7 Agustos 2014

Evimin içinde ayağının sesini duymak istiyorum.
— Nazım Hikmet

Şairler kıskanacak,
Ozanlar darılacak;
En güzel şiirleri,
Sana yazıyorum.
En büyük ağıtları,
İçimde büyütüyorum.
Hiç alınmasınlar – her kimseler;
Seni en güzel ben bekliyorum.
-Beste Terzioğlu

Ben dediğim şey; bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
— Ahmet Hamdi Tanpınar

Gel benimle! Mutluluğun suç olmadığı yerlere gidelim.
— Nazım Hikmet

2 Agustos 2014

Hayatımın üstünde imkânsız kuşlar uçuyor..
— Didem Madak

Bulamadığım, bulamayacağım bir şeyi daima arıyor gibiyim. Nedir beni mesut edecek, ne gibi bir şeydir, onu da bilmiyorum.
—  Leyla Erbil

31 Temmuz  2014

İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi.
— Cahit Zarifoğlu

Ve en büyük acının kendininki olduğunu düşünüyorsun.
Dünyadan habersiz tüm geri zekalılar gibi.
— Hakan Günday

Merhaba sevdiğim; ben o sevmediğin.
Bugün de mi geçmedim aklının kıyılarından?
— Ümit Yaşar Oğuzcan

30 Temmuz 2014

Yalnızım, yalnızsın. Bize kim gülümseyecek?
— Edip Cansever

temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa
gel bağışlayalım birbirimizi
— Turgut Uyar

Arzulamak, elde etmekten;
hasret, kavuşmaktan;
hatırlamak, unutmaktan bin kat şiddetliydi.
—  Murat Menteş

28 Temmuz 2014

Yüzün senin
Taşlardan evlerden sıkıldığım yerlerde birden o deniz
Yüzün senin
Karanlığın dönüştüğü güneşler
— Turgay Gönenç

Çay’sız yâr yakışmaz yanımıza…
Yâr kokusundan önce çay kokusu devâdır cânımıza…
— Nazan Bekiroğlu

26 Temmuz 2014

Nasıl güzel bir şeymiş
şu yalnızlık
—  Süreyya Berfe

Fısıldıyorum her şeyi istekli etine.
—Kadir Aydemir

Bedenini bir dünya haritası gibi dizlerime
Serip de yollar aradım yürümek için
—Ahmet Erhan

25 Temmuz 2014
Alnı Hülyalım
Önümden insanlar geçiyor
Tanıyorum hepsini
Ama kim bunlar
Niçin koşuyorlar şehre
Bu yüzlerdeki rahatlık neden..
Ben mesutken de rahat değilim.
—Sait Faik Abasıyanık

24 Temmuz 2014

Güzel bir rüya:
yanımda birisi
var, tanımadığım
birisi. ‘ben yokken
ne yaptın?’diyor.
‘I didn’t exist’ diyorum.
‘Ben de’ diyor.
—Lale Müldür

21 Temmuz 2014

Her sabah büyüten denizimizi böyle
Gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim.
—İlhan Berk

20 Temmuz 2014

Günaydın besmelesidir aşkın.
—Yunus Emre Gökçe

17 Temmuz 2014

Yanlış çağda yaşamanın stresi içindeyim.
—Murat Menteş

16 Temmuz 2014

Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… içimizde şeytan yok… içimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…

İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.

Hiçbiri insanı insan yapan şeyin şahsiyet olduğunu, bütün ilimlerin, bütün tecrübelerin yalnız bunu temine yaradığını anlamamıştır.

Hayat bir katakulliden ibarettir!

Aklı başında adamlarla hiçbir iş görülmez. Bize, itirazsız inanacak ve düşünmeden harekete geçecek insanlar lazım!

—Sabahattin Ali | İçimizdeki Şeytan

Yazıklar olsun, yazıklar olsun. Kalbi çatlatan, aklı mantığı durduran ve insanı kedere boğan halinize yazıklar olsun ki, yanlış yolda oldukları halde, onlar aralarında böyle kenetlenmiş olsunlar da siz haklı olduğunuz halde darmadağınık ve cesaretsiz olasınız.
— Hazreti Ali(keremallahu veche)

12 Temmuz 2014

Hayatını nasıl olup da bir kadına bağladığına şaşıyorum. Kadın bir oyuncaktan başka nedir? Erkek, tam manasıyla erkek ol…

Herkesin bir tek dünyası vardır, o da kendisi… Üst tarafıyla alakadar olmaya bile değmez… Zeki olmak, kuvvetli kafa ve bilgi sahibi olmak neye yarıyor? Bizi istediğimiz saadete götüremedikten sonra…
Zekâmız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar
gibi yaşamak bana daha saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor…

Bir insan diğer bir insana kötülükten başka ne yapabilir?

Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin.

— Sabahattin Ali | İçimizdeki Şeytan

6 Temmuz 2014

Güneş değil, inandım
Serçeler başlatıyor sabahı
—Şükrü Erbaş

Hislerim beni şimdiye kadar asla aldatmamıştır. Müthiş bir şey oldu veya olacak. Şurada gördüğüm genç kız, bana, daha dünyaya gelmeden, daha dünyanın, daha kâinatın teşekkül ettiği sıralardan tanıdığım birisi gibi geldi.

Sen dünyayı kafanın içi gibi ipsiz sapsız şeylerle dolu mu zannediyorsun Allah aşkına?
Hayatta fevkalade hiçbir hadise yoktur. Her şey birbirinin aynıdır.
ölüm haberi kendisini adamakıllı sarsmıştı, insan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi
bir noksanlık, bir çıplaklık duyuyor, bir gün evveline kadar kolumuz, bacağı-
mız gibi pek tabii surette mevcut olan bir şeyin birdenbire hiç olmasına inan-
mak istemiyordu.
Bu ana kadar olan tecrübeleri, hayalinde yaşattığı hadiselerin asla vaki olmadığını ona öğretmişti.

“İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer… Ne olursa olsun…” diye mırıldandı.

etrafındakilerde hoşuna gitmeyen herhangi bir şey gördüğü zaman aklına ilk olarak: “Acaba ben de aynı şeyi yapmıyor muyum?” düşüncesi gelirdi

Bir insanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri, korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi?

Hayat sahiden yaşanmaya değmeyecek kadar küçüklükler ve bayağılıklarla dolu!.

— Sabahattin Ali | İçimizdeki Şeytan

5 Temmuz 2014

Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar.
~ Sabahattin Ali ,İçimizdeki Şeytan

4 Temmuz 2014

Allah aşkına sus. Bütün ömrüm… Bütün ömrümüz kepazelik..
— Sabahattin Ali ,İçimizdeki Şeytan

Sen türküler söyle ve gülümse küçüğüm
çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları
—Ahmet Telli

3 Temmuz 2014

Hayat beni sıkıyor…” dedi. “Her şey beni sıkıyor. Mektep, profesörler, dersler,
arkadaşlar… Hele kızlar… Hepsi beni sıkıyor… Hem de kusturacak kadar…
—Sabahattin Ali ,İçimizdeki Şeytan

2 Temmuz 2014

İnanç bir tarladır, hedefi olanların sürdüğü.
—Kafkef

Susuz çölde inci bulsa damla arar gözlerin.
—Kafkef

30 Haziran 2014

..aşk iyilikten pek anlamıyor. Aşkın iyilikle hiç bir ilgisi yok.
— Ahmet Ümit

29 Haziran 2014

Beklemesini bilmiyor acelesi olan
Ve nedense çekip gidiyorlar,
Kalanlar o kadar azız ki..
O kadar azız ki; mutluluk bile bizden çok..
—Ahmet Telli

28 Haziran 2014

Aşk, hayatı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır!
— Ahmet Ümit

Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletlerı hayatın boyunca seni takip eder.
— Ahmet Ümit

Aşk, dünyanin en iyi mazeretiydi.
— Ahmet Ümit

Bütün o delikanlılık, ağır abilik, namus raconlarına rağmen, yer üstü dünyasında olduğu gibi yeraltı dünyasında da her zaman en kutsal değer paradır.

Evet, aşktan da cesaretten de, şereften de daha önemlidir. Cünkü para demek, kadın demektir , konforlu bir hayat demektir, para demek ihtiyaç duyduğunda yetkilileri satın almak, hakiki anlamda güç demektir,parayı kaybeden her şeyi kaybeder.

Evet,bu memlekette kadinlarin eti de cani da sudan ucuz.

Bu memlekette kadinlar, erkeklere kurban diye sunulmus, hem zevklensinler hem islerini gorsunler hem de oldurulsunler diye..

Bu ulkenin sorunu ahlaksizlik, seref yoksunlugu, onur kaybi.

Belki eski kafalı diyeceksini, ama bir evde kadın yoksa,orası hiçbir zaman yuva olmuyordu galiba.

Ne önemi var ki hayat, yaşadıklarımızdan çok hayal ettiklerimiz değil mi zaten ?

Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın. Çünkü kullandığın yöntem, kendine benzetir seni.

Kıskançlık nasıl da aklını bağlıyordu insanın. Nasıl da kör ediyordu gözlerimizi.

İnsan yaşadığı yere benzer

Kaybetmeye alıştıkca daha çok özgürleşiyor insan

Aşk kadınları güzelleştirir

Ama insanın söz geçiremediği duygular vardır,engelleyemediği düşünceler.

Ne olarak tanımlanırsa tanımlansın, aşk şahane bir şey..

— Ahmet Ümit | Beyoğlu’nun En Güzel Abisi

yalnızlık her sabah öldürüyor beni

hüznümü ve yalnızlığımı sarıyorum sabaha
….
aşksızlığım küçültüyor beni

— Arkadaş Zekai ÖZGER

27 Haziran 2014

içim ona nehirlerin denize aktığı gibi akıyordu.
— Sait Faik

26 Haziran 2014

Bir şehir, ancak içinde sevdiğiniz biri olunca yaşamaya başlar.
— Aslı Erdoğan

22 Haziran 2014

Türkü dinlemeyen,
şiir sevmeyen,
kitap okumayan
ve çay içmeyen birine gönül vermeyin
Aşk, sahip olmadığın bir şeyi, var olmayan birine vermektir.
— Aslı Erdoğan

19 Haziran 2014

Sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacak
Öyle ki bütün akşamları hüzünlü
— Turgut Uyar

The secret of success is constancy to purpose.
Başarının sırrı amaçtaki istikrardır.
— Benjamin Disraeli

18 Haziran 2014
âh siyah saçların düşmüş alnına
kaybolasım gelir içinde
— Birsen Tezer

15 Haziran 2014

Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
— Turgut Uyar

14 Haziran 2014

Dudaklarından kalkarken boynun kurcalar beni

sen bir daha beni saçlarınla sıyır

çalakalem sevebilmek elimden gelmiyor

varsın gün geçtikçe herşeyde biraz kahır

— İsmet Özel

8 Haziran 2014

– Kimsenin duymadığı şarkıyı neden söylüyorsun?
– En güzel şarkılar kimsenin duymadığı şarkılardır.
—Ali Ural

5 Haziran 2014

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
— Cahit Zarifoğlu

4 Haziran 2014

Yaşamın anlamı” gece duyumsanır ve sorgulanır.Kimse bunu öğle yemeği sırasında tartışmaz.Yaşam, gecenin konusudur.
― Gündüz Vassaf

31 Mayis 2014

Yalnızlıktan ikinci bir kişi oluşmuştu içimde.
—Sezai Karakoç

26 Mayis 2014

Kıskançlığı, öfkesi, aşk için duyduğu kahır, hızla hayata döndürüyor onu. Hayır, henüz değil. Ölmek için henüz erken.
— Ahmet Ümit | Beyoğlunun En Güzel Abisi

24 Mayis 2014

Akşam en güzel masaldır
iyi anlatılırsa.
— Hilmi Yavuz

23 Mayis 2014

Beni bırak, beni bırak; günlerim sadece bir nefes.
—Furuğ Ferruhzad

22 Mayis 2014

Zamanlar geçtikçe neden
Mutluluk mahzunluk oluyor fotoğraflarda
Acaba
Keder mi, acı mı, hüzün mü dünyanın rengi
—Edip Cansever

20 Mayis 2014

İsyanınız nefsinize, itaatiniz Rabbinize olsun.
— Abdülkâdir Geylânî (kuddise sirruhu)

5 Mayis 2014
kalemi olan, yazacak defter bulur…
— 11.derviş

Hayat dediğin dünya üzerinde bir arayış.İnsan ne aradığını da bilmiyor işin kötüsü.. bulsan da bir bulmasan da. Belki pes etmek en iyisidir.
—Ayfer Tunç

4 Mayis 2014

Yüzün geçti bu görüntü yeter dünyaya.
— İlhan Berk

23 Nisan 2014

Görünüşte mutluydum ama üzerinde biraz düşününce kendimden hoşnut olabileceğim bir tek duygum yoktu. Hiçbir zaman tam olarak ne başkalarından ne de kendimden hoşnut oldum. Dünyanın gürültüsü patırtısı beni serseme çeviriyor, yalnızlık sıkıyordu, durmadan yer değiştirmek gereksinimi duyuyor ve hiçbir yerde mutlu olamıyordum. Ama herkes tarafından daha iyi karşılanıyor, kabul görüyor, ağırlanıyordum. Herkes güler yüzle karşılıyordu. Ne bir düşmanım vardı, ne kötülüğümü isteyen, ne de kıskanan biri. Yalnızca beni sevindirmeye çalıştıklarından, ben de birçok insanı sevindirme zevkini tadabiliyordum, ne malım ne mülküm, ne bir mevkim, ne bir yandaşım vardı ve gelişmiş veya bilinen bir yeteneğim olmadan böylesi şeylere bağlı üstünlüklerin tadını çıkarıyordum ve yazgısını kendi yazgıma yeğleyeceğim hiçbir konumda hiçbir kimse göremiyordum. Peki, mutlu olmak için neyim eksikti? Bilmiyorum ama biliyordum ki mutlu değildim.
—Jean-Jacques Rousseau

21 Nisan 2014

Bir kişinin kalbine ne kadar kibir girerse, o kadar aklından azalır.
— İmam Muhammed Bakır(radiyallahu anh)
20 Nisan 2014

bir şey yapmak için canın çekmesi,
bir şeyi başarmak içinse elden gelenin yapılması kadar değerli bir şey yoktur…
— 11.derviş

19 Nisan 2014

Yataklar var konuşmak için
Öpüşmek için telefon kulübeleri
— Cemal Süreya

Ah kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
— Gülten Akın

16 Nisan 2014

Beni en güzel günümde
Sebepsiz bir keder alır.
Bütün ömrümün beynimde
Acı bir tortusu kalır.
— Sabahattin Ali

15 Nisan 2014

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar
— Cemal Süreya

14 Nisan 2014

İnsan, yirmili yaşlarda ya başarılı ya da kendisi olur.
—Tezer Özlü

11 Nisan 2014

İnsan, dünyada ancak her şeyden uzaklaşıp kendine yaklaştığı oranda mutlu olabilir.
—  Jean-Jacques Rousseau

7 Nisan 2014

Takvâdan daha faziletli azık, sükût etmekten daha güzel bir şey, cehâletten daha zararlı bir düşman, yalandan daha büyük bir hastalık yoktur.
— İmam Cafer-i Sadık (radiyallahu anh)

5 Nisan 2014

…gece zamanın katranıdır.
Cahit Zarifoğlu

3 Nisan 2014

Kederler çok mukaddes şeylerdir; insanları terbiye eder
Sabahattin Ali

23 Mart 2014Nerde olsa yaşıyor insan;

Nerde olsa bir gün ölmek var.
—Cahit Sıtkı Tarancı

16 Mart 2014

Aşkın, inancın, insanlığın okulu yok.
Ama dilerseniz hepsini öğrenebilirsiniz.
Biraz çaba,
Yeter…
— Sabahattin Kudret Aksal

15 Mart 2014

İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
— İsmet Özel

12 Mart 2014

Ben ona dedim ki.
Bütün kuşlar tünedi.
Gösümdeki tek kanatsın.
— Şükrü Erbaş

9 Mart 2014

Yalnızım ve en kuvvetli tarafım da bu.
—İsmet Özel

7 Mart 2014

Bir kadını topuklarından öpmediniz bir kez.
—Şükrü Erbaş

3 Mart 2014

yüzün de olmasaydı
dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün
günlerim neye benzerdi, ya ömrüm?
karanlık bir mahzende soluk bir resim
rutubet, toz ve küf kokuları içinde
eskir eskir eskirdi.
….sabah yüzündür, akşam yüzünü dönüşün
gece, bıraktığın boşluktur ardına
ve şiir
o ince hilaldir lacivert yalnızlıklarda
sarınıp süzgün ışığına
katlanmanın türküsünü söylediğin..
—Şükrü Erbaş | Anlıklar

1 Mart 2014

Ölüyü, (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli.
Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır
~Hadis-i Şerif ,Kütüb-i Sitte

27 Subat 2014

Geçmiş ne aranır ne bulunur. Farkında olmadan yeniden yaratılır.
— Şebnem İşigüzel

23 Subat 2014

…derinimdeki doğruyu söylemek gerekirse, hayatım acı bile vermeyen upuzun bir sıkıntıdan ibaret
—Ayfer Tunç

8 Subat 2014

Hayat, canlılara öncelik tanırdı. Ölenlerin görüntüleri, sesleri, kokuları, anıları,izleri ağır ağır silinir giderdi. Acı ama galiba başka yolu da yoktu, insan pek de vefalı bir varlık değildi.
Önemli olan ölenleri tümüyle unutmamak, ruhlarından bir parçayı benliğinize katarak, onların gönlünüzde yaşadığına kendinizi ikna etmekti, ikna etmekti, diyorum çünkü zamanla yüzlerini bile hatırlamakta güçlük çekeceğimiz sevdiklerimizin ruhumuzdaki etkileri, yaşamın canlı görüntüleri, sarsıcı olaylarıyla ağır ağır silinip giderdi belleğimizden.

—Ahmet Umit | Istanbul Hatirasi

1 Subat 2014
Benim içimdeki öyle bir dünya idi ki, ondaki bilinmezlikleri bir bir anlamaya kendimi adeta mecbur hissediyordum.
—Sadık Hidâyet

30 Ocak 2014
Bu acımasız cağ, bu eğemen sistem bizi kendine katıp karıştırmak için binlerce dalavere çeviriyor.Oysa kabristan ve ölüm öyle mi ? Hayır.Hayır. Binlerce,milyonlarca göçüp gidenlerimiz kadar hayır.

29 Ocak 2014
Bu kaçıncı gecedir kendi kendime onunla konuşuyorum.
— Cahit Zarifoğlu

28 Ocak 2014
Her aldatıcı sevgiye aşk ismini vermek bir israftır.
—Peyami Safa

Gecenin şu sağır sessizliğini Sesin bölseydi keşke. “Bir çay içelim mi?” deseydin mesela,
O gülümseyen sesinle!.
— Bedirhan Gökçe
26 Ocak 2014Şimdi ömrümün tek bir gayesi var: bir gün evvel sana kavuşmak, seni kollarımın arasına almak, güzel, temiz yüzüne saatlerce, senelerce hiç doymadan bakmak. Ancak o zaman tam neşeli, senin istediğin gibi neşeli olabileceğim.
— Sabahattin Ali

23 Ocak 2014

Bir yere varmak! Bu o kadar önemli değildir. Yolculuğun asıl zevki, gidecek yere varmaktan çok, yoldadır.
— Mehmet Eroğlu

15 Ocak 2014

Sevmeyi bilmeyen insan, aşkı, sahip olma duygusuyla, kıskançlığın arasına bir yere hapseder.
—Mehmet Eroğlu

14 Ocak 2014

Senin adın bir çiçek
Papatya gibisin
Aşkımın simgesisin
Benim güzel kadınım
—Murathan Mungan

10 Ocak 2014

Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- –
O, işte..
— Oruç Aruoba

Hayat kudurmuşcasına akan bir ırmağa benzer, insanoğlu ise bu ırmağın azgın sularında yolculuk yapan bir dal parçasına. Bu yolculukta değişmeyen iki olgu vardır, ilki yalnız olduğun, ikincisi ise ne kadar uzun sürse de yolculuğunun ölümle sınırlı olması..
—Ahmet Umit | Beyoglu Rapsodisi

6 Ocak 2014

İçinden şiirsiz geçilemeyecek kadar derin gözleri vardı
— Nazan Bekiroğlu

5 Ocak 2014

Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut almış başını gidiyordu görüyordum
—Ilhan Berk

3 Ocak 2014

Sana bakmak yastan çıkıp dörtnala
Lunapark şenliğine geçmekti bir bakıma
— Abdülkadir Budak

1 Ocak 2014

Aşka ve tabiata ulaştır bizi
Gel kurtar bu şehrin gürültüsünden
— Mehmet Akif İnan

30 Aralik 2013
Yeryüzünde büyüklenerek yürüme. Çünkü, bir müddet sonra bu yer, seni de içine çekip alacaktır.
—İmam-ı Şafii (radiyallahu anh)

29 Aralik 2013

Öyle seviyor ki susmayı,
sözcükleri öyle seviyor ki,
lambasız kalabilir geceleri,
kışı uykusuz geçirebilir.
—Cevat Çapan

Aşk bir buluşmadır çünkü,
Her zaman gecikmiş bir buluşma.
Bitmeyen bir kavuşmadır da aşk –
Araya her zaman bir şeyler girer:
Bazen kendi sevincinin kanat gölgesi,
Bazen nabzın hızı, yüreğin titreyişi,
Tüylerin telaşıyla besleniyor gibidir –
Araya her zaman bir şeyler girer:
Çalışma saatleri, karşılıksız sorular.
Nereden bilebilir insan
Bunların hepsinin de aşk olabileceğini?
—Cevat Çapan

28 Aralik 2013

Bir çeşmeye koşar gibi koşuyorum sana anlasana!
—Cemal Sureya

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim.
— Cemal Süreya

Sevmek çiftleşmek değil, tekleşmektir.
— Cemal Süreya

İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol.
—Cemal Sureya

Sonunda sen bir gün gelirsin diye, çok şeyin adı küçük yazıldı..
—Cemal Süreya

Gülüşün bir doğa harikası biliyor musun?
O kadar güzel,
o kadar içten ki.
Gülemiyor biliyor musun kimse senin gibi.
—Burak Eroloğlu

25 Aralik 2013

Gözlerin düşer aklıma, kirpiklerin
Saçların, avuçlarıma
Alırım, tel tel sarınır
Isınır avunurum…
— Sukru Erbas

24 Aralik 2013

Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim
—Turgut Uyar

İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.
— Hz. Ömer (Radıyallahu anh)

22 Aralik 2013

Benimle ömür geçer mi ki dedim…
Senle geçirmeye ömür yeter mi? dedi. İşte bu bana bir ömür yetti”
—Özdemir Asaf

Bu karlı kış gününde.
Güngörmüş dağlara karşı
Sımsıcak öpüşürdük sarılıp birbirimize.
-Sevgilim, yanımda olsaydın keşke!
— Metin Altıok

20 Aralik 2013

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat
— Sabit

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..
— Yavuz Bülent Bakiler

19 Aralik 2013

bu şehri nasıl yapmışlar böyle üstüste, ne gökyüzü koymuşlar,
ne günaydın, ne buldularsa getirmişler dağların ovaların dışında,
hele o sabahların akşamların bungunluğu, o eski kışlalarda güz öğleleri
—Turgut Uyar

18 Aralik 2013

Yaşamak ne kadar çekilmez gelse de arasıra,
Bu görmek, bu sevmek, bu aziz sıcaklık tende.

Bu yaşamak bir şiir, harikulâde.

Sen ki, saçından tırnağına kadar
Bir hürriyete bedelsin,
Bu ılık saçlar, bu gözler; fakat her şeyden önce
Yaşadığın için güzelsin..
—Turgut Uyar

17 Aralik 2013

sensin bana
sanki kendimden bana
içimden tüten
—Cahit Zarifoglu

16 Aralik 2013

Ey canım, güzel yüzlüm
Suyunda denizleri bulduğum
Bilmediğim yerlerimdeki sancı
Bana bir şey söyle güleyim.
—Turgut Uyar

15 Aralik 2013

Sahiplenme duygumuz olmasa, çok daha mutlu insanlar olabilirdik.
— Burak Aksak

O susarken, sigara içerken, bakarken, uyurken, severken, solurken. Sanki bunalımı bile rahatlatıcı. O varken ya da yokken. Teninin bu denli güzelliği sonsuz durgunluktan kaynaklanıyor ve bana bu sonsuz yeryüzünden, yaşamdan ve ölümden daha da sonsuz geliyor. İşte bu duygu nedeniyle onunla olmalıyım, onsuz bile olsam.
— Tezer Özlü

Güneş doğacak, yeni bir sabahı getirecek bize. Beklenilen zaman kolay gelmeyen zaman olur hep. Sayılı gün, saymakla bitmeyen gündür. Çabuk geçer, diyenin kendisi bile inanmamış sözüne.
— Servet Saygınoğlu

Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur, sana çay pişirmek gibi..
— Oğuz Atay

Artık zihnimde değil senin vücudunda düşünüyorum.Şimdi vücudun düşüncemin evidir.
— Ahmet Hamdi Tanpınar

Önemli olan sadece bu değil, sadece konuşmak değil, ben senin yanında suskun kalmak da istiyordum.
— Paul Celan

Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor.
—Ahmet Telli

adın bir güzelliğe yakışır elbet yakışır
bir intiharda mı, bir şiirde mi bilmiyorum.
— Turgut Uyar

Gücü bir bana mı yetiyor güzelliğinin Karşıma çıksan orda ölebilirim
— Cevdet Karal

13 Aralik 2013

Ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
sıcacık bir sığınak olayım istemiştim
insanlar içinde üşüdükçe
güvenle gelebileceği
—Şükrü Erbaş

12 Aralik 2013

İnsanın gerçekten sahip olduğu hiçbir şeyi yoktur. Öldüğünde sadece Mevla’sı kalır. Tıpkı önceden olduğu gibi. Çünkü insan dünyaya gelmeden önce de yalnızdı. Bu alemde de yalnızdır, ama çoğu zaman yalnızlığının farkında olmaz. Kabre konulduğunda yalnızlığını anlar.
— Bayezid-ı Bistami (kuddise sirruhu)

Neredeyse kar başlar
Birini düşünür gibi oluruz
Ellerin de üşür
Biliyorum ama ısıtabilirsin onları o ateşte
Hazırsın da, biliyorum
Ama sana bir boyun atkısı gerek, kış geldi
—Turgut Uyar

Umrunda değiliz kimsenin Allah aşkına gör artık
Bir sen varsın işte bir ben bir de senin gülüşün
Gülüşün diyorum gülüm, bak tam burda ağlıyorum
Valla bak ağlıyorum senin haberin bile yok.
—Ali Lidar

kar yagiyor disarda

sokak lambasina düsüyor
ve serçeler
üsüyor
….
disarda kar yagiyor
seni seviyorum.
— Behçet Aysan

9 Aralik 2013

Yüzün bulut görmemiş bir göldü.
Akıl almaz bir düzlüktü alnın, bir ufkunda gün batarken bir ufkundan ay doğan.
Tenin herkese çocukluğunu anımsatan bir masumluktu.
Bağ yaprakları arasında bir çift üzüm salkımıydı kulakların.
Gülüşün, derin bir gölün menevişlenmesiydi.
Herkesi geçmişiyle yüzleştiren bir vicdan, bir aşk olanağıydın bu azalan insan ülkesinde.
— Şükrü Erbaş

Umudum benim. Kadınım ! Çayı en güzel sen demlersin
— Cemal Sureya

8 Aralik 2013

Yüzün çiçeklerin en güzelidir Gözlerin bilinmez bir diyar gibi
— Sabahattin Ali

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Sabahattin Ali

Akşama, yalnızlığa, ayrılığa ne kadar uygun düşer bilemem:
Üşürsem kendimi yakarım.”
— Ergin Günçe

6 Aralik 2013

Ağzın ömrüm. Ağzın öptükçe derin
Konuşuyorsun, kanatlı bir karanfil dudakların.
Gözlerin iki dağ suyu güldükçe köpüklenen
İndiriyorsun kirpiğini upuzun bir güz.
Bir kapı önündeyim, girsem suç gitsem ayaz
— Şükrü Erbaş

5 Aralik 2013

İnsan beklerken nefes almaz, yutkunur.
—Barış Bıçakçı

4 Aralik 2013

Bilmiyorum ne vardı saçlarında..
Rüzgar mı delice eserdi,
Gözlerim mi öyle görürdü yoksa..
Saçlarının her hali hoşuma giderdi
— Özdemir ASAF

3 Aralik 2013

yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum.biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok.
—Arkadaş Zekai Özger

Dayan, sabır gerek
Yolun uzun, vakit kısa
Ölüm yakın.
— KafKef

2 Aralik 2013

Aşk meşru bir şey olamaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür.
— Cemal Süreya

Aşk… dedi. Hayatın içimizde gülümseyen yüzü.
— Ahmet Hamdi Tanpınar

Kim o, deme boşuna…
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Başdan başa sen.
— Özdemir Asaf

29 Kasim 2013

Yan yana, yana yana yürümek,
Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u.
— Özdemir Asaf

Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi.

Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de,
Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.
— Sabahattin Ali

Aşk sözcüğü zaten sözlükte sarmaşık demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa, aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri.
Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda. Dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur , çürütür, çökertirmiş.
— İskender Pala

28 Kasim 2013
“Müthiş bir şey oldu veya olacak. Şurada gördüğüm genç kız, bana, daha dünyaya gelmeden, daha dünyanın, daha kainatın teşekkül ettiği sıralardan tanıdığım birisi gibi geldi. Sana nasıl anlatabilirim. “İlk görüşte deli gibi aşık oldum, yanıyorum, tutuşuyorum” gibi laflar mı söyleyeyim?

Korkunç bir vaziyet karşısındayım. Onu bir kere gözden kaybedersem ölünceye kadar ömrüm yalnız aramakla geçer; ve herhalde bu müddet pek kısa olur. Of be! Saçmalıyorum. fakat fevkalade doğru söylüyorum. Onu bir daha hiç görmemek ihtimali en feci ve maalesef en akla yakın olanı. Düşün ki şu anda çehresini hatırlayamıyorum bile, fakat hafızamdan daha derin bir yerde onun bir taşa hakkedilmiş kadar keskin bir tasvirinin, akılların almayacağı kadar eski zamanlardan beri mevcut olduğuna eminim. Şu kalabalığın içine gözlerim kapalı olarak karışsam bir kuvvet beni muhakkak hiç şaşırtmadan doğru ona götürecektir.”
— Sabahattin Ali | İçimizdeki Şeytan

27 Kasim 2013

Rüzgar mı dedim…
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim.
Hemen düşüncelere dalmalısın.
Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.
— Özdemir Asaf

23 Kasim 2013

Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için: “Bu beni anlamaz” demişsem, bu sefer bu kadın için, “İşte bu beni anlar” diyordum…
— Sabahattin Ali | Kürk Mantolu Madonna

Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
— Turgut Uyar

22 Kasim 2013

Görüyorum ki, başka yollardan gittiğimiz halde ikimiz de aynı neticeye varmışız: İkimiz de birer insan arıyoruz, kendi insanımızı…
— Sabahattin Ali

Sen bir çay demle sıcacık.
Ben bütün soğuk yanlarımı;
Elimi, yüzümü, gönlümü alıp geleyim
— Mehmet Deveci

18 Kasim 2013

Sanki yetmiyormuş gibi güzelliğin
Bir de saçların düşmüş yüzüne.
— Orhon Murat Arıburnu

16 Kasim 2013

Bir biz varız güzel öbürleri hep çirkin
— Turgut Uyar

14 Kasim 2013

Yalnızlık hazır bulunmaz, oluşturulur. Yalnızlık, yalnız başına oluşturulur.
— Marguerite Duras, Yazmak

13 Kasim 2013

Modern hayat ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreder!
— Ahmet Hamdi Tanpınar

aslında buydu beni geliştiren, aşksızlık!
aşksızlık büyütür beni
yeni bir aşka doğru ve
öyle sanıyorum ancak birkaç yıl sürer
insanın sebepli umutsuzluğu
— Turgut Uyar

9 Kasim 2013

“…Tenimde, tenimin altında bir yerlerde, o şarkıdaki gibi saklıyorum onu. Bir düşte elimden tutuyor ama çok çok uzakta, göremiyorum bile… Nasıl olup da görünmeyecek kadar uzaktayken elini tutabildiğime şaşırıyorum…”
— Kürşat Başar

2 Kasim 2013

Ey insanlar! Şüphe yok ki, Allah’ın hesap günü hakkındaki vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatıcı şeytan da Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın. —  35/5

29 Ekim 2013

kötü anılar,iyi öğretmenlerdir..
— 11.derviş

Yokluğunda her sabah bozuk bir günaydın atıyorum çocukluğumdan kalma eski kumbarama.Geldiğinde sana güzel bir hoşgeldin almayı planlıyorum.
— Murathan Mungan

27 Ekim 2013

Zamandan dost olur mu?
(Olmaz), ardına bakmaz yürür
— KafKef

You can’t trust code that you did not totally create yourself.
— Ken Thompson

26 Ekim 2013

Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda

Konuğum ol, oturup
konuşalım bir akşam
ve uzatalım geceyi
sözün çubuğunu yakarak
— Ahmet Telli

25 Ekim 2013

Allah’tan başka her şey boştur.
Bütün nimetler çare yok elden çıkacaktır.
— Lebid bin Rebia (Radıyallahu anh)

Geriye doğru koşabilirsin
Ama akarsu dağlara hiç tırmanmayacak…
— Ahmet Erhan

24 Ekim 2013

Sevildikçe eksilirim ben, sevdikçe çoğalırım
Anlatamam, yatağıma alır uyuturum.
—  Ahmet Erhan

21 Ekim 2013

Saatlerim çarpık
günlerim çatlak
yılım yitik.
— Oruç Aruoba | Havada

20 Ekim 2013

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
— Turgut Uyar

15 Ekim 2013

Bulutların yerini doldurur yürümen, kuşlar kıskanır.
— Akif Kurtuluş

13 Ekim 2013

Aşk, yaşamı; cinayet, ölümü sıradanlıktan kurtarır.
— Ahmet Ümit

10 Ekim 2013

her şey sessizlikte kendi değerini bulur…
— 11.Derviş

6 Ekim 2013

Bana, insan yalnızca kendini anlayabilirmiş gibi geliyor. O da zaman zaman.
— Barış Bıçakçı

Şimdi yanında olsam, ağzını dinlesem, saçlarını giyinsem,
güzelliğinin göllendiği yatağı sevsem, sevsem…
— Şükrü Erbaş

İnsan… Öyle bir kelime ki fenalığını anlatmak için kendisinden başka bir kelimeye ihtiyaç yoktur.
— Sabahattin Ali

4 Ekim 2013

Ağlamak acıların yontulmuş biçimidir.
Hüzünse bir çocuğun gökyüzünü sevmesidir.
— Arkadaş Zekai Özger

2 Ekim 2013

Ben sevemezsem sevmek kimselerin elinden gelemez.
— Turgut Uyar

27 Eylul 2013

Bu yağmur dinmez bu gece.
Sen başını omzuma yasla, uyu istersen
— Tarık Tufan

24 Eylul 2013

yanarım üşürüm berbat olurum
hiç bir şeye yaramam
ama yinede seni severim
o zaman sende beni sev
— Turgut Uyar

22 Eylul 2013

Kişinin yaşamı, uzaklıklar ile yakınlıklar arasında yürür: kişi, ne yaparsa yapsın, hep, ya bir şeylere -birilerine- yaklaşıyor, ya da bir şeylerden -birilerinden- uzaklaşıyordur. hiçbir zaman, bir yerde -birileri ile birlikte- duruyor değil:hep yürüyor
— Oruç Aruoba

21 Eylul 2013

Dünyanın senden sonra nasıl olduğunu görmek istersen, senden evvel ölenlerden sonra ne olduğuna bak
— Hasan-ı Basri (radıyallahu anh)

14 Eylul
Az az ölüyoruz her gün.
Yağmurdan havadan söz eder gibi..
İnsanın her gün az az öldüğünü görüyorum,
her yanda gördüğüm insanların.
— Cahit Zarifoğlu

12 Eylul 2013

Boş bir caddede yürüme olanağı bile yok. Her köşe, her cadde öyle dolu, öyle dolu ve bu doluluk içinde öyle boş, öyle boş, öyle boş ki…
— Tezer Özlü

11 Eylul 2013

Ve bir bardak demli çayın, insanın yüreğini ısıtan şefkatine sığınıp, susalım.
— Tarık Tufan

10 Eylul 2013

Bir ölüm vefalı, bir de sonbahar.
— Cahit Zarifoğlu

9 Eylul 2013

yüreğinden konuşacaksan, sevgiyle konuş, öfkeyle sus…
— 11.derviş

7 Eylul 2013

Override the “equals” correctly, we are all instance of humanity.
— L.Erguder

6 Eylul 2013

Sen tutar kendini incecik sevdirirdin.
— Cemal Süreya |Hüznün Kuşları

27 Agustos 2013

Hasta olmak için katillerle konuşmaya gerek yok ki. Dünya gırtlağına kadar boka batmış durumda. Kiminle konuşsam hasta ediyor zaten beni.

— Ahmet Ümit | Kukla

25 Agustos 2013

Senin yüzün denize inen sokaklar
— İlhan Berk

Kitap okumayanlarla evlenmeyin.
Kitap okuyanlarla evlenirseniz boşanmayın.
— Murat Menteş

23 Agustos 2013

Yaşamda insanın kendisini bilmesi gibi erdem yoktur.
— Ahmet Ümit | Kukla

22 Agustos 2013

Umudun yaşamı güzelleştirdiğini söylerler, yalan. Umut düş kırıklığı yaratmaktan, gereksiz yere acı çekmemizi sağlamaktan başka bir işe yaramaz.İnsana gereken yalnızca gerçektir: basit, yalın ve kaba gerçek.
— Ahmet Ümit | Kukla

20 Agustos 2013

Biriniz akşam olsun, biriniz çay demlesin.

seni çay içerken izlemek
seni çay doldururken
seni demlerken çayı
kimseler inanmasa da düpedüz sevap
— Alper Gencer

18 Agustos 2013

Özlem, özleyenin özlenenin şu anda ne yaptığını —
ve, kendi ne yapacağını, bilememesidir.
— Oruç Aruoba

16 Agustos 2013

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
— 
Oruç Aruoba

15 Agustos 2013

ben çölü sende kaybedince bildim
çünkü ben uzaklığı sende kaybettim
yakınlığın nice gelse bana şimdi, kim
çölünden ne yağsa gönlüm şimdi, kum
çölün siyah gözlü kadını yeni magrip
başkasından çöle dönmüş eski hevese sahip
kendine düşme herkesin çölü peşinden gelir
mesafelerden değil geçen zamandan gelir
çölden istediğin boşluktan fazlası, neresidir
kimse kimsenin çölünü görmüyor, neresidir
ölde aradığın şey çölde bulduğun şeydir
bulduğun çöl kendini kaybedeceğin şeydir
başkasında düştüğün şehri gör, çölümü ver
yabancıda düştüğün rüyayı gör, çölümü ver
vaktinde hiç oldum ben, yokluğum bana yeter
— Haydar Ergülen

14 Agustos 2013

Her gülümseyişinde tüm ülkeye çay ısmarlayayım.
— Murat Menteş

13 Agustos 2013

Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.
— Sabahattin Ali | Kürk Mantolu Madonna

12 Agustos 2013

Gel birlikte aradığımız şeyleri bulalım.
— Turgut Uyar

10 Agustos 2013

Bu dünya sonludur, çünkü bu beden günahkardır, kirlidir. Saf ve ölümsüz olan sadece sevgidir. Bizi gerçek kurtuluşa götürecek olan da bu sevgidir.
— Ahmet Ümit | Kavim

8 Agustos 2013

İçimde, bir yolculukta tanışıp alıştığım, fakat pek çabuk ayrılmaya mecbur olduğum bir insana veda eder gibi bir his vardı.

— Sabahattin Ali | Kürk Mantolu Madonna

4 Agustos 2013

Aklın dünya limanına demir atmışsa gemin girdaptan kurtulmaz.
— KafKef

Bekliyoruz; umuyoruz; ummak istiyoruz.
Hayal kırıklığı hep bizler için olmasın diyoruz…
—  Ahmet Telli

Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz,tenhalık böyle…
—  Edip Cansever

2 Agustos 2013

Sen tane tanesin sevgilim
Denizim ben batık aşklarla dolu
— Melih Cevdet Anday

30 Temmuz 2013

Hiçlik şunu seslendirir bizlere : Hayat ve ölüm ne kadar iç içe.
Ne kadar kolaydır kıyamet.
Ne kadar kolaydır insanın cenneti.Ne kadar basittir insanın cehennemi.
Cennet ve cehennem : Hiç …

— Sinan Yağmur Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

28 Temmuz 2013

Gece, yalnızlığımıza çekilen gök-perdeyse
şiir içerdeki aydınlığımızdır.
— Şükrü Erbaş

“insan en çok sabahları arar sevdiği kadını”
diyor birisi, katılıyorum o sabahlara.
— Turgut Uyar

27 Temmuz 2013

Vallahi, biz senin yanında olmaktan memnunuz. Seninle birlikte şehadete yürümeyi şeref biliriz. Yezid’in zillet dolu dünyasinda yaşamaktansa , senin izzet yürüyüşünde bir toz parçası olmayı yeğleriz.

— Sinan Yağmur Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

26 Temmuz 2013
Umutsuzluktan korkarım, karamsarlıktan değil.
— Şükrü Erbaş

25 Temmuz 2013
Çay İçmeyen Adama Neden Güvenilmez?

Çay üç özelliğinden dolayı kutsal bir sıvıdır.
Birincisi; sınıfsız bir içecektir, ayakkabı boyacıları ile ceo’ların ortak içeceğidir. Sınıfsal kaynaşma sağlar. Her statüden insanın tükettiği bir sıvı olup, içecekte eşitlenmenin sembolüdür aynı zamanda. İkinci olarak zamansızdır; sabah kahvaltısında, öğlen yemeği sonrasında, akşam üzeri, yatmadan önce yani günün her saati içilebilen tek içecektir. Üçüncüsü; Muhabbetin demini aldırır. Çay olmadan yapılan sohbetlerin hiçbir tadının olmadığı malumunuzdur.

Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Yok ben çay sevmem, çayla aram iyi değildir gibi hezeyanlar delikanlı bireylere yakışmaz. Çay içmeyen adamı anlamak zordur. Eğer bir rahatsızlığı yoksa, ki çay sıhhat verir. O kişinin niye çay sevmediği bizim için ciddi bir sorun olarak masada duracak ve dostluğumuzu sorgulatacaktır. Zamansız-mekansız-sınıfsız bir içecek olarak çaya karşı yapılan bu haksızlık ve sevgisizlik bizi yaralar. Çay içmeyen adam şüphelidir. Ona güvenemeyiz. Çünkü ince belli bardakta tüten nefis dumanıyla, karanfil kokulu sıcak ve demli bir çayı yudumlamamış insan, Anadolu’yu, bozkırları ve kırılgan yağmurlarımızı tatmamış demektir, kırkikindilerle yıkanmamış, gökyüzünü tanımamış demektir. Çay içmemenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Çay içmeyen adama güvenemeyiz çünkü buralardan ve bu toprakların kadim içecek kültüründen fersah fersah uzaklaşmış bir adam bizi tedirgin eder.
Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız.

— Güven Adıgüzel

24 Temmuz 2013
İçimizde şeytan var. Can kırıkları var. Nefret var. Yalanlar var. Bir yanımız bizi çoktan terketmiş kaçıyor. Melankoli ve hüsran var. Keşke bazı geceler hiç sabah olmasa..
Sabahattin Ali

21 Temmuz 2013
İnsan cama uzun süre bakınca hep böyle olur, mutlaka bir yüz görür.
Daha doğrusu herkesin, asla göremeyeceği halde görmek istediği kayıp bir yüzü vardır.— Hasan Ali Toptaş

Sen bir mevsimin sanat eki,
Çeşmeler adın kokulu!
— Cemal Süreya

20 Temmuz 2013

Yaşıyorum, yaşıyorum da bitmiyor,
Bir tutam sakız oluyor ağzımda zaman..
— Turgut Uyar / Ölüme dair konuşmalar

17 Temmuz 2013
Uyuduk mu hepimiz eşit oluruz;
Ne tutku, ne gurur, ne umut.
— Melih Cevdet Anday

13 Temmuz 2013

Her şey yarım yârim.
— Behçet Necatigil

12 Temmuz 2013

Yalnızlığın özgürlüğündeyim , imanın samimiyetindeyim, aşkın yarasındayım ve derdin mucizevi gücündeyim.

— Sinan Yağmur Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

7 Temmuz 2013
Hangi şehirde yoksan ben kayboluyorum orada
— Ahmet Telli

6 Temmuz 2013
Hiçlikten koptuk geldik, sanki hiç yaşamamış gibi öleceğiz ve yine hiç olacağız. Ömrümüz ölüm ile hayat arasında hiçliğin saç telinde asılıdır. Kaderimizde hiç olmak var.

— Sinan Yağmur Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

4 Temmuz 2013

… Bilmez misiniz ki “Kötü insan korkuya itaat eder, iyi insan aşk-a biat eder. Allah’ın cemalini , Resulullahın yüzünü görmek isteyenler bizimle göç etsin. Ülkeler almak, ganimetler toplamak isteyenler geri dönsün, bizim kervanımız candan geçenlerin kervanıdır. ”

— Sinan Yağmur Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

30 Haziran 2013

Sevmek en güzel şarkıdır
Seni özlemek en kötü zamandır.
— Ahmet Telli

Çünkü aşk bir suçlamadır
sonuna kadar yaşanmamışsa
— Turgut Uyar

27 Haziran 2013

Yaşam kaybetmeyi öğrenme sanatıdır.
— Ahmet Ümit | Kukla

Acizliğim kusurlarım kendimdendir.
Güzelliklerim , iyiliklerim lütfundandır.
— Sinan Yağmur Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

26 Haziran 2013
when code is simple , bugs have no place to hide

24 Haziran 2013

Dönsen ve öpsem incitmeden
Alnının gücenik ülkesini
Benim ömrümsün sen, onurum, geleceğim..
Gitmek hangi acıyı onarır ki
Bilmez misin çare değil üzüntü.
—Şükrü Erbaş

21 Haziran 2013

Sırf içinde adın geçecek diye
yerli yersiz kurduğum cümleler var benim
— Arzu Eşbah

19 Haziran 2013

Neyi hatırlatır benim sana uzak bir bakışım
Bilirim
Aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz
Ölüme direnerek şimdilik.
— Turgut Uyar

16 Haziran 2013
İnsan denen mahlukun en iyi anladığı dil şiddettir.
— Ahmet Ümit  | Sultanı Öldürmek

Sevgilim.
Bu dünyayı ben uydurdum
Desem, sonrasını diyemiyorum.
Sevgilim, günün belli saatlerinde seni unutmayı deniyorum.
— Birhan Keskin

13 Haziran 2013
Gurbetteydim.
Dünya benim gurbetimdi..
Yolcuydum, misafirdim
—  Sinan Yağmur | Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

7 Haziran 2013

Sen kimbilir rüzgarlı eteklerinle kimbilir
Hangi iklimdesin
Ben sensiz bu sessizlikle
Deliler gibiyim
—Cahit Zarifoğlu

6 Haziran 2013

Cennet sessizdir, haz ise gürültü. Şehadet bizi nura çağırır, şeytan ise toz dumana. Ya Hakk’ın insanı olacaksınız ya da hazzın insanı. Haz, şeytanın ıslığıdır.
— Sinan Yağmur | Kerbela – Aşk’a Bela: Hz. Hüseyin

2 Haziran 2013

Beklenen daha gelmemiştir, özlenen artık gitmiştir.
—  Oruç Aruoba

28 Mayis 2013

Bugün pazartesi mi? Kapının, pencerenin durumu
Salıyı gösteriyor.
—  Edip Cansever

26 Mayis 2013
Sen aklıma düşünce bir rüzgar duyarım dolar içime ve göğsümde bir pencere hızla çarpar.. — —  Metin Altıok

25 Mayis 2013
Çakıl taşlı yollar yordu beni
Keşke yürüse yanımda Bişr-i Hafi
—  Kolera

23 Mayis 2013
Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmuru olmalı…
Ansızın veya keskin bir gök gürültüsü sonrası şehre düşen bir yağmuru ezberinde tutmalı insan.
—  Tarık Tufan

Ama unutma, taş duvarlar arasındaki karanlığımın senden başka penceresi yok!
—  Sabahattin Ali

20 Mayis 2013
Bitmiyor, sadece bazen -belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede- geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla. Asla bitmiyor…
—  Sabahattin Ali

O kadar güzelsin ki nasıl demesem,
yani işte susunca çıkmayan her şey sensin.
—  Alper Gencer

18 Mayis 2013

—  Sevmeye, önce saçlarından başlanacak.

Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.
—  İsmet Özel

Sen arşınlıyorken bambaşkaydı kaldırım.
—  İsmet Özel

14 Mayis 2013

Sonra belki çay içeriz. şansımız varsa yağmur da yağar.
Damlalara huzur yüklemece oynarız.
Benim damlam seninkini alnından öper.
Güzel şeyler olur belki.
Sen gel bence..
—  Lale Müldür

11 Mayis 2013
Deniz de bakım istiyor – artık: Orman da koruma – Yeryüzü de, merhamet!
—  Oruç Aruoba

10 Mayis 2013
Allahım ! Receb’i ve Şâban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır
—   Hazreti Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem)

8 Mayis 2013
Gene bırakıyoruz gece bizi baştan çıkarsın.
Çatılar gerisindeki gölgelerin ardında açık renk bir gölge gibi duruyordu gece.
—  Tezer Özlü

5 Mayıs 2013
Neden bu güzel bahar sabahı senden ayrıyım
—  Cemil Meriç

3 Mayıs 2013
Aşka verdiğim resitalimde sendin sazıma mızrap.
—  KafKef

1 Mayıs 2013

İşçiye ücretini, alnının teri kurumadan veriniz.
— Hazreti Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem)

28 Nisan 2013

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!
—  Haydar Ergülen

Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
—  Turgut Uyar

27 Nisan 2013
Şimdi yalnızca can sıkıntısı
her
yer;
gece yarısı
—  Birhan Keskin

26 Nisan 2013
Onunki sadece hasret.İnsana duyulan aşk ölümlüdür, tıpkı beden gibi. Ölümsüz bir aşk için ölümsüz bir varlığı sevmek gerek
—  Ahmet Ümit | Bab-ı Esrar

23 Nisan 2013

Biraz çay soğuklarda.
Ne kadar acı şu dünya
— Behçet Necatigil

21 Nisan 2013

Baban da öyleydi, az yer, az içer, az konuşur, çok dinler, çok okur, çok düşünürdü. Bedeninden çok, gönlünü beslemeye çalışırdı. Çünkü beden tüketir, gönül ise çoğaltır.
—  Ahmet Ümit | Bab-ı Esrar

20 Nisan 2013

Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.
— Turgut Uyar

19 Nisan 2013

Birini sevmek onu kültürüyle birlikte sevmektir.
— Ahmet Ümit | Bab-ı Esrar

17 Nisan 2013

Ben kim, dünya kim. Dünya ile benim misâlim, bir ağacın altında gölgelenip sonra terkedip giden yolcunun misali gibidir.
— Hazreti Muhammed(sallallahu aleyhi ve sellem) Hadis-i Serif, Tirmizi

Senin suçun değil, bütün yetişkinlerde oluyor. İnsanlar büyüyünce hislerini duydukları güven azalıyor. Görmedikleri, dokunmadıkları, işitmedikleri, koklamadıkları, tatmadıkları şeylere inanmıyorlar. Hayal kurma yeteneğini kaybediyorlar. Mucizelerin gerçek olamayacağını düşünüyorlar. Sen de öyle oldun.
— Ahmet Ümit | Bab-ı Esrar

16 Nisan 2013

Vakit nisan ortasında bir akşam.
Mehtap ettiğinden bihaber.
— Turgut Uyar

Bugün yağmur
Bir kadın saçıdır
Yeryüzüne dökülen
Upuzun ince ince
Karanlık kokulu
— Bülent Ortaçgil

15 Nisan 2013

Bu yağmur dinmez bu gece.
Sen başını omzuma yasla, uyu istersen.
— Tarık Tufan

14 Nisan 2013

Mevsimin suçu yok, yokluğun soğuk.
— Murathan Mungan

12 Nisan 2013

Çay içiyoruz
mutlu bir sessizlik içinde.
— Cevat Çapan

7 Nisan 2013

Ayakların şık durmuyor öyle bitişik yere
— Alper Gencer

5 Nisan 2013

Oysa bütün mahlukat sabrın ipliğiyle bağlıdır birbirine. Dünya sabırla döner. Çünkü güneşin de aynı zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için sabır denizinde yüzmeyi öğrenmen lazım. Çünkü sırlar sabır denizinin dibinde saklıdır.
— Ahmet Ümit | Bab-ı Esrar

1 Nisan 2013

Ruhu,onu kandırmaya kalkıp, Sevgilin kim ki dönüp gideceksin?
Dünyada ondan güzel neler var.
— Oscar Wilde | Balıkçı ve Ruhu

29 Mart 2013

Aşk bilgelikten daha iyi ve zenginlikten daha değerli ve insanoğlunun kızlarının ayaklarından daha güzeldir.
— Oscar Wilde | Balıkçı ve Ruhu

28 Mart 2013

Bedenin aşkı kirlidir.
—  Oscar Wilde | Balıkçı ve Ruhu

27 Mart 2013
Some people walk in the rain, others just get wet.
— Roger Miller

26 Mart 2013

Seni sevmek ne güzel!
Kadınım, yârim
İpekböceği sesli sevgilim!
— Cemal Süreya

24 Mart 2013

Benîm gamze tuvânî ki katl-i âmkunî
Neûzübilleh, eger gamze-râ tamâm kunî
Lâ Edrî

Sevgilinin şöyle güçsüz ve küçücük bir gamze kırıntısı bile âşıklar arasında katliama sebep oldu.
Allah korusun, gamze ya bir de tamam olsaydı ?!.
— Iskender Pala | Kitab-ı Aşk

22 Mart 2013

Yok gibisin, benim yok-sevgilim
Yoksa başka bir gezegenden mi
Geldin
Benimle uyu, kanatlarımız
Birbirine değsin
Yok istediğim başka hiçbir şey
Bu esrarengiz loşlukta.
— Lale Müldür

20 Mart 2013

We think too much and feel too little.
— Charlie Chaplin

19 Mart 2013

Kadınlarla uğraşmaya gelmez. Onları anlamak, ikna etmek, değiştirmek için harcanan emek boşa gider. Bir kadın seni ya sever ya sevmez. Seviyorsa teşekkür edeceksin, sevmiyorsa boynunu eğip kaderine razı olacaksın. Başka türlü davranmak, direnmeye çalışmak bir erkeğe mutsuzluktan başka bir şey getirmez.
— Ahmet Ümit |  Aşk Köpekliktir

“Kendini kandırma dostum” diyorum. Sen mutlu falan değilsin. Tersine, sen çok mutsuz bir adamsın.Yaşamda zevk aldığın şey o kadar az ki, kendini sadece işine ve yemeğe vermişsin…”
— Ahmet Ümit |  Aşk Köpekliktir

“Senin ki pek geçmişe benzemiyor ama…”
“Çünkü yarım kaldı…”
“Yarıda kalan aşklar geçici değil mi ?”
“Değil galiba… En azından ötekilerden daha uzun ömürlü…”
“Taraflardan biri için…”
— Ahmet Ümit | Aşk Köpekliktir

Zaman, insanla oynamayı seven hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır.
— Ahmet Ümit  Aşk Köpekliktir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *